Mavi yeşil ve tarihin bileşkesi: AKÇAKOCA

Karadeniz’in bir birinden güzel incilerinden biri Akçakoca... Ankara ve İstanbul’a eşit uzaklıkta. Ülkemizin ilk turizm merkezleri arasında yer alıyor. Zümrüt-ü Anka gibi yeniden diriliş, doğuş coşkusu içinde.

Akçakoca’nın geçmişi 3 bin 200 yıl önceye gidiyor. Bölgeye ilk Trak ve Frigler gelip yerleşmişler. Britanyalılar ve Romalılar kente “Parlayan Şehir” anlamında Dia Polis adını vermişler. Persler, Cenevizliler ticaret merkezi olarak kullanmışlar. Akçakoca’nın tarihi varlıkları arasında, Cenevizliler kalesinin sur kalıntıları bulunuyor.

Türkler Akçakoca’ya 1319 yılında fethetmişler. Fethedenler arasında Orhangazi’nin lalası akıncı beyi Akçakoca da yer almış. Başta İzmit, Kandıra ve çevresi olmak üzere yöreyi Akçakoca’nın yönetmesi nedeniyle buraya Akçaşar  (Akça şehir) adı verilmiş. Elbette bu ismin Dia Polis “Parlayan Şehir”den geldiği de söylenebilir.

TEKNE TURU, MAVİ BAYRAK VE DOĞALGAZ PLATFORMLARI

Akçakoca’ya, TGC ve Konrad Adenauer Stiftun’un düzenlediği 81. Yerel Gazetecilik Seminerine katılmak için gittik. Yol yorgunluğumuzu tekne turu ile giderdik. Akçakoca ve Düzce’deki meslektaşlarımızın düzenlediği tura, Akçakoca’nın sevilen Kaymakamı Mehmet Özer de katıldı. Bize bilgiler verdi. Başlarımıza Akçakoca Belediyesi’nin şapkalarını geçirdik. İkram ettikleri fındıkları yiyerek kıyı boyu, Akçakoca’nın mavi ve yeşil armonisini, falezlerini, doğanın kayalara nasıl şekiller verdiğini seyrettik.

Ceneviz Kalesinin sağ ve solundaki yalıyarlar, baklava dilimleri gibi kat kat dizilmiş kaya oluşumları dikkat çekiciydi. Kıyı boyu yer alan mağaralar nedeniyle buralara “fok kayaları” da deniliyordu.

Uzaktan Ceneviz Kalesi’nin burcundaki bayrağımız görülüyordu. Hemen altında bir plaj vardı ki, iki gün sonra uzaktan gördüğümüz bu Kale Plajı’na mavi bayrak çekilişi törenine tanık olacaktık. Düzce Valisi Ali Fidan gelememişti ama, Akçakoca Belediye Başkanı Cüneyt Yemenici ve Kaymakamı Mehmet Özer katılmış ve birer konuşma yapmışlardı.

Konakladığımız Sky Tower otelindeki odamın balkonundan ufukta, Türkiye'nin Karadeniz'deki tek doğalgaz üretim platformu seçiliyordu. Zaman darlığı nedeniyle 9 kilometre uzaklıktaki üç kat ve toplam yüksekliği 120 metre olan platformu görmek mümkün olmadı. Bir birine bağlı dört platformda üretilen 2 milyon metreküp doğalgaz 29 kilometrelik boru ise karaya ulaşıyor. Türkiye ihtiyacının bir bölümünü karşılıyor.

FAKILI MAĞARASI

Akçakoca’da ilk günümüzün ikinci durağı Fakılı Mağarası (Kehf-ı Fakılı) oldu. Gazeteci arkadaşımız Tuncay Türkgölü’nün rehberliğinde aracımız Çuhalı Çarşısından geçip, itfaiye ve cezaevi yönünde Fakılı Köyü’ne ulaştı. Fındık bahçeleri arasından yayan kısa bir inişten sonra, şırıl şırıl akan su seri bizi Fakılı mağarasının kapısına ulaştırdı. İçeriden gelen serinliği hissettik. Öne TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş düşünce kapalı yer fobimi kısmen atlattım. Ekibin en arkasında yüz metre kadar ilerleyebildim.

Fakılı Mağarasının keşfedilen uzunluğu bir kilometreyi geçiyor. Ancak üçte biri ziyaret edilebiliyor. Yer yar oturma alınları var. Sarkıt ve dikitleri dikkati çekiyor. Uzun boyluların dikkat etmesi gerekli. Havası, mevsimsel değişikliklere göre nemli, sıcak veya soğuk farklılıklar gösterebiliyor. Yarı aktif olan mağaranın astım hastalarına iyi geldiği söylendi.

BİN BİR GÜZELLİĞİN RESMİGEÇİDİ

Akçakoca’da biraz daha uzun süre kalma olanağı bulanların kervan ağırlayan diyebileceğimiz, tarih kokan sokaklarında azada dolaşmaları gerekir. Her an geçmişi günümüze getiren bir konağa rastlayabilir, nostaljik duygular yaşayabilirsiniz. Yukarıda söz ettiğimiz gibi Ceneviz Kalesi ve çevresindeki doğal plajlara kent merkezinden otobüs seferleriyle ulaşmak mümkün.

Merkez Camii modern mimarisiyle size kendisini gösteriyor. Mimar Ergün Subaşı’nın eseri camii, 2004 yılında hizmete girmiş. Kubbe yüksekliği 31, minareler 58 metre…

Aktaş Şelalesi, Kurugöl Kanyonu, Akçakoca’da muhakkak görülmesi gereken yerlerden. Yüz yılı aşkın geçmişi olan Mehmet Arif Köşkü, Akçakoca Belediye Binası mimari açıdan değer taşıyor.  Asırlık çınarlar, piknik alanları, trekking dediğimiz yürüme alanları, C-47 tipi nakliye uçağının batırıldığı dalış alanları, Melen çayı rafting alanları, balık tutma keyfi, Akçakoca’nın sunduğu artı değerler arasında yer alıyor. Dini misyon sahipleri, Evliya Ahmet Dede türbesini ziyaret edip dualar edebilirler.

YUKARI MAHALLE TARİHİ MAHALLE PAZARI

Akçakoca’da son saatlerimizi Yukarı Mahalle’de Tarihi Mahalle Pazarı’nda geçirdik. Alış veriş yaptık. Bu Pazar, Cumartesi ve Pazar günleri kadınlara ait… Hamur yeşillikler hanımların elinde buluşup saçlarda pişiriliyor.  Evlerde yapılan farklı tatlar hem gönülleri, nem gözler, hem damakları fethediyor.  Bir tarafta, erişteler, kuskuslar, diğer tarafta mis gibi köy ekmeğinin kokusu. Taze yumurtalar, sebzeler, meyveler, kurutulmuş meyveler, çiçek demetleri, sabah sağılıp tezgâhlarda yer alan süt, peynir, tereyağ… Mini mini dağ çileğinden yapılmış reçeller, salçalar…  Hanımların el emeği, göz nuru; hayallerini ilmik ilmiş dokuduğu, kumaşlara işlediği motifler, boncuklar, taşlar… Anlatmakla bitmez. Bütün bunlar Akçakoca’nın yeniden canlandırıldığı Eski mahalle kültür dokusu içinde yer alıyor.

AKÇAKOCA’NIN REKORU MELENGÜÇCEĞİ TATLISI

Akçakoca'da Çerkez, Abhaza, Karadeniz ve Manav Türklerine ilişkin kültürlerin yemekleri ve tatlıları yapılıyor. Çoğu kolay yapılan yiyecekler.  Abhaza otu olarak bilinen ot hemen her yemekte kullanılıyor. Çerkez mantısı haluj, çiğ börek, mısır unundan yapılan mamursa, Çerkez tavuğu, lepsi ilk akla gelenlerden. Çerkez ve Abhaza peyniri eski üretim usulünde olmasa da geleneksel bir peynir çeşidi olarak tezgahlarda yer almış.

Karadeniz Kültürünün yöreye kazandırdığı mancar (karalahana) yörede baş tacı ediliyor. Mancarlı pide, fasulye içi ile pişirilen mancar tepelemesi, mancar dolması, yöreye özgü bir bitki çeşidi olan kaldirik kavurması, Laz böreği, halk arasında damat fındığı olarak bilinen şekerli fındık, fasulye yemeği ve mısır ekmeği başlıca yemekler arasında yer alıyor.

Manav Türklerinin yemeklerinde hamur işi ağırlıklı yerini koruyor. Höşmelim veya Höşmerim un, su ve tereyağı ile yapılan bir çeşit tava böreği. Dartı veya tartı denilen süt kaymağı ile yapılan kahvaltılık geleneksel yemek kültüründe yer alıyor. Hamur tatlısı olan Melengüççeği oldukça ünlü. Gezmekte olduğumuz Yukarı Mahalle Pazarı’nda kadınlar, dünya barışı için “Melengüççeği tatlımız huzur ve mutluluktur” sloganıyla iki rekor birden kırmışlar. En büyük melengüççeği tatlısı’ ve en çok kadınla melengüççeği tatlısı’ rekor denemesinde 2001 kadın, 500 kilo un, 100 kilo kavrulmuş kaymak, 180 kilo sıvıyağ, 80 kilo ceviz, 150 kilo toz şeker, 200 yumurta, 30 kilo tereyağı, 12 kilo limon ve 200 gram karbonat kullanılmış.

Akçakoca Kaymakamı Mehmet Özer ve Belediye Başkanı Cüneyt Yemenici özetle diyorlar ki: “Bir yanda dağlardan esen mis kokulu rüzgâr, bir yanda denizden gelen yosun kokusu ile herkes güzel bir Akçakoca sabahında uyansın ve hayatı paylaşsın bizimle.”

Haber: Ahmet ÖZDEMİR