JFK’I CIA öldürttü?

Bu kadar bayat bir sorunun yeniden gündeme gelmesine geçen hafta ABD Ulusal Arşivlerinin John F. Kennedy suikastı ile ilgili, gizlilik süresi dolan 3 bine yakın belgeyi açıklaması neden oldu.

 

Belgeler açıklanmadan önce “Çok uzun zamandır beklenen JFK dosyaları açıklanıyor,” diye tweet atan Başkan Trump, belgelere ilkin kendisinin bakacağını ve “ulusal güvenlik” açısından sakıncalı görmediklerinin kamuya duyurulmasını onaylayacağını bildirdi. Basının kendisiyle dalga geçmesi için yeni bir vesile olan bu açıklaması üzerine, “Trump başkan olduğunu galiba unuttu. İsteseydi, ABD Başkanı olarak gizlilik derecesi taşıyan dosyalara bakmak yetkisi vardı,” diye yazdı bazı gazeteler.

Açıklanan belgeler Kennedy cinayetini tümüyle açıklığa kavuşturmaktan uzak. Gene de ilginç bilgiler içeriyorlar. Kennedy’nin katili olarak yakalanan Lee Harvey Oswald cinayetten yalnızca iki gün sonra, Dallas polis müdüriyetinin koridorlarında, polis eşliğinde ifade vermeye giderken, gece kulübü sahibi Jack Ruby tarafından tabancayla vurulup öldürülmüştü. Ruby de hapishanede kanserden ölmüştü. O dönemde Oswald’ın Meksika’da Küba ve Sovyet elçiliklerine girip çıkışı, Moskova’ya gitmiş olması gerekçe gösterilerek cinayetin arkasında Sovyetler ya da Küba gizili servislerinin olabileceği ileri sürülmüştü. Ne de olsa Soğuk Savaşın hüküm sürmekte olduğu yıllardı.

Ancak geçen hafta açıklanan belgelerde Sovyet yönetiminin Kennedy cinayetinden sonra paniklediği, ABD’nde yeni başkan göreve başlayıncaya kadar geçecek zaman içinde deli fişek bir Amerikalı generalin kendilerine karşı nükleer saldırıya geçebileceğini düşündüklerini ortaya koyuyor. Ayrı bir belgede de Sovyetler’in Kennedy cinayetinin ardında sağcı bir cuntanın ya da Başkan Yardımcısı Lyndon Johnson’ın olabileceğini tahmin ettiklerini gösteriyor.

Belgelerin açıklanması, bu yıl içinde daha önce yayımlanmış olan bir kitaptaki anıların sahibini de yeniden gündeme getirdi. Kitap, şu anda 88 yaşında Miami’de yaşayan Antonio Veciana’nın anıları. Veciana ilginç bir kişi. Fidel Castro ve Che Guevara ile birlikte Küba devrimine katılmış ama daha sonra düş kırıklığına uğrayarak ABD’ye kaçmış. Amerika’da da CIA’nin önemli elemanlarından birisi olmuş. Anılarında CIA’nin Castro’ya düzenlediği sayısız suikast planlarına ve Latin Amerika’daki komunist karşıtı hareketlerine tanık olduğunu anlatıyor.

ABD’de Watergate skandalından sonra Kongre 1975 yılında FBI’ın karşı istihbarat faaliyetlerinden barış yanlısı gruplara sızma, yasa dışı faaliyetleri ve CIA’nin ZR/Rifle kod adlı suikast biriminin faaliyetlerini araştırmak üzere bir komisyon kuruyor. Bu komisyonun üyelerinden Gaeton Fonzi’ye Veciana kendisiyle CIA arasında İrtibat sağlayan kişiyi Maurice Bishop adıyla tanıdığını ve bu kişiyi Kennedy suikastından iki ay önce Lee Harvey Oswald ile konuşurken gördüğünü söylüyor.Bunun üzerine araştırma komisyonu üyesi Fonzi bu Bishop denilen adamın peşine düşüyor. Polis ressamlarına Veciana’nın tarifi üzerine Bishop’un temsili resmini yaptırıyor. Fonzi’nin dostu Senatör Richard Scweiker resmin CIA ajanlarından David Atlee Philips’e benzediğini söylüyor. Fonzi bunun üzerine Veciana ile Philips’i bir yerde yüzleştiriyor. İkisi de birbirlerini tanımadıklarını söylüyorlar ama Fonzi “ikisinin de vücut dilinden” doğru söylemedikleri sonucuna varıyor. Bundan bir süre sonra da Veciana bir suikast girişimden ağır yaralı olarak kurtuluyor.

Açıklanan belgeler Veciana, Fonzi ve Schweiker’in iddialarına açıklık getirmiyor ama Kennedy’yi CIA mı öldürttü sorusu da ortada duruyor.