Hayatlarımız kendilerini açıklamalı

“Çocukken büyücülerin herşeyi yapabileceklerini sanıyordun, ben de öyle sanırdım bir zamanlar. Hepimiz öyle sanırdık. Fakat gerçek şu ki, insanın gerçek gücü büyüyüp, bilgisi arttıkça izleyebileceği yol iyice daralıyor. Ta ki en sonunda sadece ve sadece mutlaka gerekenden başka yapacak şeyi kalmayıncaya kadar…”1

 

 

Bir insanın olgunlaşmasını; bastıramadığı arzularla kavrulup, hamken pişmesini ve nihayetinde herşeyi düzenleyip yöneten gereklilik yasasına gönüllü şekilde teslim oluşunu özetler bu paragraf. Tabii benim gözümde. Aynı zamanda da bir kitabı: Yerdeniz Büyücüsü, fantastik edebiyatın usta kalemi Ursula K. Le Guin’in “bütün büyücüler birer arketip olarak Gandalf’tır ama beyaz sakalları çıkmadan önce nasıldılar?”2 sorusunun peşine takılıp bulduğu bir büyüme hikâyesidir. Hikâyelerini planlamadığını, bulduğunu söyler Le Guin. Nereden mi? Bilinçaltından… Belki de bu yüzden, Yerdeniz diyarının büyüleri de, büyücüleri de, hatta gölge güçleri bile çok daha naiftir, insancıldır, elinizi uzatıp dokunabileceğiniz bir mesafede dururlar. Bir çobanın baş büyücüye dönüşme hikâyesinin içinde, kendi içsel yolculuğunuzu okursunuz. Birkaç gün önce, 88 yaşında hayatını kaybetti Ursula K. Le Guin. Kimilerine insanın özünü harcayan düzene başkaldıran anarşist yanı, kimilerine feministliği, mülksüzlüğü ya da komünistliği ilham vermiştir. Benim için gücünü yalnızca gereklilik karşısında kullanan Yerdeniz diyarının bilge büyücüsüydü o, yaradılışın dilini konuşan altın renkli ejderha Tehanu’ydu… Onu, büyüme yolculuğumuzu bu kadar güzel ve ihtişamlı şekilde anlattığı ve tevazunun gücünü onurlandırdığı için sevdim. Büyümek yıllarını almış usta yazarın; “Otuzbir yaşımda tamamladım, ne kadar tamamlanabilirse”2 diye yazmış. Size de tanıdık gelmiyor mu? Ne dersiniz? Zaten Yerdeniz Hikâyeleri de üçleme olarak başlayıp, altı kitaba uzanan bir seri haline dönüşmüş. Her biri kendi içinde tam ve bütün ama aynı zamanda zincirin olmazsa olmaz birer halkası… Tıpkı her birimiz gibi. “Rüyalar kendilerini açıklamalı” diyor Le Guin. Katılıyor ve de ekliyorum: Hayatlarımız da kendilerini açıklamalı. Nasıl mı? Yine Ursula’nın izinden gideceğim: “Eğer William yazılmaya değecek bir karakterse, vardır. Yapmam gereken tek şey ona bakmaktır.… Onu planlayamam… Onu bulurum”2 Bu köşeden türlü vesileyle yazdığım yere bağlayacağım Ursula’ya vedamı da: “Büyücü olarak doğmuş birinin aklını karanlıkta bırakmak tehlikelidir.”1 Yaşamımızın bir yerinde durup kendimize bakmalıyız. Aksi takdirde hayat bizi buna zorluyor. Genellikle de kendimize ya da çevremize acı veren tecrübelerle. Bu yüzden izin verelim, hayat hikâyemiz kendini açıklasın. Bunu yapabilmesi için yazgımıza imkan tanıyalım, alan açalım.

Sürekli çevreyi izleyen gözlerimizi hikayemizin baş kahramanına çevirelim: kendimize iyice bakalım ta ki onu bulana dek.

1 Yerdeniz Büyücüsü. Ursula K. Le Guin, Metis Yayınları

2 Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Ursula K. Le Guin, Metis Yayınları