“ISSIZ ACUN KALDI MI?” İKİ OZAN SUSTU

Birer gün arayla Türk halk şiirinin iki büyük ozanını kaybettik. Mehmet Emin Yurdakul; “Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et; / Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet, / Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;” demişti.

 

Sustu... Ozanlar diyarının iki ustası sustu. Öksüz çocuklar gibi kaldık. Önce üçüncü cemrenin toprağa düştüğü gün, Âşık İsmeti düştü toprağa. Benzetmişti kendini bir kuru yaprağa: “Kendimi benzettim kuru yaprağa / Rüzğarlar estikçe düşerim anam / Böylece girmeden kara toprağa / Söylenir sızlanır deşerim anam...” Baharın başlangıcında toprağa, bört böceği bin bir nebata, elvan çiçeğe can suyunun yürüdüğü demde düştü.

Demişti ki: “Bir güzel uğruna gezerim böyle / Neyleyim bulunmaz hey Sivas şehri / Var ise haberin ne olur söyle / Yüreğim yaralı duy Sivas şehri...”

Asıl adı Abdülkadir Namlı olana Âşık İsmeti 1934 yılında Sivas’ın Kahyalı köyünde doğmuştu. Edebiyatımızda Sehl-i mümteni olarak adlandırılan bir sanat vardır. “Kolay görünen, ancak benzeri söylenmeye kalkılınca zor olduğu anlaşılan, özlü söz söyleme sanatıdır. Bu tür sözler, derin anlamlıdır. Âşık İsmeti’nin şiirlerinde bunu görürdüm. Şu dizeye dikkat buyurun: “Düştüm ibret aldım kalktım unuttum...” Söylenmesi kolay görünün ama derinliğini anlatmak için başka bir şey yazmaya gerek var mı? 84 yaşında Sivas’ta toprağa verdiğimiz İsmeti’ye rahmetler dilerken sözünü ettiğim dizenin bulunduğu şiirden iki dörtlük aktarmadan geçemedim:

“.....

Doğruyu duymadım yanlışa kandım

Gölgemi görünce kendimi sandım

Ateşle oynadım külünde yandım

Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

 

Kim bilecek neler vardı anımda

Yazacaktım kalem yoktu yanımda

Beni sarhoş eden hal var kanımda

Düştüm ibret aldım kalktım unuttum

 

VE ÂŞIK AYTEN GÜLÇINAR

Yapma be bacıcan! Aşık İsmeti’nin hüzün bulutları gönül bahçemizden dağılmamışken, önceki gece yarısı bir acı daha düştü yüreğimize: “Aşık Ayten Gülçınar’ı cinayete kurban verdik!”

Behçet Necatigil’in şiirini sıkça okurum: “ ... Siz geniş zamanlar umuyordunuz / Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. / Yılların telâşlarda bu kadar çabuk / Geçeceği aklınıza gelmezdi // Gizli bahçenizde / Açan çiçekler vardı, / Gecelerde ve yalnız. / Vermeye az buldunuz / Yahut vaktiniz olmadı. ” Şiirleri okuruz. Başkalarının pay çıkarmasını umarız ama ne yazık ki kendimize pay çıkarmayız.

Hep içimden, çağımızın en önemli kadın halk ozanlarından biri ve hemşerim olan Âşık Ayten Gülçınar hakkında bir yazı yazmak, ona övgülerimi anlatmak geçmişti. Ayten bizim kızdı. Nasıl olsa yazarım diye diye günleri, yarınlara erteledim. Şarkışla’nın “Ev danası öküz olmaz” sözü bir kez daha gerçek oldu.

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü... Çocuk gelinlerden, tecavüze; kadına şiddetten, kadın cinayetlerinden, kadın eşitliğe kadar türlü türlü halleri konuşuyoruz.

Âşık Ayten Gülçınar, Sivas’ın Şarkışla ilçesi’nin Çanakçı köyünde 1960’da dünyaya geldi. 13 yaşında çocukken kendinden 25 yaş büyük biriyle evlendirildi. İşkenceye dönen hayatını kurtarmak için bu kez başka biriyle evlendi. Saza şiiri merak salması hoş karşılanmadı, hor görüldü. O karar büyük zorluklar içindey ki, anlatılmaz. Karşı koydu. Dik durdu. Ülkemizin en önemli ve aranılan ozanları arasına girdi:

“Derdi veren elbet verir çareyi /   Ölürüm de yine elden istemem / Son nefesim olsa bir damla suyu / Sevgisiz uzanan elden istemem // Sevgisiz yaşamak ölümden acı / Paranın sevgiye yeter mi gücü? /   Gönlüm bir çift tatlı sözün muhtacı / Sevgisiz yürekten dilden istemem....”

Soy adı Çınar olan ozan, erkeklerin mahlas belirlerken isimlerinin başına “Kul”, “Sefil” benzeri sıfatlar aldığını düşünmüştü. Bir kadın olarak kendisi de isminin başında “Gül” sıfatını yakıştırmıştı. Böylece âşıklık adı “Gülçınar” olmuştu.

Gülçınar, irticalen şiir söyler, ozanlık geleneğinin lebdeğmezden, divana kadar her dalında en güçlü âşıklarla atışmaktan geri kalmazdı. Yüzlerce şiir, şiir kitapları, kasetler, CD’ler bırakarak genç yaşta “kadına cinayetle” aramızdan ayrıldı. 6 Mart 2018 Salı günü Ankara Sincan Çimşit mezarlığına defnedildi. Rahmetler dilerken bir şiirini paylaşmak istedim:

 

“Rüzgâra kapılmış yaprak gibiyim

Savrulur giderim elden ellere

Terk eylemez beni sadık dertlerim

Sarınır giderim elden ellere

 

Ne bir yuvam oldu ne de düzenim

Bir garibim gurbet gurbet gezerim

Derdim çoktur çok azını yazarım

Yerinir giderim elden ellere

 

Gülçınar’ım sözde yaşamaktayım

Ne yerde ne gökte muallaktayım

Bir meçhule doğru yol almaktayım

Sürünür giderim elden ellere

 

 

 

 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar