Göç, acı ve gözyaşı

Mübadeleyle ilgili izlediğim her etkinlik ve törende çok duygulanıyorum. Çünkü insanların, doğup büyüdükleri topraklarından koparılarak zorunlu göçe uğramaları çok acı bir olay, bir travma…

 

14 Ocak 2018 Pazar günü, bunu bir kez daha, Erdek’te yaşadım. Mübadelenin 95. yıldönümünde, çekilen acıların bir daha yaşanmaması dileğiyle savaşlarda ve göç yollarında yaşamlarını yitiren atalarının anısına, karanfiller bırakıldı, ikinci ve üçüncü kuşak mübadiller tarafından… Bu tören sırasında onların hüzünlü yüzlerini görünce bir kez daha yüreğim burkuldu.

Bu törenler sırasında plâket verilen, Erdek’te yaşayan 97 yaşındaki Mehmet Özalp’le de söyleşi yapma olanağı buldum, kızı Hamiyet Karışık aracılığıyla. Onu dinlerken gözlerim yaşardı. Erdek’e, üç yaşındayken, annesinin kucağında gelmiş. Geldiği Girit Kandiya’yı görmeyi çok istemesine karşın buna olanak bulamamış. Yeğenleri, isteği üzerine ona Girit’ten su getirmişler.

Geçtiğimiz yaz aylarında, “Erdek Zamanı” Festivali’nde “mübadele” üzerine bir söyleşiye katılan İlber Ortaylı, “Her mübadele bir yaradır, mutlaka iz bırakır” demişti. Bu izleri, Erdek’teki törende de mübadillerin hüzünlü yüzlerinde gördüm.

Mübadiller, gazeteci-yazar İskender Özsoy’un deyimiyle “İki vatan yorgunları”…

Şurası bir gerçek ki, göç sadece gideni değil, kalanı da sürüklüyor. İnsanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı olmayacaksa ne kalır ki geriye, ölürken yaşamdan?

 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar