Böyle Başkan her ülkeye nasip olmaz

Geçen Salı Bizim Gazete teknik bir sorun nedeniyle yazımı yayımlayamadı. Çok da iyi oldu! Çünkü yazının başlığı “Trump’a ‘Bizim çocuklar suç işliyor’ dedirtemediler” şeklindeydi. Olaylardan hemen sonra “her iki tarafı” da suçlu ilân eden Trump’a kendi partisi Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere bir çok çevreden çok sert tepkiler gelmişti. Üç gün sonra, belli ki, başka biri tarafından yazılan açıklamayı okuyan Trump neo-nazi’ler, beyaz ırkçılar ve Ku Klux Klan’cıları adlarını zikrederek eleştirince, “İyi ki, benim yazı yayımlanmadı,” diye düşündüm.

 


Ama Donald Trump’ı durdurmak ne mümkün! Tam ortalık yatıştı derken, ABD Başkanı kendi adını taşıyan New York’taki Trump Tower’da yeniden gazetecilerin karşısına çıktı ve bu sefer, “İki taraf da suçluydu. Bunu siz de biliyorsunuz ama yalnızca ben söylüyorum. Ayrıca gösteri yapan grup (ırkçıları kasdederek) içindeki herkes ırkçı ve neo-nazi değildi,” deyiverdi. “Alternatif solcular” olarak tanımladığı grubun “çok, çok şiddet” kullandığını da ileri sürdü.
Trump Tower lobisindeki gazeteciler bu sözler karşısında seslerini yükselterek Başkanı protesto ettiler ki, bu da herhalde ABD tarihindeki ilklerden birisiydi.
Irkçıları suçlayan konuşmasından sonra Ku Klux Klan’ın eski başkanlarından David Duke, “Aynaya iyice bir bakıp seni başkanlığa getirenlerin radikal solcular değil beyaz Amerikalılar olduğunu hatırlamanı salık veririm,” diye bir tweet atmıştı.
Trump Tower’daki tartışmadan sonra David Duke yeniden sahne aldı ve bu kez ne denli hoşnut kaldığını şu şekilde dile getirdi: “Charlottesville konusunda gerçekleri dile getirecek dürüstlüğe ve cesarete sahip olduğunuz ve solcu teröristleri lanetlediğiniz için teşekkürler Başkan Trump.”
Charlottesville olaylarının dumanı tüterken, bu kez Barselona’daki radikal İslamcı teröristlerin saldırısı Trump için eşsiz bir malzeme oldu.
Trump 14 kişinin ölümüyle sonuçlanan Barselona saldırısından hemen sonra attığı tweet ile radikal İslam ile mücadelede Kara Jack lâkaplı General John J. Pershing’in “yakaladığı teröristlere ne yaptığını inceleyin,” diyerek yeni bir gafa daha imza attı. Ciddi tarihçilerin “şehir efsanesi” olarak niteledikleri öyküye göre 1910’lu yıllarda Filipinler’de Müslüman ayaklanmasına karşı bastırma harekatının komutanı olan Pershing – biz bu adı yıllar sonra Amerika saldırı füzelerine verdiğinde öğrendik – güya yakalanan 50 Müslümandan 49’unu domuz kanına batırılmış kurşunlarla idam etmiş, ellincisini ise, “Git burada gördüklerini diğerlerine anlat!” diye salıvermiş. Müslümanlarca mekruh kabul edilen domuz kanına bulanmış kurşunlarla öldürülmek o kadar etkili olmuş ki, Trump’a göre 1913’de sona eren ayaklanmadan 35 yıl sonrasına kadar Filipinler’de Müslümanlar şiddet olaylarına kalkışmamışlar.
Oysa bütün bu öykünün safsatadan ibaret olduğu bilindiği gibi Filipinler’de Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki şiddet olaylarının 1910’larda günümüze kadar sürüp gitmekte olduğu da medyaya yansıyan gerçeklerden biri.
Ancak Trump’ın Pershing efsanesini bu ilk dile getirişi değil. Geçen yılın Şubat ayında yaptığı bir seçim kampanyası konuşmasında, “İşkence işe yarıyor,” demiş, Amerika’da yasa dışı ilân edilen işkence tekniklerini savunmuş, bu arada General Pershing örneğini de vermişti.
Bu arada Trump’ın Beyaz Saray’a yerleştiği Ocak ayından beri üst düzey yöneticilerden ve Steve Bannon gibi seçim kampanyası yöneticilerinden en az 11 kişi ya görevden atıldı, ya istifa etti. Bunların arasında FBI direktörü James Comey gibi önemli kişiler, Bannon gibi aşırı sağcı, faşist düşünceli insanlar da var. Ama Trump’ın kızı Ivanka Beyaz Saray’daki görevini sürüdüryor. Damat Jared Kushner ise Trump’ın özellikle Ortadoğu politikasında başrollerde; kayınbabası ile yurtdışı gezilerine katılıyor.
Ne diyelim, böyle başkan her ülkeye nasip olmaz. Allah Amerikalılara sabır versin!