Güzel bir gündü

Kimi zaman insanın, kendine zaman ayırması çok güzel oluyor. Hele yaş ilerledikten sonra.

 

Günlerden cumartesiydi. Hava, kasım ayı sonuna hiç de uymayacak şekilde, günlük-güneşlik!

İlk gençlik yıllarımın arkadaşı, Faruk Kayapalı’yı arıyorum: “Var mısın, küçük bir bölge turuna?” Seve seve kabul ediyor.

Önce, ver elini Erdek! Oraya varmadan önce, yolun kenarında, Mırız ailesine ait hayvanat bahçesine uğruyoruz. Aslanlar, kaplanlar, atlar, lamalar, köpekler…

Hayvanları seviyorum ama onları doğal ortamlarından ayrı şekilde, kafesler ve tel örgüler arasında görmek hüzün verici! Bu arada, bir kedi ile köpeği sarmaş dolaş görünce şaşırıyoruz.

Ardından, Erdek’te küçük bir gezinti ve sonra Ocaklar Mahallesi’ne hareket.

O çok sevdiğimiz, deniz kenarındaki çay bahçelerinde çayımızı yudumlarken, martıları ekmekle besliyoruz, çay bahçesinde sadece üç masada kahvaltı yapanlarla birlikte. Çevremizde dört dönen martılar, ekmek kapma telâşı içinde. Can Yücel’in deyişiyle martılar, sokak çocuklarıdır, denizin!

Çay bahçesinin dibindeki kayalıklara dek yaklaşan kefallerin görüntüsü de büyüleyici. Bir kedi, kayalıklarda, denizden bir balık kapabilmenin çabası içinde.

Deniz, sakin ve büyüleyici.

Çay bahçesinden çıkıp, Ocaklar kordonunda küçük bir tur. Kordonda kimseler yok. Sessizliğin huzur veren sesi!

Güzel bir günün sonu.

Kararlıyım. Bundan sonra doğaya daha çok karışacağım.

X          X          X

Bugünkü dizelerimiz, Ahmet Erhan’dan, “Oturup bir kıyı kahvesine” ismini taşıyor:

“Gelseler. Karşımda dursalar. Gülümseseler.

Onlara, ‘mutluyum’ desem

Desem, bir daha kederli göremezsiniz beni!

Bu denizin kıyısındaki çakıl taşlarını

Maviye boyamakla geçecek ömrüm

Martılara ekmek atmakla,

Ve şiir yazmakla bir de…”

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar