Ağaç süslemek eski bir Türk âdetidir

  Eskiden yılbaşı kutlamaları vardı. En mütevazı evlerde bile biraz meyve, biraz kuruyemişle mükellef görünen sofralar hazırlanır, mısırlar patlatılırdı. Akrabalar, komşular bir araya gelip tombala oynanırdı. Ailedeki en baskın kişi tombalayı çeker, çinkolar, tombalalar yapılırken sevinç ve düş kırıklığı nidaları havalarda uçuşurdu.

        

Bu masum eğlence özellikle biz çocuklar için o yılın en sevinçli olayı olurdu. Biz yalnızca yeni bir yılın gelişini ve bir yaş daha büyümeyi kutlardık. Yaptığımız şeyin bir Hıristiyan veya başka bir şey adeti olduğunu düşünmez, tüm dünya ile birlikte sevinç, umut paylaşırdık  

Yakın zamana kadar yılbaşına doğru sokaklar, vitrinler renkli ışıklarla donanır, evlerin pencerelerinden ışıl ışıl, rengârenk ağaç görüntüleri sızardı dışarı.

IŞIKSIZ, RENKSİZ BİR YILBAŞI

            Şimdilerde yılbaşı kutlamaları, ağaç süslemeleri günah sayılmaya başladı. Oysa biz dünya ile aynı takvimi kullanıyoruz. Onun başlangıcını kutlamak neden günah olsun ki? Ayrıca ağaç süslemek Hıristiyanlıktan çok daha eski bir Türk adeti. Bunun son zamanlarda yayınlaşmış, bilimsel ve tarihsel değer taşıyan kanıtları var. Bunlardan en önemlisi de dünyaca ünlü Sümerolog Dr. Muazzez İlmiye Çığ ın açıklamaları. O Noel adeti kabul edilen çam ağacı süslemenin eski bir Türk adeti olduğunu, bu adeti Avrupa’ya Türklerin aktardığını anlattı.

CAM AĞACI SÜSLEME GELENEĞİ VE TÜRKLERDE NARGÜDAN BAYRAMI

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim
ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde güneş çok önemli… İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçamağacı altında kutluyorlar. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor. Bayramın adı NARDUGAN.(Nar=güneş, Tugan, Dugan=doğan) Doğan güneş. Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.

Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.

Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İSA’NIN DOĞUMU İLE HİÇ İLGİSİ YOK. “DOĞUM, GÜNEŞİN YENİDEN DOĞUŞU”

 

            Şimdiki çocuklar için üzülüyorum. Onların bilgisayarları, dijital oyuncakları var. Bizim bilmediğimiz teknik olayları biliyorlar. Lakin bizlerin yaşadığı dostluk, sevgi dolu yılbaşlarına ait anıları yok.

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar