Şanghay’a özenirken

Avrupa Birliği’nden kopma söylentileri öyle yoğunlaştı ki, nereye varacağımızı sorgulamamak mümkün değil. Avrupa’yla büyük sorun yaşadığımız 21. Yüzyılın başında

bu sorunu aşmakta bugünkü iktidarın etkili olduğunu anımsamamak mümkün değil. Arkasından ABD ile BOP (Büyük Orta Doğu) tasarısına katılmakta da bu bütünleşme etken sayılmıştı. Yani Türkiye’den Batı’ya doğru bakış ve yönelişin etkisini hep yaşadık. Ben hep, 2011’de yaşadığımız “Arap Baharı” hayaliyle bu bağlılığın sona erdiğine inandım.

İngiltere’nin kopuşunun arkasından Avrupa Parlamentosu ve kurumlarının basın özgürlüğümüz konusundaki yoğunlaşan eleştirilerini de izledikçe endişem arttı. Yeni Türkiye’yi Osmanlınınkine benzer bir yönetime sokma tutkusu yoğunlaştırıldıkça kopma eğilimi de güçlendiriliyordu… Ama nereye?.. Suriye ile Musul’la olacak şey değil… Şehit ve kurban vermenin  çözüm değil çözümsüzlüğü kışkırttığı fark ediliyordu. Uçağıyla 300 kezden fazla bütün dünyayı dolaşmış olan Cumhurbaşkanımızın bu konuda en az temasta bulunduğu Rusya ile ilişkiyi geliştirmesi ve gelecek için Batı’ya değil Doğu’ya yönelmenin işaretlerini vermesi yepyeni bir ufuk açtı: Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan.

Tam bu ortamda Türk Sanayiciler ve İşadamları Derneği TÜSİAD’ın uluslararası koordinatörü ve Avrupa Birliği Temsilcisi Bahadır Kaleağası Cumhuriyet’te bir açıklama yaptı:

“Şanghay Beşlisi Avrupa Birliği’nin alternatifi olamaz…

İhracatımızda : Avrupa Birliği % 49’lık  50.5 milyar Dolarla birinci; diğerleri % 47 ile 50 milyar Dolarla ikincidir; Şanghay Beşlisi’nin payı % 3.72 milyar Doları aşmaz

İthalatımızda: AB dışı ülkeler % 39.1 le 54.1 milyar Dolarla birinci; AB’liler 39 milyar Dolarla ikincidir… Şanghay Beşlisinin payı ise 28 milyar Dolara yaklaşıyor.

Açıkçası piyasalarımız bol Çinli malıyla dolu. Ancak 3.72 milyar dolarlık satış yapıp kendi piyasasına 22 milyarlık mal kabul eden toplum o sistemin içerisine girerse neyin en üstüne çıkacaktır?”

ABD’YE  ÇİNDEN  BAKIŞ  MI?

“Şanghay Beşlisi” diye gündeme getirilen birlik, bütün dünyaya barış içinde  ve dostça bakmayı adet edinmiş Atatürk’ü bile şaşkına çevirecek bir öneri olarak tartışmaya sunuldu.. Çin, Rusya ve diğer Asya ülkelerinde görev yapmış bir akademisyen olarak Barış Doster’in altı ay kadar önce Tarihçi Kitabevi’ndeki konferansını hatırlamamak mümkün değildi. Demokrasi değil Sosyalist diktatörlük yapısı olan Çin’in ekonomi alanında birinci olan ABD’den hemen sonra  dünyada serbest piyasa düzeninin dünyadaki üçüncü gücü olduğunu belirtmişti. Üstelik bu amaçla Amerikayla tam bir işbirliği içinde olduğunu da… Hem de siyasete hiç bulaşmadan serbest piyasa düzeninin işlemesi için…

Sadece Doların artışıyla dış borcu 185 milyar TL artan bir ülkeyiz…Türkiye’nin toplam dış borcunun 411.5 milyar Dolar olduğu da ben bu yazıyı kaleme alırken (3.4161 esasından) ilan ediliyordu. Daha da eklenecek mi???

Otomobil’i olmayanımız bulunmadığına göre Benzin’in litresine yapılan zamdan etkilenmemiş kimse kalmamış olamaz. Kapanan dükkan sayılarını AVM’leri anlatacak değilim, Buna karşılık indirim ilanlarının yoğunluğunu da göz ardı edemeyiz.

Tüm çocuk montlarında yüzde 50’ye varan indirim…

Credit Suisse’e göre son bir yılda Türkiye’de dolar milyarderi sayısı 29’a çıkarken kişi başına düşen senet 1511 Dolar azaldı, borç 445 Dolar arttı…

Uluslarası Politika uzmanı deneyimli hariciyeci Şükrü Elekdağ “Şanghay’a üye olursak yıkıcı zararlara uğrarız” demekten kendini alamadı.

İnsan, Orta Asya’nın birbirini izleyen kuraklık ve sel baskını felaketleri yüzünden Hunları ve Türkleri göçe zorladığı dönemi anımsamaktan kendini alamıyor. Onları durdurmak için Daha İsa’dan 200 yıl önce 2600 kilometre uzunluğundaki Çin Seddi’ni inşa etmişlerdi. İnsanlık mimari tarihinin en ünlülerinden olan bu eser bir kısmına geçme imkanı vermiş, geçenler de zaman içinde Çinlileşip erimişlerdi.

Günümüzde Çin Seddi’nin Dolarlarını aşabilsek bile sonunda ne olacağını tahmin edebilir misiniz?

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar