Gazeteci “taraf”tır!

Son dönemlerde “vatandaş gazetecisi” diye bir kavram çıktı, ortaya!

 

 

Sosyal medyada birtakım değerlendirmelerde bulunan, bir site açan herkes, kendini gazeteci olarak görmeye başladı. Neler yazılıyor, neler! Karalamalar, iftiralar, çamur atmalar, hakaretler…

Öyleyse biz, iyice ucuzlayan şu “vatandaş gazetecisi” konusundaki gerçeğin altını çizip, bu kavramın tanımını yapalım:

“Vatandaş gazeteciliğinde kamu yararı olmalıdır.”

X             X             X

Yine son yıllarda “söyleşi” ile “röportaj” birbiriyle karıştırılmaya başladı. Yapılan her söyleşi, “röportaj” diye sunulur oldu. Gerçek röportajın ne olduğunu anlamak isteyenler, Hikmet Feridun Es’in, Mete Akyol’un, Yaşar Kemal’in, Nail Güreli’nin röportajlarını okumalı. Öyle soru-yanıtlı her yazı röportaj olmaz. Röportaj, çok özel bir yazı türüdür ve beceri gerektirir.

X             X             X

Gazetecilere sık sık, “tarafsız(objektif) olun” denir. Oysa gazeteler ve gazeteciler kesinlikle “tarafsız” değillerdir. Zaten gazeteler, yayınlandıkları ilk sayılarında, hangi konuda “taraf” olduklarını açıkça bildirirler, okuyucularına.

Gazeteci ve gazetecilerin, akıl ve vicdanlarına göre tavır alarak taraf olmaları son derece doğaldır. Ancak gazeteci adaletli, tutarlı ve kapsamcı olmalıdır. Gazeteci, kimsenin dostu veya düşmanı değildir. Yoksa duygularına yenik düşebilir. O zaman, dostlarının hatalarını görmezlikten gelir, sevmediklerini yerden yere vurmaya çalışır.

Gazetecilikte önemli olan tarafsızlık değil, “bağımsızlık”tır.

X             X             X

Köşeler, “babamızın malı” değildir. Elbette ki köşe yazıları tamamen özgür olacaktır ama bu yazılar provoke etmemeli, linç kültürüne yönelmemelidir.

Kısacası, köşe yazarlığı, büyük sorumluluk gerektirir.

 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar