ABD’de terör sanığı olmak

Türkiye’de terör örgütü üyesi olmak ya da terör örgütlerine üye olmamakla beraber teröre yardım ve yataklık etmekten yargılanan kaç kişi olduğu konusunda bir sayıya ulaşmak mümkün olamıyor. Bu benim doğru kaynakları bulmaktaki yeteneksizliğimden de olabilir. Ancak ikisi dışında (hangi ikisi hâlâ belli değil) terör ile bağlantılı suçlardan tutuklu olan gazetecilerin sayısının 150 ile başlayıp günden güne değiştiğine bakarsak ve de bu sayıya akademisyen, gösterici, sade vatandaşları da katarsak, Türkiye’de – FETÖ dışındaki - terör sanıklarının binleri bulduğunu rahatlıkla tahmin edebiliriz.

 

Herkesin malûmu olan bu girişi yapmamın nedeni Amerikalı iki gazeteci: Trevor Aaronson ve daha sonra ona katılan Margot Williams. Bunlar yememişler içmemişler 11 Eylül 2001 tarihinde, El Kaide’nin New York’taki Dünya Ticaret Merkezi, nâm-ı diğer İkiz Kuleler’e düzenlediği üç bin insanın ölümüne neden olan saldırılardan sonra Amerika’da terör suçlarından yargılananların çetelesini tutup bir veri tabanı yaratmışlar. 320 küsur milyon nüfusa sahip Amerika Birleşik Devletleri’nde 15 yıldır terör örgütüne üyelik ya da terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım ve yataklıktan yargılanan – hüküm giyen değil – kişilerin toplamı 807!

Bilindiği gibi ABD’nin adalet sisteminde mahkeme ile pazarlık yapmak mümkün. Eğer sanık daha baştan suçlu olduğunu kabul ederse ağır cezaya çarptırılma riski azalıyor.

Berkeley’de California Üniversitesinin Araştırmacı Gazetecilik Programı tarafından finanse edilen veri tabanına göre bu 807 sanıktan 526’sı baştan suçu kabul etmişler, 176’sı duruşma sonucu jüri tarafından suçlu bulunmuş, iki sanık aklanmış, üç sanık hakkındaki dava ise düşmüş. Geri kalanların davaları da sürmekte.

Aaronson ve Williams pişmanlık gösterip Federal Soruşturma Bürosu (FBI) hesabına muhbir olarak çalışmayı kabul eden sanıkların sayısının ise 32 olduğunu belirtiyorlar.

 

Burada ilginç olan nokta 298 sanığın terörist kılığındaki FBI ajanlarının oyununa gelip yakalanmış olmaları. Ancak bunlardan hiçbirinin terör örgütleriyle bağı olmadığı için, mubirliği kabul eden diğerleri gibi, işe yarar bilgiye sahip olmadıklarından uzun hapis cezalarına çarptırılıyorlar.

Miami’de bir FBI kışkırtıcı ajanıyla Chicago’nun 110 katlı ünlü Sears Tower’ı havaya uçurtma planları yapan ve 2006’da tutuklanan yedi kişiden altısı on yıla varan hapis cezalarına çarptırılmıştı. Bunlardan hiçbirinin El Kaide ya da başka bir terör örgütüyle ilişkisi olmadığı, işe yarar bilgi sahibi de olmadıklarından da pişmanlık yasasından yararlanamadıkları da Aaronson ve Williams tarafından bu duruma örnek gösteriliyor.

Pakistan’da El-Kaide tarafından eğitilen Necibullah Zazi ise New York metrosuna patlayıcılar yerleştirmek üzereyken 2009 yılında yakalanmış, 2010’da suçunu kabul etmiş ama hapise girmemeyi başarmış. Zazi’nin yedi yıldır FBI ve diğer gizli örgütlerle “işbirlikçi tanık” sıfatı ile çalışmakta olduğu bildiriliyor.

“Sanık ne denli tehlikeli ve terör örgütleriyle ne denli yoğun ilişki içindeyse kendini kurtarma şansı da o denli büyük,” diyor Amerikalı gazeteciler.

Galiba bizim gazeteci “teröristlerin” kendilerini kurtaramamaları bu yüzden olmalı.