ÜLKEMİZDEKİ İLGİNÇ ASGARİ ÜCRET

Asgari ücret, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine göre, çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrettir (m.23/III). 1982 Anayasası, sosyal devlet, hukuk devleti ve insan haklarına saygılı devlet şeklindeki nitelemelerine rağmen, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin bu tanımını aktarmamıştır.

 

Asgari ücret, ülkemizde, işçi ve işveren temsilcileri ve devlet görevlilerinin katıldığı bir komisyon tarafından, ilginç bir şekilde, ülke geneli için ve işçilerin aileleri gözönünde bulundurulmaksızın belirlenegelmekte ve tespit ve ilan edilen miktar, geçim şartları çok farklı şehirlerde ve köylerde uygulamaya konulmaktadır. Bu durumda asgari ücretin hangi yerleşim merkezindeki işçilere uygun bir yaşayış sağlayan en düşük ücret olduğu açıklığa kavuşturulmamakta, tüm yurtta bu miktarın yeterli olduğu varsayılmaktadır.

Köy, kasaba, şehir, büyükşehir ayırımı olmadan ve dolayısıyla yeterli olup olmadığına bakılmadan tek bir miktarın geçerli sayılması hem İnsan Hakları Evrensel bildirgesine, hem de Devletin temel amacını, toplumun ve fertlerin refah ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak şeklinde belirleyen 1982 Anayasasına (m.5) aykırıdır.

Ailenin gözönünde tutulmaması da İnsan Haklarına ikinci bir aykırılık teşkil etmektedir.

Asgari ücret halen net 1.404 lira, işverene toplam maliyeti ise 2.088 lira kadardır. 2018 yılı asgari ücreti Aralık ayında belirlenecektir; Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıları devam etmektedir.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ortak bir açıklama yaparak mevcut 100 liralık desteğin “sürdürülebilir istihdam” için gerekil olduğunu, Maliye Bakanı Naci Ağbal ise bu desteğin bir defalığına öngörülmüş olduğunu belirtmiştir. TİSK Başkanı Kudret Önen’e göre, 2018 yılı asgari ücret tespit çalışmalarında enflasyon tek belirleyici olmamalı, işsizlik oranları, verimlilik artışı, küresel, ekonomik ve siyasi gelişmeler, ekonomik riskler, rekabet gücü gibi belirleyici diğer değişkenler de dikkate alınmalıdır (Hürriyet Gazetesi, 26.11.2017).

Bizce, asgari ücret, her il ve ilçede, katılımcı demokrasi ilkesine uygun olarak, işçi ve işveren sendikalarının yerel temsilcileri ile Belediyelerden, Ticaret Odası, Ziraat Odası gibi kanunla kurulu meslek odalarından ve merkezi yönetimin o yöredeki ilgili birimlerinden temsilcilerin katıldığı bir komisyonca belirlenmelidir.

Mevcut Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ya kaldırılmalı ya da ülkenin geçim şartlarının en hafif olduğu belirli köy ve beldeler için bir işçinin ailesiyle birlikte insan haysiyetiyle yaşayabileceği en düşük ücreti tespit etmeli, diğer yerleşim yerlerindeki komisyonlar, o yerlerdeki asgari ücretin bu miktarın ne kadar üzerinde olacağına karar vermelidirler.

Bize göre, böyle bir uygulama İnsan Haklarına uygunluğu, ailelerin, sırf bir emek geliri yeterli olmadığı için çalışmak zorunda kalan diğer fertlerinin yerini işsizlerin almasını ve yatırımların kalkınmada öncelikli yörelere kaydırılmasıyla dengeli kalkınmayı sağlayacaktır.