Ne olacak küresel yoksulların hâli?

      Her yıl olduğu gibi, 2017 yılının Davos’una (23-26 Ocak) kapsamlı bir yoksulluk raporu sunan İngiliz Uluslarası Yardım Kuruluşu Oxfam’ın İcra Kurulu Başkanı Winnie Byanyima “Milyarder patlaması gelişen bir ekonominin işareti değil başarısız ekonomik sistemin belirtisidir” demiş.

   Byanyima’nın milyarder patlaması dediği şey raporda etraflıca anlatılıyor. Dünya servetinin yüzde 82’si “en zengin” sınıfına giren yüzde 1’in elindeymiş. Eh, hâl böyle olunca milyarder sayısı da rekor düzeyde artmış. Rapora göre, Mart 2016-2017 arasında milyarder sayısı iki günde bir artmak kaydıyla 2 bin 043’e ulaşmış. Bunların arasına Türkiye’den katılan oldu mu, şimdilik bilmiyoruz. Eminin vardır.  

   Şimdi, hep birlikte sıkı duralım: 2017 yılı küresel toplam servetin –ki dünyanın yoksulları dahil yetmiş iki milletin, bu arada bizlerin emeğinden süzülmüştür- yüzde 82’si “en zengin” yüzde 1’inin eline geçtiğine göre, dünyanın yüzde 99’u kalan yüzde 18’i kendi içinde adaletsiz, dengesiz dilimler hâlinde, paylaşıyor. 3,7 milyar yoksul ise bu paylaşımdan da yararlanamıyor.

 DAVOS DEDİĞİN LAKLAKA…

    Davos mâlum; iş, siyaset, devlet, finans âleminin önde gidenlerinden oluşan “küresel kremanın” her yıl buluştuğu İsviçre’nin dağ kasabası. Burada düzenlenen “Dünya Ekonomik Forumu”nda esas olarak zenginlerin dertlerini kapsayan dünyanın “yüksek sorunları” konuşulur, ekonomilerin vaziyeti gözen geçirilir.

   Siyasetçiler panellerde birbirleriyle tartışır, hırlaşır, eteklerindeki taşları döker. Bu işlerden zaman kalırsa, bir taraftan resepsiyonlarda havyarlar kaşıklanırken diğer taraftan “Ne olacak dünya yoksullarının hâli”ni araştıran “vah vah” lı raporlar üstüne fikir yürütülür, sözüm ona, çare aranır; ama bulunduğu görülmemiştir!

   Çünkü, bu kasabada her yıl boy gösteren devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar, iş adamları, bankacılar, büyük ihale avcıları, nüfuz simsarları, geri kalmış ülkelere “sıcak para” pazarlayan “serseri fon” çakalları filân…

   Bunların küresel, nam-ı diğer “neo emperyalist” sistemin tasarlanmış ekonomi politikalarıyla yarattığı “kurumsal yoksulluk” ve ileri- geri tüm ülkelerde çığ gibi büyüyen yoksul yığınlarıyla uzak yakın ilgileri yoktur. Ol sebeple, Davos’un bu yılı da yoksulluk ve yoksullar açısından “yüksek düzeyli lâklâk” ile geçiyor.

YA MEMLEKETİN HÂLLERİ !

      Ben, ekonomi basınının zenginlerden daha fazla, yoksulluğu, yoksulları yazması gerektiğini düşünen bir gazeteciyim. Politik ekonominin, kalkınma eksenine kaldıraç olarak yoksulluğu oturtması gerektiğini düşünürüm. Ekonomik, sosyal kalkınma için zenginin değil yoksulun zenginleşmesi önemlidir. Politik ekonomi tasarımlarının “göz’ü, gez’i, arpacığı” bu stratejik hedefe ayarlanmalıdır.

   Diyeceğim; ama bir hayali kovaladığımın da farkındayım. Farkındayım; çünkü Türkiye gibi, milli gelirin önemli ölçüde adil paylaşım sağlayıcı meşru, kitle kapsayıcı politikalarla değil, siyasi avanta, kayıt dışı işler, iktidar yalaklığı, yolsuzluk, rüşvet gibi mekanizmalarla “azınlığa” dağıldığı bir ülkede, biz şimdi kalkıp zengin menkıbelerinden başı dönen “medyaya” ve iktidara dert mi anlatacağız!

   Gerçi, önceki iktidarların da böyle meseleleri pek yoktu; gelir dağılımını oluruna bıraktılar; lâkin, şimdiki tuz biber ekti. Türkiye nüfusunun “en yoksul” yüzde 20’lik diliminin milli gelirden aldığı pay yüzde 6,2. “En zengin” yüzde 20’lik dilimin payı ise yüzde 47,2. Zengin-yoksul farkı 7,7 kat. Nüfusun yaklaşık yüzde 30’u yoksulluk sınırının veya yoksulluk riski altında hayata tutunmaya çalışıyor. (TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2016 yılı.)

     Yoksulluk sınırı iki veriyle belirleniyor: Günde 2,15 dolar veya 4,30 dolar. Satın alma gücü paritesi denen göz boyama hesaba vurulduğunda sırasıyla günde 2,66 veya 5,33 lirayla yaşamak anlamına geliyor. Ayda kabaca 80 ilâ 160 lira arası.

   Bunlar teknik veriler. Sahadaki yoksulluk, yoksunluk neredeyse nüfusun yarısını kapsıyor.TÜİK, Türkiye’deki gelir dağılımı sefaletini daha açık sergilemek için, yüzde 20’lik dilimleri yüzde 10’a, yüzde 5’e indirse, tablo en azından küresel rezilliğin oranlarına yaklaşacak.

   Yarın sona erecek olan Davos laklakasına katılan ülkelerin kodamanları bu yıl da küresel soygun düzeninin yol açtığı ağır eşitsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi göz yaşartıcı sorunları konuştular. Geçen yıl da konuşmuşlardı, önceki yıl da… daha önceki yıllarda da… Sonuç, Davos’lar bitmez, yoksulluk tükenmez, milyarderler “yemekten” patlar!

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar