Gazetecilik can çekişiyor

Basın tarihindeki ilk toplu sözleşmede imzası bulunan Sedat Ağralı, günümüzde gazeteciliğin can çekiştiğini söyledi.

Mesleğe 1948 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde başlayan Sedat Ağralı, bir yandan röportaj, ekonomik, sosyal ve sendikal konularda araştırmacı gazeteci olarak çalıştı. Öte yandan sosyal ve sendikal konularda mesleğin savunucusu oldu. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterliği ve Genel Başkanlığı yaptı. İşçi haklarını savunmak, toplumsal barışa basındaki yazıları ile katkıda bulunması nedeniyle Cevher-İş, Deri-İş ve Demiryolu-İş sendikaları tarafından hizmet şükran plaketleri verildi

Ağralı, basındaki ilk toplu sözleşmeyle adını basın tarihine yazdırdı. Ağralı sözleşmeyi Basın Müzesi’ne armağan etti.

Ağralı,  o gün ile ilgili şöyle konuştu:

 “Toplu sözleşmeden önce gazetecilerin geleceği, patronların iki dudağı arasındaydı. İşveren istediği gazeteciyi, istediği zaman çıkarabilirdi. Çalışma saatleri belli değildi.  Gazetecinin dinlenme hakkı yoktu. Toplu sözleşme için patronları ikna etmek çok zordu. Kanunlar yürürlüğe girdiği için patronlar da sözleşmeye karşı çıkmadı. Toplu sözleşmenin çok faydasını gördük. Toplu sözleşmeye göre, fikir işçilerinin günlük çalışma süresi 8 saat olarak belirlenmişti. Günlük 8 saatlik çalışma süresinden fazlası, fazla mesai olurdu. Normal saat ücretinin yüzde 50 fazlası idi, eğer 24.00’ten sonra yapılan mesailer ise yüzde 100 zamlı ödenirdi.  İki haftada 3 gün izin yapar, devamlı gece çalışanların haftada günlük izin hakkı bakiiydi. Normal çalışma saatlerinin öncesinde veya sonrasında çalışıldığında o güne ait ücretler, yevmiyenin bütününü kapsayacak şekilde yüzde 10 fazlası ödenirdi. Meslekte en az 5 yıl çalışmış olan fikir işçisine kıdem tazminatı tanınır. Kıdem tazminatı fikir işçisinin mesleğe ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanırdı. Ücretli izin de çok önemli. Meslek kıdemi 10 yıldan az olan fikir işçisine yılda 4 hafta, 10 yıldan fazla olana yılda 6 hafta ücretli izin verilirdi. Yıllık ücretli izin müddetinin tayininde fikir işçisinin kıdemi, aynı işyerindeki hizmete göre değil, meslekteki hizmet süresine göre hesaplanır.”

GAZETECİLİK HALKIN GÖZÜDÜR

Ağralı, şunları söyledi: “Gazetecilik, o dönemde hakikaten halkın gözü, halkın sözcüsüydü. Adım adım takip edilirdi. Artık günümüzde gazetecilik diye bir mesleğin kaldığını düşünmüyorum.  Gazetenin sayfalarını açıyorsunuz. Doktorlar, avukatlar vs. yazıyor. Muhabir ünvanı almak ayrı bir şey. Bizim dönemizde her gazetenin asgari bir kadrosu vardı. Bugün böyle bir kadro yok. Şimdi önüne gelen gazete çıkarıyor. Herkes gazeteci olduğunu söylüyor.