Devlet kapitalizmi

Batı'daki liberalizmin mali ve ekonomik krizi sürerken, gelişmekte olan ülkelerin bazılarında, hatta bazı gelişmiş ülkelerde yeni bir kapitalizm modeli ortaya çıkmıştır.

 

Devlet Kapitalizmi denilen bu modelde, liberalizmin serbest piyasa ekonomisinin “görünmez elinin” yerine devletin “görünen elinin” piyasaları düzenlediği, hatta piyasa oyuncusu olduğu görülmektedir.

 

Son otuz yılda ortalama gelirini yılda yüzde 9.5, dış ticaretini yılda yüzde 18 arttıran ve 11 trilyon dolar ulusal geliri ile dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve dünyanın en büyük tüketici malları pazarı olan Çin bu modeli başarı ile uygulamaktadır. Ülkenin en büyük 150 şirketinde devlet en büyük hisseye sahiptir. Devlet, ortak olduğu binlerce diğer şirket yoluyla ekonomiyi yönlendirmekte ve yönetmektedir ve piyasaları “görünen eli” ile düzenlemektedir. Devlete ait şirketler hissesenedi borsasındadır. Borsa'nın değer olarak yüzde 80'ini bu şirketler meydana getirmektedir. Devlet kapitalizmi böylece kapitalist sistemin araçlarını başarılı bir şekilde kullanmaya başlamıştır (Economist 21.1.2012 Special Report). Bu oran Rusya'da yüzde 62 , Brazilya'da yüzde 38'dir.

Dünya petrol rezervlerinin dörtte üçünü kontrol eden13 petrol şirketi çesitli devletlerin ortak olduğu ve desteklediği şirketlerdir. Rusya'da doğal gaz tekeline sahip Gazprom, Çin'de 600 milyon telefon müşterisi olan China Mobile, dünyanın en kârlı petro kimya şirketi Saudi Basic Industries Corporation, Avrupa'nın üçüncü büyük bankası Rus Sberbank , Emirates Hava Yolları , dünyanın üçüncü en büyük liman operatörü Dubai Ports Şirketi birer devlet şirketidir.

Gelişmekte olan ülkelere 2003 – 2010 arasında yapılan doğrudan yatırımların en az üçte birini bu şirketler sağlamıştır. Bu devlet şirketleri nepotizmden – kayırmacılıktan – uzak olarak , günümüzün modern işletmecilik tekniklerine sahip , özellikle Batı'nın Wharton ve Harvard gibi kaliteli işletmecilik okullarında çok iyi yetişmiş elemanlar tarafından yönetilmektedir ve özel teşebbüs şirketleri ile kârlılıkta ve verimlilikte yarışabilir niteliktedirler.

Economist'e göre, bugünkü devlet kapitalizmi eskiye nazaran başka açılardan da çok farklıdır. Bu şirketler çok geniş bir çoğrafyaya yayılmaktadır. Çin devlet şirketleri dünya nufusunun beşte birine sahip Çin'de ve onun dışındaki ülkelerde genişlemektedir. Bu büyüme çok hızlı gerçekleşmektedir. Son yirmi yılda Çin ve Rusya'daki gelişme buna örnektir. Bugünkü devlet, borsa gibi, çok daha sofistike ekonomik araçları da kullanabilmektedir..

Devlet kapitalistleri yalnız şirketlerin değil devlet fonlarının da yöneticisidirler. Sovereign - devlet – fonlar bugün dünyanın en büyük nakit havuzunu meydana getirmektedir. The Abu Dhabi Investment Authority 627 milyar dolarlık , Suudi Arabistan'ın yabancı yatırım fonu SAMA 471 milyarlık, Çin'in Safe Investment şirketi 568 milyar dolarlık, Norveç'in Government Pension Fund 560 milyar dolarlık, ve China Investment Company'nin 410 milyarlık bir varlığa sahiptir. Dünyada bugün mevcut devlet fonlarının toplamı 4.8 trilyon dolardır (The Times; 2.2.2012). (Bu fon rakkamları dört yıl önceye aittir. Bu miktarlar şimdiye kadar daha da artmıştır.) 2020 'de 10 trilyon dolara ulaşacak bu fonlar yalnız gelişmekteki ülkelere değil gelişmiş ülkelere de yatırım yapmaktadır. Bu konuda en çok yatırım, güvenilirliği nedeniyle, Ingiltere'ye yapılmaktadır.

 

Batılı ülkelerin geniş ölçüde özellestirmeye gitmesine rağmen Batılı ülkelerde devletin ortak olduğu şirketler halâ vardır. Fransa'da enerji şirketi   EDF'nin yüzde 85'i , Japon Tobacco'nun yüzde 50'si, Almanya'da Deutsche Telecom'un yüzde 32'si devletindir. OECD ülkelerinde devletin sahip olduğu şirketlerin toplam değeri 2 trilyon dolardır ve bu şirketler 6 milyon kişi çalıştırmaktadır.

2008 krizinde Ingiltere'de devlet batmakta olan RBS bankasını kurtarmak için bankaya verdiği krediler ve nakit karşilığında, bankaya yüzde 85 ortak olmuştur. ABD 'de de bankaların hatta GM 'in batmaktan kurtarılmasında devlet ortak olmak zorunda kalmıştır. Devlet Kapitalizmi temelde ayni olan karma ekonomi modeline çok benzemektedir. Bu modelin ülkelerin ihtiyaçlarına uyarlanmış değişik uygulamaları bulunmaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet'in kurulmasından sonra uygulanan ve şimdi vazgeçilmeye çalışılan karma ekonomi modeli devlet kapitalizminin bir başka şeklidir.

Petrol ve maden kaynaklarına sahip Nijerya , Papua Yeni Gine, Moğolistan, Angola, Bolivya , Kanada, Hindistan , Japonya, Tayvan ve Tayland da geçen yıl yeni devlet yatırım fonları oluşturmuştur.. Ülkemizin de bir gün devlet fonu yoluyla yurt dışına açılması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü iş hayatındaki uluslararası rekabet yalnız ülkemizde değil başka ülkelerde de cereyan etmektedir.

Dört yıl önce yazdığım ve yayınlanan bu yazıma yakın günlerde ülkemizde kurulan Varlık Fonu konusunda bir iki noktayı eklemek istiyorum. Yukarıda belirtilen Devlet Fonları’nın amacı fonu yaratan ülkede meydana gelen dış ticaret fazlalılığı ve bütçe fazlalığını fonun kaynağı olarak kullanmak ve genel olarak ilgili ülke dışındaki başka ülkelere yatırım yapmaktır. Bizde yeni kurulan fonun kaynağı devlete ait şirketler ve gayrimenkullerdir. Fonun amacı ise yurt içinde yapılacak yatırımlar için kaynak yaratmaktır. Bu kaynağın yaratılmasında ise fonun varlıklarının büyük ihtimalle, karşılık olarak gösterilmesi gereğidir. Muhakkak bu büyük projeler ekonomik değer taşıyacak projeler olacaktır. Bunların değerlendirilmesinin, yönetiminin ve denetiminin siyasetin etkisi altında kalmayacak profesyonel kişiler tarafından yapılması büyük önem taşımaktadır. Varlık Fonu’na devredilen kaynaklar Türk ekonomisinin mücevher nitelikteki, geçmiş nesillerin tasarruflarıyla meydana getirilmiş, çok önemli varlıklarıdır.