YILDIZ SAĞTÜRK VE DÜNYANIN YARISI KADIN

Yıldız Sağtürk, yaşanmış gerçek öyküleri içeren kitabına “Dünyanın Yarısı Kadın” adını vermiş. Tanık olduğu, izlediği, söyleştiği, yansıttığı öykülerinde; eğitimden yoksun bırakılmış, Anadolu kadınının değer yargılarını, sorunlarını, eğilimlerini ve çağın kadına karşı acımasızlığını anlatıyor.   

 

Görelim, eleştirel bakış açısından, gözlemlerinden pay alalım diye, toplumun sisler altında kalmış bir kesitine ışık tutuyor.
Karanlıklar içinden bir çıkış kapısı aralayabilen toplumun alışılagelmiş baskılarına başkaldıran, arzuladıklarınca bir yaşam kurma konusunda mucizevi başarılara sahip olanlar da var kitabın içiriğinde. Hasılı, “Dünyanın Yarısı Kadın”da “sevgi var, aşk var, sevgisizlik var, direnç var, karamsarlık ve kararsızlık var. İsyan var.”
Yıldız Sağtürk’ün 30 yıllık televizyon programcılığı kitaba artı anlamlar, artı değerler katıyor. Yaşanmış gerçek kadın öykülerini, yurt içinde ve yurt dışında gezip dolaştığı yörelerden, röportajlarla bulup gün ışığına çıkarmış.
Yıldız Sağtürk’ün bizlere yansıttığı bir birinden önemli, ibretli öykülerinin önünde “Önsöz” niyetine eklediği bir araştırma ve saptamalar var. Burada anlatılanların üzerinde de durulmalı.
Dünyanın çeşitli ülkelerinden verdiği rakamlar, Dünyanın Yarısı değil, yarısından fazlasının kadın olduğu gerçeğini ortayla çıkarıyor.
“...Sayı üstünlüğünü bir kenara bırakırsak, ya işlev olarak, güç olarak, eğitimde, yetenekleri geliştirmede, politikada ve yönetimde nedir kadının rolü? Geçmişte ve gelecekte kadın nereden, nereye koşuyor?”
Bu soruların realist bir yaklaşımla yanıtını “Dünyanın Yarısı Kadın”ın sayfaları arasında bulabilirsiniz.
Öykülerini okuduğumuz öyküler bizi, “evrensel bir tragedyanın hüzün ve isyan dolu gülümseyişine” sürüklüyor. Elbette yalnız gözyaşı dökmek, ağlamak için değil, kadınların yumruklarını sıkmak, adalelerini germek, gözlerini şahinleştirmek için...
Kadının kadına ettiği tartışması kitabın konusu değil. Her erkeği de doğuranın bir kadın olduğu gerçeğini de bir yana bırakalım.  Eğer kadın dramının tek sanığı erkekse, Yıldız Sağtürk adeta “hııım!” dercesine parmağını erkeklere sallıyor ve anımsatıyor:
"Erkek dudakları böyle bilinsin!.. Evlilik hayatında önceleri neşe, çınlayan kahkahalar, gülümsemekten yorulmuş dudaklar. Saniyeler, dakikalar tükenir. Seneler devrilir. Gonk çalar.
Dudaklar öfkeyle gerginleşir. Küfürle sertleşir. Dayaklar, aşağılamalar, acılar, çaresizlik, zorla katlanmalarla gözyaşına dönüşür. Haftalar, aylar tükenir, seneler devrilir. Gonk çalar.
Titrek dudaklar, yalvararak kalkmak için ellerinden tutulsun ister, su ister.
Erkek dudakları, bu böyle bilinsin!..."
Yıldız Sağtürk’ün öyküleri içerik, mesaj ağırlıkları dışında çok tatlı, akıcı, bir dille okuyucuyu “beni oku, beni oku!” diyerek kendine çekiyor. Şiirsel bir anlatımı var. İşte gelişi güzel çevirdiğim bir sayfadan bir kaç cümle:
“... Günlerden bir gündü. Şehirlerden bir şehir. Adının önemi yok, ama var ve orada yaşadı bu insanlar. Sokak sokak, yol yol yürüdüm. Yollar ayaklarımın altından aktı. Bir kentin eski semtlerinden birinde metruk bir evin bahçe duvarlarının önünde yavaşladı adımlarım. Yanık bir türkünün sesi kırık pencereden sokağa dökülüyordu. İnsanın içini sızlatan garip bir türküydü. Türkünün melodisi insanın gelip tutunduğu yerlerini tırmalıyor, çekiştiriyor, bir sıkıntının içine çağırıyordu.  ...”
Uzun söze gerek yok. Dünyanın Yarısı Kadın, son söz olarak diyor ki:
“Laik-antilaik tartışmaları, Alevi-Sünni çatışmaları, mafya-terör-uyuşturucu ilişkileri, siyaset- tarikat, şeriat, giyim, kuşam, ben ve kabul edilemeyen öteki. .. Gitgide birbirinden kopan, uzaklaşan farklı yaşam biçimleri ...  Ve bu değişimin merkezine oturtulmaya çalışılan kadın figürü. Çocuğu için severek ölüme giden ana, kocası öldükten sonra yaşamayı unutan kadın, sadece göğüs ve bacaktan var sayılan genç kızlar, üç-dört yaşında namahrem diye örtülen kız çocukları, beşik kertmeleri. Toplumda yükselen sesler, gitgide yoğunlaşan eylemler. .. Doğu ve batı arasında bir sarkaç gibi sallanıyor Türkiye.....”  
Yıldız Sağtürk’ün daha önce “Herkese Kendi Filozofu, Uyuşturucu Dosyası, Sibirya Notları, Çok Çiğ Çağ gibi kitapları yayınlandı. Onu, TRT’de yapımcı, yönetmen, spiker, metin yazarı olarak tanıyoruz. Daha sonra Kanal 6’da çalıştı. Unutulmaz belgeseller, hazırladı, açık oturumlar yönetti. Mesleğinin en saygın ödüllerinin sahibi oldu. Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresinden iletişim kurabilirsiniz.  


 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar