YUNUS KARA VE ENE’L AŞK

Hemen her günün bir adı var. Varsın olsun. Kime ne zararı var. Bu yazıyı kaleme aldığım gün “11Ekim Çarşamba’ydı. Bu gün kız çocukları günüymüş. Her günümüz ana, baba, evlat ( ister kız olsun ister erkek) her günümüz onların değil mi? Ne kadar çok istedik, kız çocuğumuz olsun diye. Ama iki gelinimiz, torunlarımızın anneleri var. Öz evladımdan ayırt etmeyiz. “ Dünya Kız çocuklar Günü” kutlu olsun. Tüm kızlarımızın bağnazlıktan uzak, Atatürk ilkeleri ışığında iyi ve çağdaş bir eğitim almasını kim istemez ki? Onlar, gelecek nesillerin anneleri olarak. Bir dede olarak, tüm kızlarımızın yolları açık mutlukları daim, ömürleri uzun olsun.. 

 

Bu duygular, içindeyken eğitimimizin, kültürümüzün, edebiyatımızın Anadolu’daki meşalelerinden ve yüz akı şairlerinden Yunus Kara’nın Ene’l Aşk’ını okuyorum. Biricik kızının henüz birinci yaş gününde yazdığı şiiri okurken duygulandım:

“Sancısını ciğerimde duyduğum,
Yüreğimde belediğim umutsun.
Kederimi sevgisiyle yunduğum,
Ömrüme bereket, gözde nurumsun.

Sevgide sadakat denen yarışta,
Senin adın yavrum bil ki en başta.
Allah'a el açıp her yalvarışta,
Dilerim elinden melekler tutsun.

Gülümse gözlerin mutluluk saçsın,
Gönlüme teselli, derde ilaçsın.
Semada güneşim başımda taçsın:
Kızımsın, canımsın: canım yavrumsun.

Hallâc-ı Mansur, Yüce Yaratan’ın aşkıyla kendinden geçtiği sırada; "Ene'l-Hak" dedi. Ben Allah’ım, diyor diye derisini yüzdüler. Sözün anlamı, “Ben Hakk’ım” demekse de, Mansur, : “Hakk’tan başka hiç kimse yok” demek istemişti.


Mecazı aşk, fanilere gönül bağlamak, hakiki aşk ise, Allah’ı sevmektir. Leyla’nın diyarından geliyor diye bir köpeğe büyük ilgi gösteren Mecnun, gün gelecek, Leyla ile bir araya gelince “Sen yürü Leyla ki ben Mevla’yı buldum,” diyecektir. Çünkü onca çile, Leyla’ya duyduğu mecazı aşkı, gerçek aşka dönüşmüştür.
Yunus Kara’nın Ene’l Aşk’ını bu düşünce ile okumak gerekli. “Ben Aşkım” haykırısını ulaştıran yolculuğa başlarken diyor ki:

“Yetmedi sana doğru akmaya benim gücüm,
Ummandan arta kalan bir damlaya say beni.
Bu ayrılıkta ey yar var mı ki benim suçum,
Ya giyindir kuşandır, ya çırçıplak soy beni,
Bu yerlerde üşürüm ateşine koy beni...”

Şair, Mecnun’ca, Ferhat’ça, Kerem’ce telmihten telmihe geçişlerle nice feryatlarla, ahlarla, zarlarla, çılgınlıklarla “Ene’l Hak” menziline ulaşmıştır:

“Bir çılgınlık anında Hallâc'ı kıskandırıp,
Tel tel soydum derimi, tenini giydir bana.
"Enel Aşk" diye diye engelleri kaldırıp;
O sevgi celladının adını bildir bana.
Ha ayrılık, ha ölüm, ikisi de bir bana...

Yunus Kara “ha ayrılık ha ölüm ikisi de birdir bana,” diyor. Eşrefoğlu Rumi aşkı şöyle tanımlamış:
Cihanı hiçe satmaktır adı aşk
Döküp varlığı gitmektir adı aşk

Elinde sükkeri ayruğa sunup
Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk
............

Var Eşrefoğlu Rumî bil hakikat
Vücûdu fâni etmektir adı aşk..

Aşkın adı: Dünya malını umursamadan, varlıkları terk edip gidebilmek, vücudu fani edebilmek...
Yunus Kara’nın demek istediği de bu:

“Dikensiz gül gibi görse de gönül,
Ümidi acıyla bilemektir aşk.
Kapanınca bir gün bütün kapılar,
Vuslatı ahrette dilemektir aşk.
.........

Kurşun geçmez, kılıç kesmez hasreti,
Yaşamayan anlatamaz gurbeti.
Bazen bir ömürdür aşkın diyeti;
Eceli yürekte belemektir aşk.

Aşığın her zaman böyledir hali,
Mecnun’u var eden Leyla hayali.
Bisütün önünde Ferhat misali,
Dağları kalburla elemektir aşk.”

Akçağ yayınları arasında çıkan Yunus Kara’nın Ene’l Aşk adlı şiir kitabının ikinci baskısını okudum. Tasavvuf şiirlerinin dışında şehir şiirleri ve diğer şiirler kitabın içeriğini oluşturuyor. Türk edebiyatının ustalarının kitap ve şairi hakkında düşüncelerinin yer aldığı bölümde de oldukça yararlı bilgiler yer alıyor.

Yunus KARA, 1972 Artvin/Şavşat doğumlu. Gazi Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1993'de mezun oldu. Şiir dalında üç, öykü dalında bir kitabı ve kazandığı birçok ödülü var.

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar