Çaĝdaş portreler: Eric Hobsbawn

Yirminci yüzyılın en önemli tarihçilerinden İngiliz Markist filozof Eric Hobsbawn bundan birkaç yıl önce  dünyadan ayrıldı. Ölümünden önce yayınladığı “Dünya Nasıl Değiştirilir” isimli kitabı ile ilgili olarak Tristram Hunt'la yaptıĝı

röportajda “Kapitalizmin değişmesi bana hâlâ inandırıcı geliyor” diyorsunuz. Bu umut ışığı söndü mü?” sorusunu şöyle yanıtlamıştı; “Hayır. Söylemeye çalıştığım şey 21.yüzyılın temel sorunlarının saf piyasa veya liberal demokrasiyle çözülemeyeceği idi. Bu açıdan farklı bir kombinasyon, kamunun ve özel sektörün, devlet müdahaleleri ve özgürlüğün bir arada olduĝu yeni bir karışım gerekiyor. Adını ne koyarsanız koyun. Ancak ortaya çıkan şeyin tecrübe ettiĝiz anlamı ile kapitalizm olmayacağı kesin”. (Marx , Küresel kriz ve yeni sol üzerine bir sohbet; Çeviren; Yazgülü Bilici; Sol Gazetesi;5.10.2012)

 

Kapitalizm aralıklı olarak sürekli krizler de ürettiği için bu  ekonomik sisteme güvenirlik son yıllarda yeniden sorgulanmaya başladı. Kapitalist ekonomik sistemin serbest piyasa ekonomisi sorunları tam olarak çözememe sonucunu doĝuruyordu. Hatta kendisi sorunun bir parçası oluyordu. Sistemin yarattıĝı sorunların çözümünde, özellikle etkisi devam etmekte olan bugünkü krizde devletin zora düşen bankalara doĝrudan yardımının, müdahalesinin gereĝi ortaya çıktı. Ayrıca merkez bankaları, Özellikle ABD, AB ve Ingiltere'de öemli miktarda para basmak zorunda kaldılar, ekonomiyi tekrar canlandırabilmek için. Oysa sistem devlet müdahalesinin olmadıĝı bir ortamı öngörüyordu.

Hobsbawn'a göre 1970'lerden itibaren Şikago Okulu'nun Milton Friedman kaynaklı liberal ekonomi öĝretisinin etkisi ile özellikle '80'lerle başlayan Reagan ve Thatcher dönemi uygulamaları ve yarattığı sorunlar kapitalizmin arkasındaki serbest piyasa ilkesinin patolojik deformasyonudur. Ona göre kapitalizmin en başarılı dönemi 1945 – 1970 arasıdır. Bu dönem ideal değildi fakat insan yüzlü bir kapitalizm örneği idi. Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra kapitalistler korkmayı bıraktılar, fakat ondan sonra soruna daha dengeli yaklaşılabildi. O “son derece fark edilebilir bir hal olan şey neoliberal küreselleşen ekonominin dengesizliğidir. '80'de Latin Amerika, '90'da Rusya krizleri , ve en son 2008 krizi sistemde temel tutarsızlıklar olduĝunu göstermektedir” demektedir.

Habsbawn 9 Haziran 1917'de Iskenderiye'de  İngiliz -Yahudi bir baba ve Avusturyalı bir Yahudi anneden doĝmuş, küçükken onları kaybetmiş, önce Viyana , sonra Berlin'de bulunmuş, 1933'de Nazi baskısından dolayı İngiltere'ye göç etmiş, orada yerleşmiştir. Berlin günlerinden beri Komunist Parti üyeliğinden vazgeçmemiştir. Cambridge Üniveritesi'nde tarih doktorasını yaptıktan sonra kendini tarih çalışmalarına  vermiş, Londra Üniversitesi, Cornell Üniversitesi, Ecoles des Hautes Edutes en Science  Sociale ve Birkbeck Üniversitesinde hocalık yapmıştır. 18. yüzyıldan bu yana  tarihi içeren bir çok kitabı yayınlanmıştır. Bunlar arasında The Age of Revolution Europe 1789 – 1848, The Age of Reason 1848 -1875, The Age of Empire 1875-1914 ve The Age of Extreme “20th Century en meşhurlarıdır.

 

Tarihi krizlerin tarihi değişimler yarattığını belirten Habsbawn, Marx'ın yeniden keşfediliyor olmasının nedenini 1848'de, Marx'ın bugünkü dünyayı kendi dönemindeki herkesten daha iyi görebilmesine baĝlamaktadır. “O bugünkü küreselleşmeyi daha o zamanlar tahmin etmişti” demektedir.

İster teoride ister pratikte neoliberal bir ekonomi anlayışından giderek vazgeçilmeye başlandığı bir dünyada ve  dönemde, ülkemizde neoliberal politikaların etkin bir şekilde kullanılmaya devam edilmesi çok ciddi bir çelişki yaratmaktadır.