Tarih’e Tekerrür’cü bakış

Tarih Tekerrür’dür deyimini iki türlü kullanan vardır:

İnsanlık tarihinin uzun süreli değişim esaslı olduğunu, bugüne varışı birçok neslin birbirini tamamlamasının sonucu kabul edenler…

Bir veya iki nesillik kendi yaşamı içinde rastladıklarının hemen en ileri çözüm getireceğini sananlar… Ve özellikle daha önceki neslin başarı saydığı erişimlerine dönüşü hayal edenler.

Örneklerini tabii ki kendi toplumumuz üzerinden sunacağım.

Türkler, üretim ve yaşam şartları kötüleşmiş Orta Asya’dan göçe başladıktan en az bin yıl sonra Osmanlı’ya “Devleti Ebed Müddet” niteliğini kazandırarak zirveye oturmuşlardı. Arapların , Perslerin, Yunanlıların, Romanın tecrübelerinden ders alarak.   En az üç yüz yıl da onlara ders vermişlerdi. Dünyayı yöneltmekte bu iddialılar yepyeni bir Rönesans (Yeniden doğuş) süreci başlatıp Aydınlanma akımını başlatıp 4-5 yüz yıllık bir süreç sonunda zirveye yerleşmeyi başarmışlardı. İki tarafın da Doruğa yerleşmekle “muhafazakâr = tutucu” taktiğe kapılması doğaldı. Yeni yapının zarar getirmemesi için kendi içlerinde eskinin örneğini – tekerrürü - aynen canlandırma tutkusu bozgunlarının temel sebebi olmuştur.

  1. yüzyılın ortasından itibaren geri kaldığını fark eden Osmanlı, eskiyi aynen devam ettirme kararlısı – özellikle Yeniçerilerin – kesimin tutuculuğundan ancak 100 yıl sonra kurtulabilmiştir. Başka çare kalmamış olduğu için Tanzimat, Avrupa örneğinde yenileşme süreci başlatılır. Yüz yıla yakın bir sürede eski usule dayalı tekerrürü deneyenler ile yenilikçilerin çatışması sadece Osmanlı Devletinin Sevr ile tarihe karışmasıyla sonuçlanır.

Otuz kadar ayrılıkça cemaat özgürlüklerine kavuşurken tek bu hakkın tanınmadığı Türk’dü.

Yine de Tanzimat’ın yenileşme sürecinde yetiştirdiği genç nesil, dünyayı hayretler içinde bırakan Kurtuluş Savaşı ile Türkiye’yi kurtardı… Ve en büyük ilkesi de “Yurtta Sulh, Cihan’da Sulh” diyerek, tekerrür mantığını tamamen red etmesi oldu. Bunun en belirgin örneği, yok olmasına sebep olan Dünya Savaşı’nın ikincisine katılmayı reddidir.

ULU HAKAN’A ULAŞIP…

En saygılı Avrupa devletlerinden sayılır ve İslam âlemine de örneklik yaparken, Türkiye’nin kendi içinden, yüz yıl önceki Osmanlı’ya özenen “tekerrürcülük” akımının hızlandırılması, düşünür kesimimizin rahatsızlığını yansıtıyor.

On yıldan fazladır, Cumhuriyet’in yüzüncü yılında Osmanlı’ya dönüleceğini ileri sürenlerin yoğunlaşması artmıştı. Son günlerde bir hastaneye isminin verilmesi ve de 174. doğum yılı vesilesiyle Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) anılması havayı karıştırdı. Hem de bir hafta sürecek sempozyumu T.Büyük Millet Meclisi’nin düzenlemesi sebebiyle.

Yanlış anlaşılmasın, Sultanın anılmasına karşı çıktığım sanılmasın. Onun hakkında en ayrıntılı 567 sayfalık kitabımın yanı sıra sayısız makalem de vardır. Üstelik “Hâinname” kitabımda tarihimizde hain sayılacak kimse olmadığını da belirtmişimdir. Dolayısıyla bir tarih toplantısına konu oluşturması doğaldır. Ancak bu toplantı vesilesiyle Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın açılışta “Hafızasını yitiren bir millet, kültür ve medeniyetini yitirmiş demektir” değerlendirmesi düşündürücüdür. İster istemez günümüz politikasına “Tekerrürcü” bakışı yerleştirme tutkusunun siyasilerce ön planda tutulduğunu düşündürüyor.

Adının hayatında hiç bulunmadığı bir bölgedeki 3. Köprü’ye Sultan Selim adının verilmesi kafaları ne kadar karıştırdıysa, bütün ömrünü Yıldız Sarayına kapanarak geçirmiş birinin Haydarpaşa’ya yerleştirilmesi de modası geçmekte olan 2023 amacının canlandırılmak istendiğini düşündürüyor.

Abdülhamid 1877-78 yenilgisinin suçlusu değildir. Bunda suçlu olan askeri kesimin yerine modern anlayışlı Harbiyeli’ler yetiştirilmesi için Almanlara hak tanıyarak İttihatçıların öne çıkmasını hazırlayan kendisidir. Onların yüzlercesini sürgüne yolladığı gibi, onlar tarafından tahttan indirilen de kendisidir. Konunun Abdülhamid’in kişiliği değil, Osmanlı’nın son nefesini vermesi olduğu … Ne sultanı geri getirmenin, ne de onu örnek göstermenin bu güne çözüm getirmek sağlayacağı hayaline kapılmaktan, yani “Tekerrürcülük”ten vazgeçerek tarihi toplumumuza yansıtmaya çalışmalıyız.

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar