Gazeteciler mesleki özgürlük istiyor

Mesleklerini için uzun yıllar cezaevinde kalan gazeteciler, yeni kurulacak hükümetten mesleklerini özgürce yapabilecekleri bir ortam istiyor. Gazeteciler, “İşsizliğin olmadığı, özgürce kalemimizi elimizde tutabildiğimiz, sosyal haklarımızın olduğu bir ortam istiyoruz” dedi

Türkiye; 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için 7 Haziran’da sandık başına gitti. 53 milyonun üzerinde seçmenin oy kullandığı seçim sonuçlarına göre, 12 yıl süren tek bir parti iktidarı sona erdi. Meclise; AKP, CHP, MHP ve HDP girdi. AKP 258, CHP 132, MHP ve HDP ise 80’er milletvekili çıkardı. Peki bundan sonra ne olacak? Sonuçlar, ‘koalisyon’ şart dememesine rağmen, hangi partilerin koalisyon yapacağı şu ana kadar netlik kazanmadı. Erken seçim de olabilir, azınlık hükümeti de kurulabilir, koalisyon da olabilir… Sonuçta ne olursa olsun kurulacak yeni bir hükümetten gazeteciler, meslekleri üzerinde yıllardır süren baskıların sona ermesini istiyor.

GAZETECİLER BORÇ HARÇ İÇİNDE ÖLEBİLİR

20 Aralık 2011’de gözaltına alınan ve Cezaevinde 9 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Vatan Gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus ise şunları söyledi:
“Muhabir ücretlerinin, editör, genel yayın yönetmenleri kadar olmasa da daha yaşamını sürdürebilir şartlara getirilmesi gerçekten çok önemli. Pek çok meslektaşımız muhabirliğe gönül vermesine rağmen çok ciddi maddi sıkıntı yaşıyor. Bireysel olarak maaşı yetmezken evli olanlar, çocuğu olanlar daha da büyük sorunların ortasında buluyor kendini. Bir süre sonra işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Yıllara mesleğini vermiş, hatta emekliliğine gün sayan gazeteciler bile yeni mesleğe başlayanlardan daha az ücret alıyor. Gazeteciler son nefesini verirken kirada, borç harç içinde ölmemesi için düzenleme yapılması gerekiyor.

MUHABİR MAAŞLARINDA DÜZENLEME YAPILMALI
Muhabir maaşlarının belli bir düzene konulması hatta gerekirse bir alt limit konulması üzerine bir düzenleme yapılmalı. Örneğin 1500 TL’nin altında muhabir maaşı olmamalı gibi… Bir diğer önemli sorun ise, ülkemizde pek çok genç üniversite sıralarında mesleğe atılmak için gün sayıyor neredeyse ancak mezun olduktan sonra işsizlik sorunuyla karşılaşıyor. İş bulma şansını yakalayanların çoğu ise asgari ücretin bile altında kimi zaman ise kayıt dışı çalıştırılıyor. Bu konuyla ilgili bir yaptırım olması şart. Yeni kurulacak hükümetten gazetecilerin sosyal hakları konusunda düzenlemelerin ivedilikle yapılması istiyorum. Daha özgür bir ortamda mesleğimizi yürütmek için bu düzenlemelerin yapılması şart.”

HASAN ÇOŞAR: GAZETECİLER İÇİN YENİ İŞ FIRSATLARI OLMALI

Atılım Gazetesi’nde genel yayın yönetmeliği, köşe yazarlığı yapan; çeşitli basın kuruluşlarında çalışan gazeteci yazar Hasan Coşar, 2006 yılında gözaltına alındı. 4 yıl 10 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Şimdi gazetecilik ve yazarlık çalışmalarını sürdürmeye devam eden Coşar, şöyle konuştu:
“Hükümet gereken süre içinde kurulamadı. Bizler gazetecilerin sorunları çok defa dile getirdik. Uğradıkları baskıları anlattık. Gazetecilerin yıllarca mahkum edildi. Özgür bir şekilde mesleklerini sürdüremediler. Bu yüzden de gazetecilerin haberleri yapmasının önündeki engellerinin hepsinin kaldırılmasını istiyoruz. Haber yapma özgürlüklerinin sağlanmasını istiyoruz. Bu mesleğe kendi adamış insanlar, işsiz kaldı. Yüzlerce, hatta binlerce gazeteci işsiz. Onlara yeni iş olanaklarının oluşturulması gerekiyor. Mesleğimiz geçim kaynağımızdır.. Mesleğimizin elimizden alınmasını istemiyoruz.”

 

SAMİ MENTEŞ:  KOLLUK GÜÇLERİNİN GAZETECİLERİ ENGELLEMESİNİN ÖNÜ KAPATILMALI

Dünyanın en genç tutuklu gazetecisi’ ünvanına sahip olan 9 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Sami Menteş, şöyle konuştu:

“Seçimlerden sonra yeni kurulacak hükümetin, yıllardır gazetecilerin dile getirdiği, artık kangrenleşmiş olan sorunlara bir çözüm üretmesini temenni ediyorum. Her alanda ısrarla söylediğimiz, gazeteciliği kriminalize eden, gazetecilik faaliyetlerini 'suç'muş gibi gösteren yasaların bir an evvel değiştirilmesi gerekiyor. Bunun yanında sahada görev yapan gazetecilere uygulanan kolluk şiddetine karşı da acilen bir düzenleme getirilmesi, gazetecilerin kamu görevlileri tarafından mesleklerini icra etmelerinin engellenmesinin önü kapatılmalıdır. Görevi halkı aydınlatmak olan gazetecilerin haber takibi sırasında kolluk güçleri tarafından şiddete maruz kalması kabul edilebilir değil. Yeni hükümetin medya alanında yapacağı ilk işlerden bir diğeri ise yıllardır komisyonda bekletilen internet sitesi çalışanlarına dair tasarıyı yasalaştırmak olmalıdır. Sektöre baktığımız zaman her geçen gün internet alanında çalışan gazetecilerin sayısının artığını, buna rağmen yasal bir düzenleme olmadığı için güvencesiz çalışmakta basın kanununa tabii olamamaktalar.

Yasal düzenlemenin olmaması aynı zamanda internet sitelerinde çalışan gazetecilerin sendika, cemiyet gibi mesleki örgütlere üye olamamasına da neden oluyor. AKP iktidarıyla birlikte sıkça gündeme gelen medya kuruluşlarına baskının ve sansür girişimlerinin artık sona ermesi gerek! İktidar eliyle medya şirketlerine el konulması, oluşturulan 'havuzlarla' yaratılan yeni medya patronlarının mesleğin içini boşalttığını ve mesleki ilkeleri yerle bir ettiğini görüyoruz. Demokrasinin olduğu iddia edilen bir ülkede iktidarın görevi medyaya baskı uygulamak, işadamlarından şantaj yoluyla havuz oluşturup kendi medyasını yaratmak değil, özgür basının yerleşmesi için çaba harcamak olmalıdır.

GAZETECİLER SEVİLMİYOR
Gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin hiçbir güç sahibi tarafından sevilmediğini ve olması gerekenin bu olduğunu biliyoruz ancak; işini yapmaya çalışan gazetecilerin tutuklanması, patronuna uygulanan baskı sonucu işinden edilmesi, meydanlarda hedef gösterilmesi sadece demokrasiye değil, akla ve vicdana da aykırıdır. Her ne kadar umutlu olmasam da umarım yeni hükümet, Türkiye'deki iktidarların eski alışkanlıklarını bırakır ve gazeteciler endişe duymadan işlerini yapmaya devam edebilirler” dedi.

FÜSUN ERDOĞAN: DEMOKRASİ, BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK TEK SEÇENEK!

Yaklaşık 8 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen ve 2013 TGC Basın Özgürlüğü Ödülü sahibi, radyocu –gazeteci Füsun Erdoğan, yeni kurulacak hükümetten beklentilerini şöyle dile getirdi:
“13 yıl boyunca tek başına hükümet/iktidar olmayı başaran AKP’nin bu yenilgisiyle Türkiye’de koalisyonlar dönemi yeniden başladı. Önümüzdeki yakın sürecin ikinci hedefinin de, 12 Eylül Anayasası’nın demokratik bir anayasayla değiştirilmesi görevi olduğu, kalıcı barışın sağlanması, demokrasi ve özgürlüklerin büyütülmesi gerektiği unutulmamalıdır. Türkiye’nin ve halklarımızın geleceği için tek seçeneğimizi; barış, demokrasi ve özgürlük talebimizi yükseltmekten, bunun için mücadele etmekten başka bir yolumuz yoktur!”