ŞARKIŞLA

 Ahmet Kutsi Tecer’ın bir şiiri çocuklarımızın çok sevdiği ve koro halinde söylediği şarkı oldu.

 

"Orda bir köy var, uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür...”

 

“Köy kelimesini o kadar çok seviyorum ki, İstanbul’un dışına çıktığım zaman gittiğim her yer benim köyüm. Yaz aylarında kaldığım Altınoluk, Akçay yöresindeki evime de hep köyüm, derim.

“Orda bir köy var, uzakta, / O köy bizim köyümüzdür...”

Şarkıyı dinlerken, Şarkışla’yı düşünürüm. Gözlerim dolar. Ayıp değil, ağlarım. Yıllar var ki gidemedim. Diyeceksiniz ki, bu çağdan arzu edip de gitmemek olur mu? Oluyor işte. Kimi zaman dizinizde derman buluyorsunuz da yüreğinizde o gücü bulamıyorsunuz.

Elbette amacım, ruh halimi anlatmak değil.

Şarkışla’dan söz edeceğim.

Şarkışla çevresinde ele geçen buluntulara göre Neolitik Dönemden beri var. İlçe yakınlarında bulunan tunç heykelcikten Hititler döneminde de, yörenin bir yerleşme birimi olduğu anlaşılıyor.

Milattan önce 1285 yılı ötesine kadar uzanan Sarissa kazıları tamamlanınca Şarkışla ve çevresi tarihine ilişkin daha geniş bilgilere ulaşacağız.

Prof. Dr. Faruk Sümer’e göre Timur’un Ankara Savaşı sonrasında Türkmenlerin bölgeye yeniden döndüğü ve hiçbir güçlükle karşılaşmadan 1400’lu yılların ilk yarısında bölgeyi yurt tutmaya başlamışlar. Faruk Sümer aynı eserde Gedük yanı Şarkışla yöresi için, “Bozok’taki Şam Bayatları bu bölgenin Gedük yöresinde yaşarlar. Bu yöre aşağı yukarı bugünkü Şarkışla kazasının bulunduğu yerdir,” diye yazıyor.  

1890 yılında Şehr-i Kışla yani Şarkışla’nın15 nahiyesi, 114 köyü, 39 camisi, 3 medresesi, 5 hanı, 55 dükkânı, 2 fırını, 65 değirmeni, 28 Müslim ve 10 gayri Müslim mektebi bulunuyormuş. 33.000 Müslüman, 7.000 civarında gayrimüslim nüfusa sahip.. Şarkışla, 1853–1856 Kırım Savaşı ve 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşları’ndan sonra Kafkaslardan ve Kars’tan; 1930’lu yıllarda ise Yunanistan’dan Mübadele göçü aldı.

1953 yılında Gemerek Bucağı, 1990 yılında da Altınyayla Kasabası, ilçe durumuna getirilerek Şarkışla ilçesinden ayrıldı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Sivas’a giderken Şarkışla’yı ziyaret etmiştir. Halk tarafından anlatılanlara göre; Atatürk, eğitime verdiği önemi göstermek için Şarkışla’da bir kara tahta kurdurup, yeni harfleri göstermiş, yeni alfabeyi bilmeyen (Kalkan Hoca) hocadan en kısa zamanda öğrenmesini istemiş.

1800’lı yılların ortasında 40 binin üzerinde olan Şarkışla’nın nüfusu, 140 yıl sonra belde ve köylerinde 15 bin, ilçe merkezinde 22.680 oldu. Bu haliyle bile Sivas’ın en büyük ilçesi...

Bir başka anlatımla Şarkışla da Sivas’ın kaderini yaşamakta sürekli göç vermekte. Âşık olan kişi, yaşadığı olaylar karşısında duygusaldır. Mutsuzluğunu ağlamakla yansıtır. Derdi ve sıkıntısı çok olan bir insan da her önüne gelene dert ve sıkıntılarını anlatmaya başlar. Onun için Şarkışla’da aşk ağlatır, dert söyletir; derler. Şarkışla denilince onlarca âşığımız hatırlanır.

Âşık Veysel, Veli, Ali İzzet, Kemter, Suzî, İzzetî, Agahî, Kul Hüseyin, Serdarî, Talibî, Kul Sabrî, Sefil Selimî, Visalî, Aziz Üstün, Nedimî, Kul Ozan, Kul Gazi, Hüroğlu, Şevki, Soylu ve daha onlarca halk ozanımız Şarkışla’da yetişmiş, hem Türk Halk edebiyatına, halk musikisine hem de Şarkışla’ya gurur kaynağı olmuşlar.

Her Şarkışlalı şairdir. Çobanından, devlet adamına kadar... Duygularını özlemlerini şiir diliyle dile getirir. Rahmetli hemşerimiz Erdoğan Alkan’da hasretini belki gözyaşına eş kılıp mısralara dökmüş:

 

Bozmayın keyfini başka saz ile

Kulağımda hala kaval sesi var

Hasretliğim anlatılmaz söz ile

Bende bilmem o yerlerin nesi var

 

Bir damlası bile kalmaz acının

Yanına gidince Ayşe bacının

Böğründe yattığım çam ağacının

Kendi yoksa başımda gölgesi var

 

Ağam saza dokunur boş olunca

Yaman türkü söyler sarhoş olunca

Bayram eder kardaşım kış olunca

Soframızda dünürcük çorbası var

 

Yaz gelsin de memlekete gideyim

Çıkıp dağ başında seyran edeyim

Yaban ilden kız alıp ta nideyim

Bizim ilde güzellerin hası var

 

Davul sesi göz açanda duyduğum

Halay çeke çeke büyüdü soyum

Ben şehirli değil köy çocuğuyum

Belde azık elde ayran tası var.

 

Sözünü ettiğimiz gibi, Şarkışla yetiştirdi ozanlar âşıklar devlet adamları siyasiler ve askerler ile bu ülkenin çimentosudur. Bünyesindeki farklılıkları birer zenginlik olarak görmüş ve huzur içerisinde bu vatanın birer mensubu olmaktan onur duyan bir ilçe. Âşık Veysel, “Koyun kurt ile gezerdi / Fikir başka başka olmasa,” demişti. Şimdi, daha çok birliğe, beraberliğe, sevgiye, hoşgörüye ihtiyacımız var. Şarkışlalı Âşık Sefil Selimi bir şiirinde şöyle diyor:

 

“İkiliği yok et, insan ayırma,

Kötülüğü öldür cehli kayırma,

Nefisi benliği kibri doyurma,

Sevgiye saygıya yer ver özünde.”

 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar