DALDAN DALA (VIII)

   Adama sormuşlar:

   -Sokakta giderken panda ile karşılaşsan ne yaparsın?

   -Tanıyıp bilmediğim biri olduğu için geçip giderim! demiş.

 

   Adama sormuşlar:

   -Suda boğulmakta olan birini gördüğün zaman ne yaparsın?

   -Boğulup boğulmadığını anlamaya çalışırım! demiş.

   *

   İstanbul’da otobüs, metrobüs gibi taşıt araçlarının sürücülerini öfkeli yolculardan korumak için şoför mahalleri camekân içine alındı. Burada bir karşılıklılık (mütekabiliyet) söz konusu bence; bu önlem aynı zamanda yolcuları da öfkeli sürücülerden korumaya yarayacak sanırım.

   *

   Çocukluğumuzda, yani bundan 70 yıl kadar önce, okuduğumuz çocuk hikâyelerinde mızmız tavşan, maskara maymun, geveze papağan, inatçı eşek ya da inatçı keçi gibi hayvan kahramanlar vardı. Günümüz çocuk hikâyelerinde bu kahramanlar çeşitlenmiş olmalı. Söz gelişi yılışık tilki, endişeli kurt, bilgiç kuzu, işkilli aslan, kullanışlı koyun, meraklı karga, yalancı kedi, uyanık baykuş, işbirlikçi çakal, uysal kaplan… gibi.

   *

   “Vah vah” yerine Arapçayla karışık İngilizce söyleyişle ya da sesletişle “vuah vuah” denir oldu. Kabaran Arapça merakımız yüzünden Osmanlıca kelimeleri bilen bilmeyen herkes kendine göre sesletip gidiyor. Türkçesi varken de hava basmak için İngilizce kelimeler yeğleniyor.

   Bir de, özellikle genç kızlarımız “şe” sesini kullanmaz oldular! Yeni icat “aşkım” sözü yerine “askım”, emektar “şaşırmak” yerine “sasırmak” demek gündemde. Örnekler saymakla bitmez. Kısacası, başında ya da içinde “ş” harfi olan kelimelerin sesletimi değişime uğramış bulunuyor.      

   Dikkat ederseniz yerli TV dizilerindeki bütün genç kız oyuncular bu yeni sesletim biçimiyle konuşuyorlar. Söz gelişi şöyle diyorlar: “ Yasına basına bakmaz, her aksam sen sakrak sarkılar söyler, çevresine nese saçardı.”  

   *

   Yaşlılarla kapitalistler arasında bir benzeşme var: Yaşlılar sadece kendilerine hizmet edecek birini, kapitalistler sadece kendilerini zengin edecek tüketiciler arar.

   *

   “Tembel kimsenin çalışacak vakti yoktur” sözünü kim söylemiş hatırlamıyorum ama şu sözü Fransız yazar Jules Renard söylemiş: “Tembellik: Yorulmadan önce edinilmiş dinlemek alışkanlığıdır.”