ANAYASININ İNSAN HAKLARIYLA UYUMSUZLUĞU

1982 Anayasası, başlangıç kısmında, her vatandaşın bu anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığın bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğunu belirtmektedir.

 

1982 Anayasasına göre, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, sosyal bir hukuk devletidir (m.2). Devletin temel amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır (m.5).

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, önsözünde, dehşetten ve yoksulluktan kurtulmuş insanların, söz ve inanma hürriyetlerine sahip olacakları bir dünya kurulmasının en yüksek amaç olduğunu belirtmekte ve yoksulluktan kurtulma konusunda asgari ücret ve sosyal yardım düzenlemeleri içermektedir. Anılan Bildirgeye göre, her şahsın, gerek kendisi gerek ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere, sağlığını ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine hakkı vardır (m.25/I). Çalışan her kişinin, kendisine ve ailesine insan haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan adil ve elverişli ücrete hakkı vardır (m.23/III). Her şahsın, işsizlik, hastalık, engellilik, dulluk, yaşlılık dolayısıyla veya iradesi dışında, geçim imkânlarından yoksun kaldığı hallerde, toplumun bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır (m.22, m.25/I).

1982 Anayasası, vatandaşların sosyal adalet gereklerince onurlu bir hayat sürdürme hakkı bulunduğunu belirtmesine, Devletin bunun için gerekli şartları hazırlamaya çalışmasını öngörmesine ve Devleti insan haklarına saygılı, sosyal bir hukuk devleti olarak nitelemesine rağmen, Bildirgenin, asgari ücreti, çalışanların aileleriyle birlikte insan haysiyetine uygun yaşayış sağlayan ücret şeklinde tanımlayan hükmünü alıntılamamış, bunun yerine, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek ve çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri almasını ve asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumunun da gözönünde tutulmasını (m.49/II, m.55) öngörmüştür.

1982 Anayasası, sosyal güvenlik konusunda da, Bildirgenin, her şahsın uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, engellilik, dulluk, yaşlılık gibi nedenlerle geçim imkânlarından yoksun kaldığı hallerde, toplumun bir üyesi olarak sosyal yardıma hakkı olduğunu belirten hükümleri yerine, herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir; Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar şeklinde bir genel düzenleme (m.60) yapmış ve özel olarak korunması gerekenleri belirtmiştir (m.61, m.62).

Bizce, 1982 Anayasası, geçim şartlarıyla ilgili temel haklar konusunda İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine uygun düzenlemeler yapmalıydı ve yapmalıdır. Anayasanın bu konuda Bildirgeyle uyumsuz düzenlemeleri dolayısıyla, halen, asgari ücret, işçinin eşi, çocuğu, ana babası yokmuşçasına belirlenmekte ve kış aylarında kar yağdığında spor salonlarında misafir edilen evsizler, kar yağışı sona erdiğinde tekrar parklardaki banklara, köprü altlarına, kısaca tabiata dönmektedirler.