MEB: Yargı kararı mı? O da ne?

Atamalarda kilit rol oynayan Eğitim Bir-Sen'i bir yana bırakırsak, diğer önde gelen eğitim sendikaları bugüne kadar MEB'in sayısız uygulamasını "haksız, hukuksuz, keyfi ve yasalara aykırı" bularak yargıya taşıdı.

Davaların hemen hepsi; MEB aleyhine sonuçlandı. Ancak uygulamada hiçbir şey değişmedi. Yargı kararlarını hiçe sayan Bakanlık, bir de valiliklere yazı yazıp adeta "bildiğinizi okumaya devam edin" dedi. Hem de hukuk müşavirliği eliyle...

Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hanefi Bostan, yüzbinleri mağdur eden kararlarına Anayasa Mahkemesi'nin "dur" dediği MEB'in bugüne nasıl geldiğini açtıkları dava örnekleriyle bir kez daha hatırlattı:

"Danıştay, MEB'e Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin yönetmeliğin bazı maddelerini; okul müdürlerinin hukuksuz bir puanlamaya tabi tutulduğu, okul başmüdür yardımcıları ve müdür yardımcılarının görevine hukuksuz bir şekilde son verildiği gerekçesiyle iptal etti. Mahkeme yönetmeliğin ilgili maddesine yaptığımız itirazı, 'hiçbir ölçüt ve duyuruya yer verilmemiş olması' ve 'en az 6 ay çalışmış olma' koşulundan ilçe milli eğitim müdür ve şube müdürlerinin muaf tutulması' sebepleriyle yerinde bulmuştu. Karar sendikamıza 23.06.2015 tarihinde tebliğ edildi. Bakanlığa iki kez yazı yazdık ve hukuksuz görevden almaların iptali ile mağdur tüm eğitim kurumu müdürü, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısının haklarının iadesini talep ettik. Mağdur sayısı 100 bin civarında. Ne var ki basının önünde yargı kararının gereğini yapacağını söyleyen Milli Eğitim Bakanı, bakan adına hukuk müşaviri imzalı, 1 Temmuz 2015 tarihli bir yazıyla İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararının uygulanmamasını istedi."

Benzer bir tutum da Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) yerleştirme sistemini delen uygulamada yaşandı:

"Geçen yıl yönetmelik değiştirildi. Anadolu ve fen liselerinde boş kalan kontenjanlara "taban puana" yani o okula giren son öğrencinin puanına göre değil, başvuranlar arasında “puan üstünlüğüne” göre nakil imkanı tanındı. Yani yüksek puanlı öğrencilerin girebildiği bu okullara, nakille çok düşük puanlı bazı öğrenciler alındı. Sendika olarak bunu da yargıya taşıdık. Mahkeme MEB aleyhine karar verdi ancak bu kararın gereği de yerine getirilmedi. Bakanlık, 3 Temmuz 2015 günü  Bakan imzası ile ilgili genel müdürlüklere bir yazı göndererek karara uyulmamasını emretti. Oysa yargı kararlarının, davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde uygulanması zorunlu. Bu durum  Anayasanın 138'inci, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun da 28'inci maddesiyle güvence altına alınmışken MEB hiçbirini tanımadı."

Hanefi Bostan'ın dikkat çektiği bu tutum sonunda MEB'e pahalıya patladı. Anayasa Mahkemesi dershanelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemeyi ve okul idarecilerinin atanması işlemlerini iptal etti. Herkesçe beklenen karar için Bakan Avcı "Doğrusu beklemiyordum" diyor.

Günaydın Bakan Bey. Hukuğun kıyısından geçmeyen birinin bile öngörebildiği gidişattan bu kadar bihaberseniz lütfen o görevi bırakınız. Bırakınız ki 4+4+4 ile, dershane savaşıyla, kadrolaşmayla komaya soktuğunuz milli eğitim yeniden hayat bulma fırsatını yakalayabilsin.

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar