2 DAKİKA…

  10 Kasım 2017 sabahı saat 9’u 5 geçe saygı duruşu için sirenler çalıyor. Saygı duruşu 2 dakika sürecek.

 

   

   Bir yıl 365 gün; saate vurursanız 8760 saat, bunu da dakikaya çevirirseniz 535 600 dakika demektir. Bu da demektir ki 525 600 dakika içinde 2 dakikanızı saygı duruşuna ayıracaksınız.

   10 Kasım 2017 sabahı saat 9’u 5 geçe biz de, “kentsel dönüşüm” ürünü yeni apartmanımızda ve metrekaresi eskiye göre % 20 kadar küçülmüş olan yeni dairemizin neredeyse bütün cepheyi kaplayan ve bize panoramik bir görüş sağlayan “Fransız balkon”un camı önünde saygı duruşuna geçiyoruz. Önümüzdeki caddeyi de görüyoruz, caddeye koşut ve yeniden yapılması 5 yıldır bir türlü bitmeyen demiryolunu/Marmaray’ı da görüyoruz, karşımızda yapılmakta olan 15’er katlı bir dizi apartmanları da.

   Sirenler çalıyor… Demiryolu alt geçidinden geçip öteki tarafa çıkan tesettürlü bir kadın bir iki adım attıktan sonra siren sesini fark etmiş olmalı ki hemen duruyor. Tesettürsüz bir genç kız kadının yanından geçip giderken birden toparlanıp o da saygı duruşuna geçiyor. Bu arada saygı duruşundakilerin sağından solundan fütursuzca gelip geçenler de var.

   Karşıdaki apartman inşaatlarının önüne bir özel araba gelip duruyor. Şoför mahallinden inen gençten bir adam hemen saygı duruşuna geçiyor. O âna kadar durumun farkında olmayan ya da olup biteni umursamayan ve inşaatla ilgili oldukları anlaşılan birkaç kişi de genç adamın çevresinde saygı duruşuna geçiyorlar.

   Apartman inşaatında çalışmakta olan işçiler ise sirenler çalmaya başlayınca işlerini bırakıp saygı duruşuna geçmişler bile. Hele bir tanesi; inşaatın en üst katında tek başına, bir saygı duruşu simgesi gibi dikilmekte.

   Yan apartmandan şık giyimli bir bey fırlıyor. İşi acele olmalı. Elindekini gidip çöp konteynırına attıktan sonra hızla gelip son model ve pahalı özel arabasına atladığı gibi çekip gidiyor. Sireni mi fark etmiyor, çevrede saygı duruşu yapanları da mı fark etmiyor, yoksa umursamıyor mu?

   Gerçi saygı duruşuna saygı göstermeyen yalnızca o değil, başkaları da var.

   Saygı duruşu zorunlu değil ve yaptırımı da yok; tümüyle insanî bir davranış ya da tutum. Bana sorarsanız saygı duruşunu umursamamak, saygı duruşuna saygı göstermemek insanî ve uygarca bir tepki değil. Ayrıca, son yıllarda dillere pelesenk edilen gelenek ve göreneklerimiz gereği, tanıyalım tanımayalım, önümüzden bir cenaze geçerken saygı göstermez miyiz? Oturuyorsak ayağa kalkarız, şapka varsa başımızda çıkartırız; kimi içinden, kimi ellerini açarak bir Fatiha okumaz mı?

   Ayrıca “sayı duruşu” bütün dünyada var ve uygulanıyor. Fransızca’da saygı duruşuna “sessizlik/sükût dakikası” (minute de silence) deniyormuş ve şöyle tanımlanıyor: “Ayakta, hareketsiz ve sessiz durarak ölülerin anısına gösterilen saygı.”

   Eskiden saygı duruşuna “ihtirâm duruşu” denirdi dilimizde. Evet, ihtirâm, yani hürmet, yani saygı…