KIŞ GELDİ FİRAK AÇMADADIR SİNEDE YÂRE

Soğuklar ve kış artık “ben buradayım, geldim” demeye başladı. Bazılarımız kar yağarken, çatılardan buzlar sarkarken sıcak odalarında kestane pişirmenin keyfini özleyebilirler.

        Çocuklar kar dona dönünce mahalledeki yokuştan kızak kaymayı heyecanla bekleyebilirler. Bir de kartopu var, kardan adam yapmak var tabi. Eller, burunlar kıpkırmızı olana kadar dışarda oynayıp sonra sıcak bir yere girmek, ısıtıcı yiyecek, içeceklere koşmak yaşam boyu unutulmaz mutlu anılar arasına kaydedilebilir.

KIŞIN KORKULU RÜYA OLDUĞU ZAMANLAR

            Bir de kışın ölümcül etkileriyle karşı karşıya olanlar var. Onlar “nasıl hayatta kalırım?” kaygısı içerisinde. İnsan olsun hayvan olsun biyolojik bir bedene sahipse belirli bir vücut ısısının altına düşmekten korunması lazım. Bu da beslenme yoluyla gerekli olan yakıtı alması ve dış ortamın kendi ürettiği enerjiden daha fazlasını yok etmemesi ile olabilir.

BİR EVSİZ DRAMI

Bu son soğuklarda Cihangir’de oturan bir arkadaşımla telefon konuşması yaptık. Çok üzgün ve endişeliydi. O soğuk havada çok genç bir erkeğin üzerindeki paçavralara sarılmış halde sokakta taşın üzerinde yattığını ve dakikalardır hiç hareket etmediğini söyledi. Belediyeyi aramış ama karşısına çıkan kişi o kadar aşırı bir sorgulama yapmış ki, “kendimi suçlu gibi hissettim. Oysa bir insan için belki dakikalar bile önemliydi. Dayanamadım telefonu kapattım ”dedi.

Bu konulardaki ihbarlarda gerçekten vatandaşa kolaylık tanımak lazım. Sonuçta o kişi bir insanlık vazifesi yapıyor. Biz yine de bazı telefonları aramaya devam ettik. Neyse bir ekip arabası gelip donmak üzere olan genci alıp götürmüş. Ölmediğini de o arada öğrenmiş olduk.

EVSİZ SAYISI BİLİNENDEN ÇOK FAZLA

Bir toplumun fakirlerine nasıl davrandığı, o toplumda yaşanabilirliğin önemli göstergesi. Şefkat-Der’in verilerine göre Türkiye’de 100 bin kadar evsiz olduğu tahmin ediliyor. Bunların önemli bir kısmı büyük şehirlerde ve İstanbul’da yaşam mücadelesi veriyor.

BİR DAM ALTI BULAMAMAK

Evsizliğin aç kalmak, soğuktan donmak dışında da sorunları var. Kendinize ait korunaklı bir alanınız olmaması özellikle uyurken her türlü dış tehlikeye açık olmanız anlamına geliyor. Uyandığınızda yanınızda bir hırsız, bir uyuşturucu bağımlısı ya da bir psikopat dikiliyor olabilir. Hatta organ mafyasının eline bile düşebilirsiniz.

Kenara kıvrılmış yatan bir evsiz gördüğümüzde “Bak üzerine battaniye de vermişler. Bu onun seçimi, böyle daha mutlu” veya önyargıyla “o şimdi alkolü, uyuşturucuyu çekmiştir, soğuğu duymaz bile” gibi vicdanımızın sesini gölgeleyen şeyler düşünmek yerine, onun sanki yitirdiğimiz bir yakınımız olabileceğini düşünüp daha fazla sorumluluk almamız gerekir.

SOKAK HAYVANLARI DA CANLI

Sokak hayvanları da biyolojik beden taşıyor. İnsanlar için olan her sorun onlar için de geçerli. Onlara su, yiyecek ve barınabilecekleri, soğuktan, yağıştan korunabilecekleri kapalı küçük alanlar yaratmak zor bir şey değil. Bize göre daha kısa olan yaşam sürelerini biraz daha katlanılabilir hale getirebiliriz. Hem de çok gayret sarf etmeden… Yalnızca biraz daha duyarlı olmak insanlık görevlerimizi yapmaya yetebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar