BURDUR MÜZESİ VE ZEYTİN YEŞİLİN KANARSA

Bugün Kitap Rafıma iki kitap eklendi. İlki, Burdur Müze Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Burdur Müzesi“ adlı tanıtma kitabı. İkincisi günümüz şairelerinden Gülşen Şenderin’in “Zeytin Yeşilin Kanarsa” adını verdiği şiir kitabı oldu. Bu kitaplardan kısa kısa söz edeyim:  



BURDUR MÜZESİ
Burdur, Antalya, Muğla, Denizli, Afyon ve Isparta illeriyle çevrili kültürlerin, uygarlıklarının birleştiği bir ilimiz. Antikçağda İsauria, Lykaonia ile doğudan, Pamphylia ile güneyden, Likya ve Karia ile batıdan Firigya ve Galatia ile de kuzeyden çevrili Pisidia antik coğrafyası içinde yer alıyor.
Burdur Müzesi’ne ilişkin bir kitabı hayranlıkla ve bilgilenerek okuma fırsatı buldum. Burdur Müze Müdürlüğü’nce hazırlanan kitabın içeriğinde çağlar ötesinden günümüz Burdur’una arkeolojik ve etnografik bir gezinti yapmanız mümkün.
Burdur Müzesi kitabından Burdur'un tarih öncesi (Prehistorik) geçmişinin paleolitik çağlara kadar uzandığını öğreniyoruz. Daha sonra sırasıyla Neolitik (8000 - 5500) Kalkolitik (5500 - 3200) çağlara ait somut buluntular Hacılar ve Kuruçay kazıları ile ortaya çıktığını anlıyoruz. Bu höyüklere ilişkin güzel fotoğraflar bilgiler yer alıyor.
Burdur'lular 1950 yılların ortasında bir müze oluşturma çabasına girmişler. 1963 yılında resmen kurulmuş.  Zengin arkeolojik potansiyele sahip olan Burdur, müzesini geliştirerek Ülkemizdeki sayılı müzeler içerisinde yer almış.
Burdur Müzesi kitabında salonlarda teşhir edilen objeler hakkında da bilgiler veriliyor. BurdurDa bulunan Moatra (Bereket Köyü), Mallos (Karacaören Köyü), Paleopolis (Akören Köyü), Olbasa (Belenli Köyü), Lisinia (İlyas Köyü) ve Takina (Yarışlı Köyü) dan getirilmiş bir çok heykel, lahit ve kapakları, Ostothek, Mezar Stelleri vb.leri hakkında bilgilere ulaşıyorsunuz. Müzenin giriş katında taş eserlerin sergilendiğini görüyoruz.  Burdur Müzesinin 1. Katında, Burdur’un 9.000 yıllık tarihini kronolojik bir sıra ile yansıtan ve bulunuş merkezlerine göre ziyaretçiye sunuluyor.

ZEYTİN YEŞİLİN KANARSA

“Gülüşü biz olalım lotus çiçeklerinin  / Güneşin değmediği en karanlık,  / Su sesinin ulaşmadığı yer  kalmasın  / Sevgi açsın, çöller bahara bürünsün  / Devre dışı, ne varsa doğruluğa dönsün  / Dördüncü cemre yakışından da öte. “
İlk üç cemre doğuşun, canlanmanın müjdeleridir. Dördüncü Cemre’de hep geçmişle hesaplaşmanın sarmalında hüzün vardır. Zaten Gülşen Şenderin de “Altın yıllar akıp gitti, tükenişe geçildi / 'Gönül yaşlanmaz' derler, saçına aklar dolsa da...” diyor. Belli ki hayatının vazgeçilmez bir zaman diliminin melankolik tesellisi içinde.
Gülşen Şenderin yavru vatan Kıbrıs kökenli bir sanatçı. 1974 yılında Anavatana gelip yerleşti.  Yaşam imbiğinde, mutluluğuna dem katan, aile bağaları, şiir, hikâye, roman, müzik ve edebiyat sevgisi var. Doğayı, romantizmi, misler döken çiçekleri çok seviyor ve sevgisini dizelere döküyor.
Bu nedenle son yıllarda Zeytin ağaçlarına yapılan katliamdan etkilenmiş, son şiir kitabının adını “Zeytin Yeşilin Kanarsa” adını vermiş. Uzun uzadıya Tanrı’nın lütfu olan Zeytin Ağacı’na methiyeler yazıyor ve şöyle bitiriyor:
“.....Ağaçların bilgesi zeytindir, dikmeli fidan  / Tabiatın mucizesi, hep korumalı insan  / Barışın simgesi o; sevgisinde büyür vatan.  / Anadolu ağacı, kucakla sev, ona inan ... “
Ne güzel sevgi bu: “Ey sıvı altın, çağlara dol de dolayım / Güvercin ağzında,  yeşil dalın ‘Barışın Simgesi’”
Gülşen Şenderin Zeytin Yeşilin Kanarsa adlı kitabının içeriğinde akrostiş şiirlerine büyük yer vermiş. Şiirleri ile ilgili Prof. Dr. Ulvi Keser ve Muhsin Durucan’ın değerlendirme yazılarıyla Mustafa Ceylan’ın derinlemesine tahlil yazısı  yer alıyor.
Gülşen Şenderin’in daha önce, Turkuaz Düşlerdeki Bebek, Güneş Aşka Doğdukça Ve Gülşeni Aşk Rüyası adlı kitapları yayınlanmıştı.



Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar