Acaba Kim Engelli?

Telefon çaldı. Açtım Sibel. Hıçkırıklar içinde ağlıyor. Paniğe kapıldım.

 

 

 

-Ne oldu, birine bir şey mi oldu? Sibel zor konuşuyor.

-Yok yok biz iyiyiz, her şey yolunda merak etme.

-E peki ne oldu? Niye ağlıyorsun?

Başlıyor anlatmaya. Kızı Naz’ın okuluna veli toplantısına gitmiş. Toplantıda birkaç veli, sınıf öğretmenini bir kenara sıkıştırmış; “Vallahi bizim çocuklarımızın psikolojisini etkiliyor. Bu kızı ya başka sınıfa alın, ya da kendi gibilerin olduğu başka bir okula gitsin”. Kendi gibilerin!!! Sibel hemen anlıyor Ahu’dan bahsedildiğini. Kızının en yakın arkadaşı. Adı gibi tam bir Ahu diyor Sibel. Sap sarı kıvırcık saçları, yem yeşil kocaman gözleri. Üstelik zehir gibi zeki bir çocuk. Ama sol eli, bileğinden yok. Doğuştan bir durum. Ailesi o kadar güzel bir şekilde yetiştirmiş ki çocuklarını, Ahu son derece özgüveni yüksek, başarılı ve sevilen bir çocuk olmuş. Elinin yokluğunu da çok güzel idare edebiliyormuş. Hatta kendiyle dalga bile geçiyormuş. “e her güzelin bir kusuru olur” diye. Naz gibi çevresindeki duyarlı arkadaşları da onun bu durumuyla ilgili en ufak bir rahatsızlık hissetmemesi için var güçleriyle uğraşıyorlarmış. Çocuklar bu kadar duyarlı yaklaşırken, ebeveynlerin bu kadar acımasız olması gerçekten çok yaralayıcı diye anlatıyor Sibel. Tanık olduğu konuşma onu çok etkilemiş. Ailesinin yerinde olmak istemem diyor. Tabii ortalık karışmış, bir tarafta Ahu’dan yana en ufak rahatsızlığı olmayan bir çoğunluk, diğer tarafta sözüm ona çocuklarının psikolojisinin bozulduğunu iddia eden azınlık. Neyse ki, sağlam bir duruş gösteren öğretmenleri sayesinde bu olay ne aileye ne de Ahu’ya yansıtılmadan kapatılmış. Ama Sibel aynı durumda olan benim çocuğum da olabilirdi, bu nasıl bir zalimlik diye isyan ediyor. Biraz empati göstermek gerekiyor diyor. Haklı da. Sırf göz zevklerini! bozuyor diye, neden bu kadar başarılı, pırıl pırıl bir çocuk dışlansın? Üstelik bu çocuğun zekayla ilgili bir problemi de yok. Neden, rahatsız olan ailelerin deyimiyle “kendi gibi”lerin! Okuluna gitsin? Kendi gibileri !!! ne demek? Aslında böyle acımasız yaklaşımlara maruz kalan sayısız aile var ülkemizde. Kendileri engelleri aşmayı başarırken, karşılarına çıkan dev duvarlar nedeniyle hayata küsen.

Türkiye’de nüfusun yaklaşık 12.50’u engelli. Oldukça ciddi bir oran. Ve nice çocuk veya genç sırf bu tarz olaylarla karşılaşmamak, öteki olmamak adına evine kapanıyor. Kapanmak zorunda kalıyor. Oysaki Avrupa’da engelliler sosyal hayatın bizzat içinde. Kimse onlara uzaylı muamelesi yapmıyor, yapamıyor. Buna gelişmişlik deniyor. Sizce bu öyküde kim engelli oluyor?