NELER GELDİ… NELER GEÇTİ…

   2018 yılına girdik. Yeni yılın memleketimize ve dünyaya hayırlı ve uğurlu olmasını dileyelim.

 

   Her yeni yılın başında iyi dilekte bulunuruz da bu dilek gerçekleşir mi gerçekleşmez mi? Bu ayrı bir konu. Bunun yorumlanmasını bir yana bırakıp sadece ülkemizle ilgili olarak eski yılları hatırlamak istedim. Şöyle bir 70 yıl geriye gidip 1948’den başlayarak sonu 8’li yılların yılbaşlarından 2018’e kadar bellek tazelemeye niyetlendim. “Neden 1948’den başlıyorsun?” diyeceksiniz; çünkü o tarihte 7-8 yaşlarındaydım ve 1948’i iyice hatırlıyorum.

   1948’de, büyüklerin konuşmalarından anladığımıza göre 2 yıldan beri, bir başka deyişle 1946 genel seçiminden itibaren çok partili bir siyasal hayat başlamıştı ülkemizde. CHP iktidardaydı, İsmet İnönü cumhurbaşkanıydı, DP (Demokrat Parti) muhalefetteydi. İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılarından az çok kurtulmuştuk. Okulda “Yerli Mallar Haftası” yapıyorduk. Ezan Türkçe okunuyordu.

   1958’de, 1950 genel seçimini kazanan DP iktidardaydı. Ülkemize demokrasi gelmişti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dı, Adnan Menderes başbakandı. Ezan Arapça okunuyordu ve “söz milletindi” artık. İlkokullara da din dersleri kondu. İktidar muhalefete karşı “Vatan Cephesi” kurdu. Muhalif gazeteciler yargılanıp hapse atılıyordu. İstanbul’da yıkım ve imar etkinlikleri sürüyordu. Enflasyon almış başını gidiyordu. 1 Dolar 2.90 TL’den 9.00 TL’ye bu yıl çıkacaktır.

   1968’de, 27 Mayıs 1960’ta Ordu DP yönetimine son verdikten sonra 1961’de yapılan yeni Anayasa yürürlükteydi. Türkiye İşçi Partisi vardı. İşçi sendikaları etkindi. Üniversite öğrencileri arasında sağ-sol çatışmaları başlamıştı.

   1978’de, 1971’de Ordu’nun ikinci kez yurt yönetimine el koymasından sonra yeniden demokrasiye geçişin sancıları yaşanıyordu. Yine üniversite öğrencileri arasında çatışmalar vardı. Siyasal cinayetler işleniyordu. İktisadi gidiş iyi değildi.

   1988’de, Ordu’nun üçüncü kez yönetime el koyduğu 1980 yılı çok gerilerde kalmıştı ama tekrar demokratik hayata geçişteki sıkıntılar hâlâ yaşanıyordu. Siyasal hayata sağ görüşlü siyasal partiler, bunun sonucu olarak da iktisadî hayata da az gelişmiş kapitalizm ile alaturka liberalizm egemendi.

   1998’de, geçen on yılın yarattığı ortamdaki iktisadi hayata artık dindar kesimden iş adamları ağırlıklarını koymuşlardı.

   2008’deki durumu anlatmaya gerek yok; çünkü yakın geçmişi herkes hatırlıyordur.

   Yukarıdaki kısacık hatırlamalara bakarak bile “Neler geldi… Neler geçti…” demek abartılı olmaz sanıyorum.