Tarihi dönüşümün içinde…

in Ali Er

Ahmet Hamdi Tanpınar, ünlü romanı Huzur’da, kahramanlarından birine şunu söyletir: “Fatih 20 sene daha yaşasaydı biz şimdi belki de rönensansı vaktinde idrak etmiş bir millet olurduk”

Tanpınar, böyle düşünmüşse yabana atmamak lazım… Fatih’in zamansız ölümü ve yine Tanpınar’ın imasıyla Cem’in (Sultan) yenilmesi ülkemizin kaderini değiştirmiş olabilir.

Tarih bildiğimiz gibi gelişti… Osmanlı sanayi devrimini de kaçırınca koca imparatorluğu yaşatma gücünü ve yeteneğini kaybetti. Hayatta kalabilmek için modernleşme çabalarına sarıldı.

Modernleşme çabaların bazıları rejim değişikliği niteliğinde önemli siyasal dönüşümlere yol açtı. Son 200 yılda gerçekleştirilen; Sened-i İttifak, I. ve II. Meşrutiyet, Cumhuriyet’in ilanı ve çok partili sisteme geçişi bu kapsamda değerlendirebiliriz… Bunların tümü Batı uygarlığı veya tecrübesinden esinlenilerek gerçekleştirilmiş ilerici dönüşümlerdi.

 2017 yılının ilk aylarını yaşadığımız şu günlerde yeni bir köklü siyasal dönüşümün eşiğindeyiz. AKP ve MHP ittifakının TBMM’den geçireceği kesinleşmiş görünen “Cumhurbaşkanlığı” sistemi büyük olasılıkla referandumdan da geçecek.

Cumhurbaşkanlığı sistemi, mevcut haliyle fiili olarak parlamento, yargı ve medyanın denetimi dışında kalacak. Sistemin uygar dünyada bilinen başka örneği yok. Bu özelliğiyle bugüne dek gerçekleştirilen diğer köklü siyasal dönüşümlerden ayrılıyor. Güçlü lider, tek adam dönemlerine geriye dönüyor. Bu özelliği, MHP’nin lider için kullandığı “başbuğ”, AKP’nin ise büyük oranda dayandığı İslamcı kesimin “halife” özlemiyle uyumlu görünüyor.

Türkiye’de gerçekleşmekte olan bu köklü siyasal dönüşüm, dünyadaki gelişmelerle çok da tezat oluşturmuyor. İşte ABD’de Trump dönemi başlıyor. Avrupa ülkeleri, içlerine kapanma arayışında. Bu eğilim İngiltere ile sınırlı kalmayacak gibi. Tüm dünya, eskilerin ifadesiyle ciddi bir buhranın anaforuna kapılmış durumda. Kapitalizmin sonu gelmez krizlerinden biri bu. Türkiye, bu krizin yarattığı basıncın verdiği huzursuzluğu ve endişeleri, ülkeyi nereye götüreceği belirsiz köklü siyasal dönüşümle aşmayı deniyor.

Kim bilir, tarih 50 yıl sonra neler yazacak, nasıl değerlendirecek?.. Bu soruların cevabını düşündükçe insan ölmek istemiyor.

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar