Konunun derinine varınca  

Geçen yazımda bahsettiğim Abdülhamid konusu öyle bir tartışmaya yol açtı ki, zamanında kendisine bütün dünyada yakıştırılan en ağır suçlamalar yazılara konu oldu.

İstiklâl Marşı’mızın yazarı Mehmed Akif’in, benim görmemiş olduğum bir şiirinden dizeler aktaran de çıktı:

 “Ne yüce kavm idik; yazık ki sen geldin sefil ettin… Bütün gelecek ümidini imkânsız kıldın yok ettin… Rezil olduk… Sen ey kanlı kâbus, sen rezil ettin…”

Mustafa Armağan da Derin Tarih dergisinin Ağustos 2016 sayısındaki önsözünde Tekerrürcülük’ü “Yetişin Abdülhamid’i Deviriyorlar” başlıklı yazısıyla tazeledi:

 “Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılan hainliklerle Sultan 2. Abdülhamid’e karşı yapılan suikastler ve darbe girişimleri arasında kurulan bir net bağlantı iki ciltlik “Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı”  adlı kitabımın birçok yerinde zikredilmişti. Vaktiyle Abdülhamid   Han’a “Firavun” diyenlerin bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yine “Firavun” diyenlerden farkı neydi sahi?.. Her iki zihniyet de aynıydı ve meşru bir yönetimi devirmek için bir gerekçe olarak tarihteki klişelere sarılıyor ve onları silah olarak kullanmaktan çekinmiyordu.

Neyse ki tarih var da Sultana yazılan rezillikleri artık biliyoruz. Suikastlerin hem içerdeki iş birlikçilerce hem de dışardaki Lobicilerce nasıl elleri kızarırcasına alkışlandığını da 

Lakin Artık Yeter!.  Diyordu  halk, 140 yıl önce Sultan Abdülaziz’in başını aldınız, 107 yıl önce Sultanımızı başımızdan aldınız, 55 yıl önce mazlum Başbakanımızı  idam sehpasında sallandırdınız ama artık size bir yeni kurban vermeyeceğiz. Onu korumamıza alıyoruz!

İşte onun için

  • Abdülhamid’i deviriyorlar, yetişin

Diye bağıran gencin Kısıklı’daki kısık sesinde bütün bir tarih halka otağ kurmuştu. Bu ses milletin tarihin derinliklerinden gelen ortak  sesiydi.”

NEDEN ATATÜRK YOK ?

Değerlendirmeye ek not: “Ne hazin hikayeler ki sayfalar ciltler dolusu… 15 Temmuz tarihe Çanakkale ve Kut-ül Amare’nin kardeşi olarak geçecek.”

Bir süre önce dergisinde Atatürk’e, İngilizlerle işbirliğiyle zafere ulaştığı suçlamasını yakıştırmış olan M.Armağan’ın yine de Kurtuluş Savaşı’nı dışladığı fark ediliyor.  tarihimizin en önemli olayları olarak Osmanlı Devleti’nin batışına varan ortamın son üç yılında gerçekleşen iki galibiyeti Abdülhamid ile birlikte övmesi Tekerrürcülük’ün tam örneği. Ama yaptığı hatayı anlamış olmalı ki dergisine ek olarak sunulan küçük boy kitabın başlığı şöyle:

“Ey Türk düşmanını tanı: İngilizlerin Osmanlı’yı yıkma planları İNGİLİZ TUZAĞI”

Süleyman Kocabaş isimli yazarın 1780’lerden itibaren incelediği konuda Atatürk adının bir kez bile geçmemesi dikkatlerden kaçmıyor.

“Derin”niteliğinin “Tekerrürcülük” ilkesini belirlediğini anımsatan bu sunuşlara ek olarak, 19.Eylül gecesi tamamen rastlantıyla televizyonda Akit kanalında da bir değerlendirme vardı. “Saklanan Tarih” programında tarihçi Ahmet Anapalı “Atatürk’ün kahraman olmadığını” söyledi. İstiklal Savaşı için onun değil, Sultan Vahidettin’in daha önce görevlendirdiği Kazım Karabekir’in görevlendirildiğini ileri sürdü. Bu arada, Atatürk’ü ziyarete gelen İngiliz Kralı’nın onun elini öptüğüne ait bir fotoğraf da sunulmaktaydı.

Ne yazık ki, bu pek kısa görebildiklerime başka ne gibi ekler yapılmış olduğunu bilmiyorum.

İdama mahkum edilişinden… Saray adına Bâbıâli’den gönderilen heyetle Sevr’in imzalatıldığından hiç bahseden yok.

Tabii ki hiç biri İstanbul’u terk edip tahtını Bursa’ya yerleştirmesi önerilen Sultan Vahidettin’in bu takdirde  “Türkiye’nin sahibi ve hakiki efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür…” ilkesini benimseyip benimsemeyeceğini gündeme getirmek istemiyor.

               

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar