Eylül yağsın üstünüze

Ben, sonbaharcıyım.
 

 

Birçok insan ilkbahar ve yaz aylarını beklerken, ben sonbaharı adeta iple çekerim. Hele hele o eylül yok mu? Adeta çıldırtır beni.

Yaz aylarını geçirdiğim Erdek’te, eylül ayında hemen hemen kimseler kalmaz. Bu şirin ilçe, bir anda yeniden o mahzun kimliğine bürünür. Cumhuriyet alanı ve Çuğra’daki insan selini ara ki bulasın!

Sahillerdeki ayak izleri yok olurken, güneşin batışı bile ayrı, hüzünlü bir güzellik taşır. Herkesin çekildiği sahilde çıplak ayakla yürürken, “sessizliğin sesi”ni dinlerim.

Edebiyatta “hüzün ayı” olarak bilinen Eylülleri çok seviyorum.

Dalgalar bile hüzünlü ve gizemli vurur, sahile…Son derece berrak ama biraz serin su, sizi kendinize getirir.

Çay bahçeleri de artık dilsiz ve sessiz…Önünde balıkçılar, ağlarını örüyorlar, dikkatle.

Ya, o eşsiz Kapıdağ’a ne demeli? Kim bilir, kaçıncı kez dolaştım, hiç sıkılmadan. Eylül’ün büyüsünü izlemek için Kaıpdağ’da olmalı. Akan bir pınarın başında, peynir, ekmek, domates ve karpuzdan oluşan ziyafetle buluşulmalı ki, ömrünüz artsın.

Hele yaz sıcaklarının sona erdiği o serin eylül akşamları.

Kulaklarımda, Arthur Rimbaut’un dizeleri:

“O tatlı eylül akşamları, yol kıyısına

Çöküp kulak veriyorum, yıldızların sesine”

Hiçbir eylüle kıyamam! Tüm eylüller, görülmesi gereken bir düş, korunması gereken bir servettir, benim için.

Zaman ağır aksa, eylüller biraz daha yavaş geçse diye düşünürüm, hep.

Eylül, benim için yaşanmamış zamanın ismidir. Zamanı unutmaktır. Karadeniz fırtınasıdır. Bir şiirin ilmek ilmek dokuduğu aşktır. Henüz doğmadan ismi konulan dünya güzelidir. Yanık bir özlem türküsüdür. Balıkçı ağlarındaki yosun kokusudur.

Eylüller, benim için mutlaka yaşanması gereken serüvenlerdir, yaşarım! Eylülleri, yaşamımın son eylülüymüş gibi düşünürüm, her zaman. Hiç ıskalamam ve ertelemem.

Eylülde her yer güzeldir.

Eylülde şiir okumayın, çünkü eylül zaten bir şiirdir.

Cemal Süreya, “Bir gün aklına gelecek olursam bana bir şiir ısmarla/Eylülü konuşalım” diyor.

Havada eylül kokusu var!

Sımsıkı sarılın ve sakın kıymayın eylüle!

X          X          X

Bugünkü dizelerimiz Attila İlhan’dan, “Adım Sonbahar” ismini taşıyor.

“nasıl iş bu

her yanına çiçek açmış

erik ağacının

ışık içinde yüzüyor

neresinden baksan

gözlerin kamaşır

 

oysa ben akşam olmuşum

yapraklarım dökülüyor

usul usul

adım sonbahar”

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar