Ayıp denen bir şey var

Pazar günü gazetelere göz gezdirirken Birgün’de Bülent Mumay’ın köşesinde Yeni Şafak gazetesinde tam sayfa yayımlanan bir haberi eleştirdiği şu satırlarla karşılaştım:

 

 

“Bakın bu bölgede hangi “illegal yapılar faaliyet” gösteriyormuş: DHKP-C, TİKKO, MLKP, TKP-ML, TİKB, Acilciler. Haa bir de, “Devrimci Karargâh” örgütü. Tanıdık geldi mi? Hani malum F tipi çetenin, Hanefi Avcı’yı yönetici yaptıkları örgüt…

“Muhabir, bu kadar örgütü arka arkada sıraladıktan sonra benzetme yapmaktan da geri durmamış:

“80’lerin Beka vadisini andıran terör tarlası…” Dikkatinizi çekerim, bildiğiniz Bekaa Vadisi değil, “Beka” vadisi.

“ABD’li Ku Klux Klan da bu bölgede kamp kurmuş! Evet evet yanlış duymadınız… Hani tuhaf beyaz kukuletalı elbiseler giyerek (Amerika’da) siyahların yerini yurdunu yakan örgüt de, hemen dizimizin dibindeymiş! Yahu IRA da buralardaymış… Hani 2005’te silahlı mücadeleye son verdiğini açıklayan IRA da gelip kamp kurmuş, görüyor musunuz Allah’ın işini...”

“Bitti miii?” Tabii ki bitmedi. “Pediga” da Kuzey Suriye’ye gelmesin? Almanya’daki yabancı-İslam karşıtı ırkçı örgüt Pegida’dan söz ediyor herhalde. Herhalde terör örgütü olmaya karar vermişler ki, gelip “terör tarlası”nda kamp kurmuşlar.”

Bu satırlara ilk tepkim Bülent Mumay’ın sakıt Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun icad edip günümüz savcılarının iddianamelerine esin kaynağı olan “kokteyl terör” kavramını inceden inceye hicvettiği yolundaydı. Ama şeytan dürttü Yeni Şafak gazetesini açıp Yılmaz Bilgen imzalı haberini buldum. Gerçekten de Ku Klux Klan, IRA ve hatta adını bile doğru dürüst bilip yazamadığı Pediga’nın Kuzey Suriye’de ayrı ayrı bölgelerde kamp kurup, silahlı bir kıyama kalkışma hazırlığı içinde oldukları haberde ciddi ciddi ileri sürülmekteydi. Üstelik bu “terör tarlası” müttefikimiz Amerika Birleşlik Devletleri tarafından ekilip biçilmekteydi.

Hiçbir gazetecinin ya da yazarın okuruna bu denli hakaret etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum. Ku Klux Klan, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (İRA), aşırı sağ İslamofobik ve göçmen karşıtı ama şimdiye dek silahlı hiçbir hareketi bilinip duyulmayan Pegida’nın Kuzey Suriye’de PKK ve ABD korumasında üs kurduklarını ciddi ciddi haber diye yazıp okurun gözüne sokmak, onun cahilliğini, ahmaklığını, dünyadan habersizliğini yüzüne vurmaktan başka bir şey değildir.

Sanırım Yeni Şafak gazetesi hâlâ 75 kuruşa satılıyor. Vatandaşın parasını alıp, üstelik ona yukarıdaki gibi hakaret etmek, gerçeklerle uzaktan yakından ilişkisi olmayan “haberleri” sokuşturmak, 75 kuruşu dolandırmaktan başka bir anlama gelmiyor benim kitabımda.

Gerçi Mumay yazmış ama, mesleğimiz açısından bu utanılacak durumu ne kadar geniş kitlelere duyurabilirsek duyurmamız gerek diye düşünüyorum.

Ayıp denen bir şey var.

Böylesine efsane bir haber, Milkport gazeteciliğinin beşiği Yeni Şafak’a yaraşır bir bilgiyle sona ermiş: