Eski Hamam Eski Tas

 Ne güzel özdeyişlerimiz vardır. Eski hamam, eski tas ama tellâklar değişik. Bütün dünyada geçerli sanırım bu özdeyişimiz ama Fransa’da çok belirgin bir biçimde ortaya çıkıyor. Sözü yeni seçilen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a ve onun çalışma yasalarında yapmak istediği “reforma” getirmek istiyorum. Macron’un “reformu” haksız işten çıkartmalarda ödenecek.tazminatlara tavan getirmeyi, işverenlerin işe alma ve işten çıkartma haklarına daha bir esneklik sağlamayı, toplu sözleşmeler dışında işyeri temelli ücret ve hak anlaşmaları yapmalarını ve buna benzer “altta kalanın canı çıksın” uygulamalarını öngörüyor.

Tellaklar meselesine gelince, işin ilginç yanı benzer “reformları” Macron’un seleflerinden Nicolas Sarkozy ile François Hollande da uygulamaya çalışmış ama karşılaştıkları tepkiler nedeniye tam anlamıyla uygulayamamışlardı. Bilindiği gibi Sarkozy muhafazakâr, Hollande sosyalist, Macron da partisiz cumhurbaşkanlarıdır.

 

Fransa’da işçilerin çoğunluğunun sendikalı olduğu günler, dünyanın diğer ülkelerinde ve bölgelerinde olduğu gibi geride kaldı. Ancak o günlerden kalma yasalar hâlâ yürürlükte. Sendikaların işkolu temelinde yaptıkları toplu sözleşmeler, sendikalı olsun ya da olmasın tüm işçileri kapsamakta.

 

Macron’un çalışma reformunun en önemli öğelerinden birisi 50 kadar işçi çalıştıran işyerlerinin işverenlerine işçileriyle ayrı bir sözleşme yapma olanağı tanıması. İstatistikler Fransa’da 50 ya da daha az sayıda işçi çalıştıran işyerlerinin çoğunlukta olduğunu gösteriyor. Bu durumda Macron’un “emek piyasası reformu” Fransa’daki işgücünün büyük bir bölümünü sendikaların yaptığı toplu sözleşmelerin dışına çıkartmak amacını taşıdığı aşikâr.

 

Bu tür çalışma reformlarını savunan neo-liberallerin dayandıkları söylem, emek piyasasının kurallarını gevşetmenin işsizliği azaltacağı yönünde.

 

Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi yöneticilerinden Dean Baker, “Daha 2004 yılında OECD’ye bu konuda arkadaşlarımızın yaptığı araştırmaları sunduk. Emek piyasasını desteklemek amacıyla uygulanan kurallarla işsizlik arasında çok az bir ilişki olduğunu gördük. Bu sonuç da OECD tarafından kabul gördü. Bu demek değildir ki, emek piyasası kuralları gevşetilince Fransa’da ekonomi patlayacaktır,” diyor.

Dean Baker’in görüşlerini bizim Ergenekon ve Balyoz davalarına yönelttiği eleştirilerle yakından tanıdığımız, İstanbul doğumlu Amerikalı ekonomist Dani Rodrik kısmen de olsa katılıyor. “Kıyaslamalı rakamlar Fransız reformlarının istihdam oranlarında hızlı bir artışa yol açacağı konusunda bize güven vermiyor,” şeklinde konuşuyor Rodrik.

 

Macron’un çalışma reformu bu hafta kitlesel gösterilerle protesto edilecek Paris’te. Ancak dünyanın dört bir yanında emekçilerin haklarına karşı bir türlü kanıtlanamayan ekonomik büyüme, işsizlikle mücadele ve bir sürü diğer tatlı vaatler adına girişilen saldırılar gözönüne alındığında protestoların kısa dönemde sonuç vermesi beklenmemeli. Ne de olsa eski hamam, eski tas. Yalnızca çeşit çeşit tellak gelip gidiyor ama altta kalanın da kaderi değişmiyor.