İstanbul’un deprem gerçeği

Haftanın ilk günü yine bir deprem haberiyle sarsıldık. Irak-İran sınırındaki depremde 450’den fazla kişi hayatını kaybetti. 7000 kişi de yaralandı. Kirmanşah eyaletinde, 3 gün yas ilan edildi. Hemen 1999 yılındaki Marmara depremini hatırladık.

 

 

Resmi rakamlara göre 17 bin 840 kişinin öldüğü, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 18 yıl geçti. Hala denetimler yetersiz, uygulamalar kifayetsiz. Uzmanlar, deprem sonrası çıkarılan yasa ve yönetmeliklerin yeterli, ancak denetim mekanizmasının yetersiz olduğu görüşünü savunuyor. Herkesin bireysel olarak sorumluluk almasını, yeterli seviyede bilgilendirilmesini istiyorlar. Afet riski azaltma çalışmalarının yetersiz ve eksik olduğu da gelen bilgiler arasında. İstanbul’u yeterli derecede afetlere hazırlayamadıklarını uzmanlar kendileri ifade ediyorlar. O zaman ne olacak bu İstanbul’un hali? Yeni yapılan konutlar da içler acısı. Her yapılan apartmanın otopark mecburiyeti var ancak 15 daireli bir apartmanın barındıracağı araç sayısı 8-9’da kalıyor. Bu da yine şehirdeki otopark sorununu artırıyor. Trafikteki araç sayısının giderek artması da başka bir sorun. Deprem sigortası yaptıranların oranı ise hayli düşük seviyede.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu'nun (DASK) son verileri şöyle; 2017’nin ilk on ayında Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artarak 6 milyon 788 bin 694 olmuş. Ülkemizde zorunlu deprem sigortası kapsamına giren yaklaşık 17,6 milyon konut bulunurken, bu yıl ilk defa sigortalanan 557 bin 39 yeni konutla birlikte sigortalı konut oranı yüzde 46,5’e yükselmiş. Toplam sigortalı konut sayısı 8 milyon 211 bin 88’e ulaşırken, 9 milyon 450 bin 602 konut hâlâ sigortasız.

Halkımız depreme karşı bilinçli olmalı, binalarının ne derece dayanıklı olduğunu bilmeli, buna göre önlem almalı. Özel sektöre, üniversitelere, medyaya, kamu kurum ve kuruluşlarına toplumu bilinçlendirmede önemli görevler düşüyor. İnsanlar hiç olmazsa binalarının sağlamlığını düşük maliyetlerle tespit edebilmeliler. Ama bunları yaptırmak için başvuranlardan fahiş fiyatlar istendiğini gözlemliyoruz.

İstanbul’da çirkin yapılaşma da her geçen gün kendini biraz daha gösteriyor. 4-5 katlı binaların yanında kocaman kuleler hayalet gibi yükseliyor. Hala bir sürü gecekondu yıkılmayı bekliyor. Müteahhitlerin fazla kazanç hırsı, kat karşılığı yapılacak binaların gecikmesine neden oluyor. Ancak çabuk geçen zaman İstanbul’u beklenen depreme hızla yaklaştırıyor.

------------------------------

Metrobüs duraklarındaki

asansörlere dikkat!

 

Apartman asansörlerinden sonra şimdi de metrobüs durağındaki asansörler tehlikeli olmaya başladı. Bu asansörler yaşlı ve engelliler için yapıldığı halde maşallah sapasağlam insanlar binmek için birbiriyle yarışıyor. Bakımları yapılmadığı zaman da binenlerin ecel teri dökmesine neden oluyor.

Geçenlerde Zincirlikuyu metrobüs durağının asansöründe mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekiplerinin yarım saatlik çalışması sonucu kurtarıldı. 8 kişi duraktaki asansörüne binip yukarı çıkmak istedi. Hareket eden asansör birden durdu. Asansörde mahsur kalanlar durumu itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri kurtarma çalışmalarına başladı; bir yandan da asansör teknisyeni asansörü tamir etmeye çalıştı. Yaklaşık yarım saat süren çalışma sonrası mahsur kalan 8 kişi asansörden çıkarıldı. Asansörzedeler şöyle diyordu: "Binmeyin diyoruz ama dinlemiyorlar. 8 kişilik asansöre 10 kişi biniyor. Normalde engelli asansörü ama herkes biniyor. Türkiye'de eğitim, eğitim, eğitim"