BEYOĞLU’NDAN GEÇERKEN

            Bu kez gözlem sonucu oluşan bir yazı yazmak istedim. Yaşamdan kesitler alınınca önemsiz gibi görünen önemli şeyler yaşadığımızı anlıyoruz aslında.

 

SABAH SAATLERİNDE BEYOĞLU

            Haftada iki kez kedilerim için ciğer almaya Balık Pazarı’na giderim. Bir aile işletmesi olan ve ciğer kokmayan ciğerci dükkânında siparişlerim hazırlanırken ben de İstiklal Caddesi’nde biraz dolaşırım. Sabahın erken saatlerinde eğlence gecelerinin ardından yüzünde makyajıyla yatmış kadınlar gibi görünür Beyoğlu. Biraz yorgun… Biraz pasaklı…     

İstiklal Caddesi esnafı çok ehlikeyif. Astronomik kiraların söz konusu olduğu dükkânların çoğunda saat dokuzu geçtiği halde kepenkler hala kapalı. Kimisinde hala temizlik yapılıyor. Sonuçta ticaret yiyecek mekânları dışında başlamamış. Oysa sabah işine giden insanların yol üzerinde bazı gereksindikleri şeyleri satın almaları olasılığı var.

DİLENCİLER, DELİLER VE ŞANS SATICILARI

            Aynı umursamazlığı bazı yan sektörlerde görmüyoruz. Yerli yabancı dilenciler çoktan yerlerini almışlar. Galiba karlı noktaları kapmak için erken davranmak gerekiyor.             Suriyeliler kendi aralarında hararetli konuşmalar yapıyorlar. Sanırım gerçekten yer kavgası yapıyorlar.

            Milli Piyango ve çeşitli şans oyunu satıcılar bence 7/24 çalışıyorlar. Gece gündüz ne zaman Beyoğlu’ndan geçsem oradalar. Belki de hiç yatmıyorlar. İnsanların umuda her an gereksinim duymalarından olsa gerek.

            Bir de deliler var. Aslında onlara deli demek yanlış bence. Onlar duyarlı ve hassas insanlar. Yalnızca kendi sorunlarına değil çevrelerinde olup biten her şeye karşı tepki geliştirmişler. İstiklal Caddesi’ni bir baştan diğer başa dolaşırken tam üç tane hassas vatandaşa rastladım. Eskiden bir tane vardı; havlardı gelip geçene, zararsızdı, hatta sempati duyardı insanlar ona. Bir kaç yıldır görmüyorum, kim bilir neler geldi başına? Belki de artık huzura kavuşmuştur. 

         O arada sokak köpek ve kedilerini de unutmamak lazım. Günlük istihkakların almak için onları sahiplenmiş olan esnafın kapısında bekliyorlar. O kadar şanslı olmayanlar çöpler henüz çöp arabaları tarafından alınmadan poşetlerin içinde ganimetler arıyorlar.

AKŞAM SAATLERİNDE BEYOĞLU

         Aynı günün akşamı yine Beyoğlu’ndayız. Çok sesli bir orkestraya benziyor tarihi cadde. Her çeşit canlı var sokaklarda. Ortadoğu karıştığından beri Türkiye’nin özellikle de İstanbul’un ten rengi otalaması oldukça koyulaştı. Yoksul Suriyeliler ve bizim Roman vatandaşlar dilenme yarışındalar. Birbirlerine dillerini öğretmişler artık aynı dili konuşuyorlar. Asıl hedefleri turistik amaçlarla gelmiş olan varlıklı Ortadoğu insanları. Onları bir kez yakaladılar mı, para almadan bırakmıyorlar.

            Her tür sokak satıcısı işbaşında. Etraflarında oluşan kalabalıklara tüm sahne yeteneklerini kullanarak mallarının reklamını yapıyorlar. Ne yazık ki, kalabalığın çoğu alıcı olmayan seyirci

            Son yıllarda sayıları gittikçe artan sokak dansçıları ve müzisyenler var. Bazen sokak gösterilerinden kazandıkları paralarla dünyayı dolaşan çok nitelikli sanatçılar da oluyor.    Tomalar ve biber gazlarından sonra biraz neşe ve hareket mutlu ediyor insanı.       Bizim Doğulu insanlarımız da halay çekiyor köşe başlarında. Yoldan geçen insanlar da zaman zaman halkaya katılıp oynamaya başlıyor.

YOK OLAN BEYOĞLU

            Çevreye baktığım zaman benim için buraların simgesi olan bazı işletmelerin yok olduklarını görüyorum. Aile işletmelerinin, özgün konseptli mağazaların yerini zincir mağaza şubeleri almış. Giderek tek tip çevre düzenlerine geçiliyor. Eskilerin anlattığı Beyoğlu’nu ben nasıl masal gibi dinliyorsam benim zamanımın Beyoğlu’nu da gelecek kuşaklar masal gibi dinleyecek.

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar