SPORDA ŞİDDETİN ÖNLENMESİ ÖNERİLERİ-III

Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Türker Arslan, Komisyonun 30.12.2010 tarihli toplantısında, sadece rakip taraftarın maça gelmemesine karar vermekle sorunu çözmenin doğru bir yöntem olmadığını, İl Güvenlik Kurullarının yeterince etkili olmadığını, güvenlik tedbirlerinin yetersiz kaldığını belirtmiş ve Spor Genel Müdürlüğünün, Federasyonların, spor kulüplerinin ve Emniyet Genel Müdürlüğünün birlikte, Sporda Şiddetin Önlenmesi Koordinasyon Kurulu kurmasını önermiştir (Anılan Rapor, s.193).

 

Prof. Dr. Seydi Karakuş ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Acet, 13.12.2010 tarihli toplantıda, basının şiddeti körükleyecek yayın yapması hâlinde cezalandırılmasının sağlanması, deplasmana giden seyircilere ait bilgilerin, yola çıkmadan önce sisteme girilmesi ve sorun çıkaran taraftarın önceden tespit edilerek deplasmandaki maçlara gitmelerinin engellenmesi gerektiği şeklinde görüş belirtmişlerdir (Anılan Rapor, s.185).

Prof. Dr. Osman İmamoğlu, 06.01.2011 tarihli toplantıda, giriş kapılarına x-ray cihazları yerleştirilerek stada suç aletleri sokulmasının engellenebileceğini, medyanın denetimsiz yazıları ve tartışmaları ile saldırganlığa zemin hazırlandığını, kişilere sporun sağlıklı yaşam için gerekli aktivite ve görsel bir şov ile oyun olduğunun öğretilmesi, profesyonel futbolcuların öfke kontrol çalışmalarına tabi tutulması, kulüp yöneticilerinin bilinçlendirilmesi ve antrenörlerin çok yönlü yetiştirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Anılan Rapor, s.195).

Komisyonun 06.01.2011 tarihli toplantısında belirttiğimiz üzere, sporda şiddet, spor tesisleri ve civarında, mitingler ve havaalanlarındakine benzer tedbirlerin uygulanmasıyla bir dereceye kadar önlenebilir. Sporda şiddet çeşitli kesimlerin eğitim ve ahlak düzeyiyle ilgilidir. Olaylarda önde görülenler, genellikle spor yapmayan, sadece kulübünün ateşli taraftarı olmakla yetinen çocuk ve gençlerdir (Anılan Rapor, s.195). Bizce, kulüplerin şirketleşmesiyle bu çocuk ve gençlerle kulüp yöneticileri arasındaki ilginç ilişkiler ortadan kalkabilecektir. Her okulda, kulüplerle bağlantı kurularak, öğrencilere ders saatleri dışında spor eğitimi verilmeli, ihtiyacı olan öğrencilere çeşitli kurum ve kuruluşlarca bir miktar beslenme yardımı yapılmalıdır. Böylece, sporu yaparak öğrenen gençlerin hepsi en azından iyi birer spor seyircisi ve bir kısmı da aynı zamanda hem yetenek keşfi hem de sosyal sorumluluk keşfi projesi olan bu uygulamayla, üst düzeyde sporcu olacaktır.

Şirketleşme, bize göre, kulüplere, araştırıcı, gelir artırıcı ve bir yönetim ve kulübe önemli mali katkısı olan, geniş bir taraftar kitlesi kazandıracak, kulüplerin ve yöneticilerin, belirli bir grup ateşli genç ve çocuk taraftar desteğine ihtiyaç hissetmemelerini sağlayacak, bu taraftarlar da kendi yaş gruplarındaki sporcuların ve hatta ortakların arasına katılacaklardır (Fehim Üçışık, “Sporda Şiddetin Önlenmesi”, Bizim Gazete, 15.01.2011).

Bize göre, şiddet ve düzensizliğin önlenmesi için, kulüp başkan ve yöneticilerinin disiplin kurallarına aykırı açıklama ve fiillerine uygulanan müeyyideler, protokol tribüne girememek ve teşkilatla yazışmalarda bulunamamak gibi değil, daha caydırıcı nitelikte olmalı ve birkaç defa tekerrür halinde ömür boyu men cezası da verilebilmelidir (Fehim Üçışık, “Sporda Şiddetin Önlenmesi Çalıştayı”, Bizim Gazete, 14.05.2016).