Kentler ve sanatın büyüsü

Yeşilçam’ın emektar oyuncularından Ahmet Mekin, 1980 yılından bu yana, Erdek’e bağlı eski köy, belde, şimdi mahalle olan Ocaklar’da yaşıyor. O yıldan bu yana kendisiyle çok iyi bir dostluğumuz var.
 

 

 Zaman zaman ziyaret ederek sıcak söyleşiler gerçekleştirdiğimiz Mekin, kendisinden hiçbir zaman “sanatçı” olarak söz etmez ve “Ben, oyuncuyum” der.

Mekin, bu söyleşilerimizde, yıllardır yer aldığı sanat ve kültür dünyasından söz ederken, “Bazı kişiler, Türk Sineması’nın, Yeşilçam’ın nankör ve vefasız olduğunu öne sürerler. Bu düşünceye kesinlikle katılmıyorum. Ben, sinemadan kazandığım paralarla ailemi geçindirdim, çocuklarımı okuttum. Tabii ki, tasarruflu olmak da gerekir” değerlendirmesinde bulunur.

Sanat ve kültür, kentleri, ülkeleri yarınlara, geleceğe taşır. Bir kenti kent yapan, içinde yaşadığı insanları ve kültürleridir, kuşkusuz.

Kültür siteleri, çok boyutlu, etken, eğitici, görsel ve düşünsel anlamda doyurucu sanat atölyeleridir. Bir kentin sanat ışığını yandığı meşaleleridir. Toplumun bir arada bulunduğu, kaynaştığı, insanların ruhlarının sanatla yüceldiği mimari anıtlardır. Kültür siteleri, kentin güzelliğidir. Dünyanın çağdaş ülkelerinde kültür sitesiz kent yoktur.

Sanatçılar, yeni insan yaratan kişilerdir. Yaşamı değiştirirler, yarınlarımızı aydınlatırlar. Yarınlar, insan aklına ve onun yaratıcı gücüne inananların olacaktır.

Sanatsal yoksulluk, ilkelliği besler. Öteki olana tahammülsüzlük, konuşma özürlülüğü, sanatı ve sanatçıları küçümseme, aşağılama, giderek insan olmanın erdem ve güzelliğini yitirmeye yol açar.

İnsanlar, belirli gün ve gecelerini sanat pınarının aydınlığında geçirirler. Sanatın süslediği yaşama açılan bu kutsal kapıdan girenler, insan olmanın erdemini, güzelliğini, yaratıcılığını yansıtan sanat gösterilerinde kendilerini bulur. Çocuklar, gençler, sanatla yoğrulur.

Sanatsız bir insan olur mu?

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar