Gel de yaz!..

in Ali Er

Babıali’nin ünlü hikâyesidir… Aklımda kaldığı kadarıyla şöyle: Dönemin Akşam gazetesinde Ali bey adında bir odacı çalışırmış. Ali bey, gazetede kendi halinde, mülayim tavırlı biriymiş.

Lakin içinde güçlü bir gazetecilik tutkusu taşırmış, gazete dışında kendisini herkese gazeteci diye tanıtırmış… Tramvayda, vapurda, sokakta, alışverişte, dolmuş kuyruğunda ne zaman canını sıkan bir olayla karşılaşsa, yanındakine dönüp “gel de yazma birader” diye söylenirmiş. Keza eş dost buluşmalarında, misafirlikte büyük gazeteci edasıyla güncel gelişmelere ilişkin yorumlar yapar, “şu vali gidici”, “şunun suyu kaynadı”, “filanla fazla gitmez” türünden iddialı tahminler yürütürmüş.

***
Günün birinde Ali bey, Eminönü meydanından geçerken belediye görevlilerinin bir yanlış davranışına tanık olmuş. Olayı biraz izledikten sonra, her zamanki gibi yanındakine dönmüş ve ünlü sözünü tekrarlamış: Yazınca da laf ediyorlar… Gel de yazma birader...
Ali beyin yanındaki adam belediyede müdürmüş. Olayın basına yansıması ihtimalinden haliyle tedirgin olmuş. Başlamış Ali beyi kafalamaya… Gazetenin sadık bir okuyucusu, kendilerinin de hayranı olduğunu söylemiş… Yetinmemiş Ali beyi makamında ağırlamış, ikram ve saygı ile uğurlamış. Sonraki günlerde Ali beyi ziyaret edeceği tutmuş ve gerçek ortaya çıkmış…
***
Bu hikâye muhtemelen 1950’lilerde belki daha önce yaşanmış. Nerden baksanız üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmiş. Basınımızın bu sürede geldiği noktanın da hikâyesidir.
“Gel de yazma birader”den,
“Gel de yaz birader”e gelişimizin hikâyesi…

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar