ARJANTIN’DE SON TANGO (2)

FBI Direktörü J. Edgar Hoover 13 Kasım1945 tarihli Buones Aires Amerikan elçiliğine gönderdiği mektupta Hitler’in Arjantin’de olduğuna dair kuvvetli kanıt olduğunu ve Walter ve Ida Bonfert Eichhorn’dan yardım gördüğünü belirterek ayrıntıli bilgi veriyordu (Corsi ; 64). FBI Hitler’in Arjantin’de olduğunu tam olarak kanıtlayamamıştı , Buones Aires’deki Amerikan elçiliğinden yardım istiyordu.               

HİMMLER VE MARTİN BORMANN’IN PROJELERİ                                                                    

9 Kasım 1942’de SS Reichführer Henrich Himmler, Nazi partisi başkanı ve Hitler’in özel sekreteri Martin Bormann’la özel bir görüşme yaptı. Nazi partisinde üyeler arasında harbin kazanılması konusunda bazı şüpheler oluşmaya başlamıştı. Eğer gerçekten harp kaybedilirse, gelecekte Dördüncü Reich’ı kurabilmek için üst düzey Naziler’in Almanya dışında bir ülkeye kaçmaları gerekirdi. Bunlar Himmler, Bormann ve Hitler olabilirdi. Bunun için bir plan hazırlanmalıydı. Nazi partisinin yaşayabilmesi için “yeraltına” inmek gerekliydi. Bunun anlamı görünenlerin bundan böyle görünmemesi, dış dünyadan çekilmek “anonymous” olmaktı. 1944’de yayınlanan “The Nazis Go Underground” isimli kitabında, 1930’da Berlin’den ABD’ye kaçan harp muhabiri Curt Riess’e göre bu planlamada ve uygulamada Himmler partinin gücünü, Bormann ise partinin üyelerini, mensuplarını temsil ediyordu. Himmler beyin, Bormann partinin kan damarlarıydı. Himmler Avrupa’nın en korkulan adamı, SS ve Gestapo’nun, gizli polisin başı olarak, insanların ne yaptıklarına ve ne yapmak istediklerine yoğunlaşmıştı. Bormann da onların, belli koşullar altında, muhtemelen ne düşündüğünü biliyordu. Yeraltına inmek ve Almanya’dan yakalanmadan kaçmak için her şeyden önce, harp sonrası yaşanacak yerin bulunması ve maddi kaynak yaratılması gerekliydi. 1942’de iki seçenekten bir ABD diğeri Arjantindi.

1930’larda Hitler’in iktidara ulaşması için gerekli mali kaynağın bir kısmı da ABD’den gelmişti. 1943 -1946 arasında ABD’nin Sovyetler Birliği elçisi W.Averell Harriman, ABD Başkanı George Herbert Walker Bush, Dulles kardeşler (Eisenhower Başkanlığında ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles ve Eisenhower ve Kennedy Başkanlığında CIA başkanı Allen Dulles) Nazi finansmanını içeren aile ilişkilerine sahipti. Prescott Bush ve George Herbert Walker, George H.W.Bush’un babası ve büyükbabası, ikisi de Wall Street yatırım bankası W.A.Harriman & Company’de ortak idiler. İki Dulles kardeşler ünlü New York hukuk firması Sullivan & Cromwell’de avukatlık yaptılar. 1930’larda Harriman ailesi ABD’de Union Bank’ı yönetiyordu. Bankanın Alman Thyssen firması sahibi Alman çelik kıralı Fritz Thyssen’le yakın ilişkisi vardı ve banka “Hitler’in Bankası” olarak biliniyordu. Banka, Pearl Harbour’dan ve ABD’nin harbe girmesinden sonra Başkan Franklin D.Roosevelt tarafından kapatıldı. Sullivan & Cromwell, Alman kimya firması I.G.Farben için ABD’de bir çok hukuki iş takip etti. I.G.Farben ölüm kamplarında kullanılan Zyklon – B zehirli gazını üretiyordu. (Corsi ; 80-81)

11 Kasım 1942 ‘de Allen Dulles, Office of Strategic Services - OSS (sonradan adı CIA oldu) şefi olarak Bern’de göreve başladı ve harp süresince ABD’nin Avrupa’da baş casusu olarak hareket etti. Dulles’ı 15 Ocak 1943’de Liechtenstein pasaportlu Prens Maximilian Egon zu Hohenlohe – Langenberg ziyaret etti ve kendisine Himmler’in bir teklifini getirdi. Himmler, SS’in Hitler’i öldürerek devre dışı bırakmasını ve Almanya’nın ABD ve İngiltere ile beraber Sovyetler’e ve komünizme karşı savaşmasını öneriyordu. Bu öneriyi Alman istihbarat örgütünün başı Amiral Canaris de destekliyordu. Başından beri Hitler’e karşı olan Canaris 1944’de vatana ihanetten idam edildi. Himmler’in teklifini Dulles sıcak karşıladı, fakat resmi bir onay vermedi. Ama Nazi hiyerarşisi ile temas kanallarını açık bıraktı. Naziler’in yeraltına ineceğinden haberdardı.

Naziler tarihin kayıt ettiği en büyük talanı yaptılar. Özel kolleksiyonlardaki ve müzelerdeki sanat eserlerine, işgal ettikleri ülkelerin hazinelerindeki altınlara, Yahudiler’in mal ve mülküne ve ölüm kamplarındaki cesetlerin sökülen altın dişlerine el koydular ve bunları hızla Hitler'in harp makinesi için kullandılar. Harp aleyhlerine dönmeye başlayınca elde edilen altın, para ve dığer varlıklar, Naziler için gelecekte gerekli olan yeraltı organizasyonunun kurulmasına yönlendirildi. Bu operasyondan da Bormann sorumlu kılındı.

Bormann Hitler’in ayni zamanda çok yakın sırdaşı idi. 18 Eylül 1931’de Hitler’in apartmanında ölü bulunan Hitler’in yeğeni ve metresi, 23 yaşındaki Geli’nin cesedinin yanıbaşında Hitler’in tabancası duruyordu. Resmi görüş Geli’nin intihar ettiği idi. Gerçekte durum başkaydı. Kıskançlık krizine giren Hitler Geli’yi öldürmüştü.