Herkesin Bir Gidesi Var

Eskiden büyük şehrin kahrından bıkanlar emekliliklerine yakın ya küçük bir sahil kasabasına yerleşme ya da eğer köyü varsa, köyüne dönme planı yaparlardı. Şimdilerdeyse gencinden, yaşlısına herkesin dilinden “buralardan gitmek istiyorum” cümlesi dökülüyor.

 

 

 

 

 

 

20 yaşındaki Ayşin de aynı söylemde, 40 yaşındaki Murat da, 70 yaşındaki Güler hanım da. Gelecek endişesiyle ülke değiştirme planı yapanlar ayrı bir durum. Peki ne oldu da insanlar bu kadar erken yaşta bu noktaya geldi? Bu kadar yoruldu, pes etti? Çoğunlukla ekonomik nedenler ilk sırada yer alıyor. Büyük şehirlerde hayat şartları malum. Kiralar aldı başını gidiyor. Çocuğun okul masrafları, yeme içme, ısınma, ulaşım derken insanlar ciddi bir geçim sıkıntısı yaşıyor. Bir de bu sorumluluğun altındaki kişinin işsiz olduğu göz önüne alındığında gerçekten tatsız bir tablo çıkıyor ortaya. Geçenlerde yazmıştım, Türkiye” genç işsizler” cenneti diye. Özellikle de eğitimli gençlerde işsizlik oranı hayli yüksek. Hele bir de işsiz erkek olunca… Sorumluluk bu kez kadının omzuna yükleniyor. Özellikle İstanbul’da sadece kadının çalıştığı hane sayısı son yıllarda iyice arttı. Nice müdür, üst düzey yönetici konumunda, iş bulamadığı için evinde oturan erkek var.

Erkek eve para getiremeyince doğal olarak huzursuzluk başlıyor ve iş boşanmaya kadar gidiyor maalesef. İşte bu noktaya gelmemek ya da bu zor durumdan kurtulmak adına aileler küçülme kararı alıyor. Küçülme demek, büyük şehirden kaçmak demek birçoğu için. Bir arkadaşım yazın 3 ayını egede bir kasabada geçiriyor her sene. “Biliyor musun o 3 ay boyunca, her ay en az bin lira tasarruf ediyorum” diyor. Artık sadece yazları değil, bütün hayatlarını orada geçirme kararı aldılar. Okul çağında çocuğu olanlar da, artık bu kadar cesur kararlar alma noktasındalar. Taşınmayı planladıkları yere yakın güzel okullar olduğunu, çocuklarının daha mutlu bir hayat süreceği görüşündeler. Hasbelkader büyük şehirde bir ev sahibi olanlar şanslı. Onlar evlerini kiraya verip, gidecekleri yerde daha uygun koşullarda bir ev bulup, yaşama planındalar. Görünen o ki kimsede ne iş hırsı, ne de o hırsı besleyecek güç kalmış. Varsa yoksa geçim derdi, mutluluk, huzur arayışı.

Mutluluk, huzur arayışı derken, Selim diye 26 yaşında bir arkadaşım var. Çok iyi bir yerde çalışıyor ama ne zaman görsem çok mutsuzum diyordu. Geçenlerde bir haber aldım. Selim işi bırakmış, tası tarağı toplayıp Datça’ya gitmiş. Duyduğuma göre mutluymuş! Sevindim onun için. Ama bir yandan da şaşırdım doğrusu. Daha hayatın ilk basamağında nasıl bu kadar radikal bir karar almış diye? Aslında aynı durumda olan daha bir sürü Selim var memlekette.

Durum bu. Kimi ekonomik nedenler, kimi mutluluk adına bu yolculuğa çıkmaya karar veriyor. Amacı hangisi olursa olsun tek bir şey var söylenecek. “Herkesin yolu açık olsun”.