Gazeteciler tutuksuz yargılansın

Şubat ayı özellikle doğudaki gazeteciler için sansür, gözaltı ve tutuklama ayı oldu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden neredeyse her gün bir gözaltı haberi geldi. Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerine saldırıldı. Sosyal medyada gazetecilerin paylaşımları yine adliyelere taşınan konulardan biriydi. Dünyada da durum farksızdı. Uluslararası Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayınlanan raporda, 25 yıl içerisinde en az 2 bin 297 gazeteci öldürüldüğü açıklandı.  Anayasa Mahkemesi’nin 25 Şubat’ta Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül için verdiği ‘hak ihlali’ kararı ise gazeteciliğin üzerindeki kara bulutların bir nebze de olsa dağılmasını sağladı… Cezaevindeki diğer gazetecilerin da tutuksuz yargılanabilmeler için  karar ‘umut’ oldu.

1 ŞUBAT
TGC Genel Sekreteri Güneş: “Abdi İpekçi gazeteciliğini özlüyoruz”
1 Şubat 1979 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden Milliyet Gazetesi Başyazarı, Genel Yayın Müdürü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti  (TGC) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdi İpekçi, Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı. Törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş,  Cumhuriyet Vakfı İmtiyaz Sahibi ve TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, Abdi İpekçi’nin sekreteri Melek Beler, İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.
Törende konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, şunları söyledi:
“Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki başkan vekillerindendi. Abdi İpekçi ile benim tanışma imkanım olmadı ama Abdi İpekçi gazeteciliği Türkiye’de çok şeyi değiştirdi. Abdi İpekçi gazeteciliği artık bitti diyen insanlar bile bugün bu gerçeğin fazlasıyla farkındalar. Abdi İpekçi gazeteciliğini yapabiliyor olsak bu ülkede özlediğimiz demokrasinin de var olacağını düşünüyoruz. Bir ülke düşünün ki, Basın Müzesi’nde bir galerisi var. 65 öldürülmüş gazetecisi var.  İletişim Fakültesi’ndeki öğrenciler mesleğe başlarken bu galeriyi sık sık ziyaret ediyorlar. Abdi İpekçi başta olmak üzere öldürülmüş gazeteci meslektaşlarımızın cinayetleri tam olarak aydınlatılmış değil. Derin devleti arayanlar, derin devleti çözdük diyenler bile Hrant  Dink Cinayetinde yol alabilmiş değiller.
Her yıla öldürülmüş gazetecileri anarak başlıyoruz. Yeni bir umudu yakalarız diye ama basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından istediğimiz noktada değiliz. Bütün gazeteci meslektaşlarıma medyanın bu çok bölünmüş günlerinde Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi’ne uygun, Abdi İpekçi gazeteciliğine uygun bir anlayışla gazetecilik yapmalarını diliyorum. Çünkü tarih bizi yazdıklarımız, yaptıklarımızla yargılayacak. Türk basınına, İpekçi ailesine, Milliyet ailesine tekrar başsağlığı diliyoruz.”
 
1 ŞUBAT
IFC: 25 yılda 2 bin 300 gazeteci öldürüldü
Uluslararası Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayınlanan raporda, 25 yıl içerisinde en az 2 bin 297 gazeteci öldürüldüğü açıklandı. Son 10 yılın gazeteciler açısından daha tehlikeli hale geldiğini ifade eden IFC Genel Sekreteri Anthony Bellanger, Associated Press’e konuştu ve 2010 yılından beri öldürülen gazeteci sayısının 100’ün altına düşmediğine dikkat çekti. Önümüzdeki hafta yayınlanacak 79 sayfalık rapor ayrıca, öldürülen gazetecilerin faillerinden sadece yüzde 10’unun yargı karşısına çıkarıldığını da vurguladı. Bellanger, “Bu diplomatik bir mesele. Gelin, katilleri koruyan bu cezasızlığın önüne geçelim” diye konuştu.
 
1 ŞUBAT
“Gazetecilerin özgürlüğü için mücadele veriyoruz”
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyon Başkanı Hansjörg Haber, ‘AB-Türkiye İşbirliğinde 2016 Öncelikleri AB Bilgi Merkezleri Ağı Projesi’ açılış toplantısında konuştu.  Haber, “Son 1 ayda gazetecilerin özgürlüğüne ve haklarına ilişkin olarak gerçekten de çok fazla ilgi çektik. Bu konuda çok fazla inceleme yapmaya çalışıyoruz. Bunların tabi ki de Türk kamuoyuna açıklanması gerekiyor” diye konuştu.
 
1 ŞUBAT
Evine baskın yapılan gazetecinin eşi, çocuğu ve kardeşi gözaltına alındı
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 26 Ağustos 2015 tarihinde gözaltına alınıp "Denetimli serbestlik" şartı ile serbest bırakılan ancak savcının yaptığı itiraz sonucunda hakkında tutuklama kararı çıkarılan Silvan Mücadele Gazetesi Sahibi Ferhat Parlak'ın evine baskın yapıldı. Selahattin Mahallesi Demirciler Sokak'ta bulunan evine yapılan baskın sırasında Parlak, evde bulunmazken evde bulunan eşi, 2 yaşındaki çocuğu ve kardeşi Serhat Parlak'ın gözaltına alındığı öğrenildi. Daha öncede gazeteci Parlak'ın evine ve gazete bürosuna baskın yapılmış bilgisayar, dergi, kitap, videokasetleri ve gazetecilikle ilgili birçok dokümana el konulmuştu. Ayrıca Parlak'a ait Silvan Mücadele Gazetesi'nin internet sitesi ise 16 Ağustos 2015 tarihinde mahkeme kararıyla kapatılmıştı.
 
1 ŞUBAT
Gazeteci Refik Tekin ifade verdi, serbest bırakıldı
Cizre’de bacağından yaralanan imc tv kameramanı Refik Tekin Emniyet’te verdiği ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tekin'in serbest bırakılmasını meslektaşları Twitter'den duyurdu.  Tekin, Cizre’de haber takibi sırasında bacağından mermiyle yaralanmış, yerde sürüklenerek hastaneye kaldırılmış, Mardin Devlet Hastanesi’ne sevki sırasında Cizre Devlet Hastanesi çıkışında polisler tarafından darp edilmişti. Tekin hakkında gözaltı çıkarılmıştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,  Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş Sendikası Şırnak Valisi Ali İhsan Su’ya yazılı başvuru yaparak  gözaltı kararının kaldırılması istemişti.
 
2 ŞUBAT
Cumhuriyet yazarı Özgür Mumcu'ya Erdoğan'a hakaretten 4 yıl hapis talebi!
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Özgür Mumcu'nun 10 ay önce yayınlanan köşe yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanmasına başlandı. İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 4 yıl 8 aya kadar hapsi istenen tutuksuz sanık Özgür Mumcu ve taraf avukatları katıldı. Taraf avukatlarına delillerini ve esasa yönelik açıklamalarını bildirmek üzere süre verilmesine karar veren mahkeme duruşmayı Mayıs ayına erteledi.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı aracılığıyla savcılığa sunduğu şikayet dilekçesine yer verildi. Özgür Mumcu'nun 18 Mayıs 2015 sayılı köşe yazısında eleştiri sınırlarını aşmak suretiyle küçültücü beyanlar kullandığı öne sürüldü. Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil-olgu isnat edildiği ve Cumhurbaşkanına hakaret suçunun işlendiği ifade edilen iddianamede Özgür Mumcu'nun "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapsi isteniyor.
 
2 ŞUBAT
Gazeteci Hayri Tunç gözaltına alındı
İstanbul'un Bayrampaşa ilçesi Yıldırım Mahallesi'nde Jiyan muhabiri Hayri Tunç, evden çıktığı sırada sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Gerekçe gösterilmeden gözaltına alınan Tunç, Vatan'da bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'ye götürüldü.Tunç, 2 ay önce de yapılan ev baskınında polisler tarafından gözaltına alınmıştı.
 
2 ŞUBAT
Gazeteci Bülent Keneş’e blog yazısından para cezası
Today’s Zaman’ın eski genel yayın yönetmeni Bülent Keneş, kişisel blogunda yayımladığı ‘Davutoğlu’nun sefaleti’ başlıklı yazıda hakaret ettiği gerekçesiyle 7 bin 80 lira adli para cezasına çarptırıldı.  AA’nın haberine göre, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Keneş’in avukatı Çağlayan Erginay ile Davutoğlu’nun avukatı İsmail Safi Işık katıldı. Davutoğlu’nun avukatı Işık, Keneş’in müvekkiline yönelik hakaretlerine‘sistematik şekilde’ devam ettiğini söyleyerek cezalandırılmasını istedi.
Keneş’in avukatı Erginay ise müvekkilinin dava konusu yazıda güncel duruma ilişkin eleştirileri olduğunu ve hakaret kastıyla hareket etmediğini öne söyleyerek beraat talep etti. Mahkeme Keneş’i, ‘kamu görevlisine alenen hakaret’ suçundan günlüğü 20 liradan, 354 gün karşılığı 7 bin 80 lira para cezasına çarptırdığını ve hükmün açıklanmasını geri bıraktığını açıkladı.  Keneş, cezayı,  hükmün açıklanması geri bırakıldığı için beş yıllık denetim süresi içinde bir kez daha aynı suçu işlemesi halinde ödeyecek.
 
3 ŞUBAT
Washington Post’tan Erdoğan’a: Gazetecilik suç değildir
Amerikan Washington Post gazetesi başyazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi, hapisteki tüm gazetecilerin serbest bırakmasını istedi. Washington Post, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün sadece gazetecilik faaliyetlerini yerine getirip, ifade özgürlüğü haklarını kullandıklarına dikkat çekti, “Bunlar suç değildir” dedi. Gazetenin başyazısı, “Türkiye’de atlatma habere ömür boyu hapis istemi” başlığını taşırken, gazete Türkiye’de gazetecilerin susturulmak istendiğini, bu yöndeki çabaların yanlış olduğunu vurguladı.
“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi’nin despotu olma yolunda bir virajı daha döndü” diyen gazete, bu yorumuna gerekçe olarak Can Dündar ve Erdem Gül hakkında ayrı ayrı istenen bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir kez müebbet ve 30 yıla kadar hapis cezalarını gösterdi. Dündar ve Gül için istenen cezaları “şok edici” olarak nitelendiren Washington Post’un başyazısında Dündar ve Gül’ün aldığı cezaların, şiddet içeren suçlar için uygun olabileceğini yazarken, “Türkiye Cumhurbaşkanı, gazeteciliği korkunç bir suç yapmakta kararlı görünüyor. Bu süreçte de bir NATO müttefiki olan Türkiye’yi demokrasiden daha da uzaklaştırıyor, otoriter rejim ve cahillik çukuruna yuvarlıyor.” dedi.  Washington Post başyazısını şu satırlarla noktaladı: “Sayın Erdoğan, Cumhuriyet’ten iki gazeteci dahil, Türkiye’de hapisteki çok sayıda gazeteciyi serbest bırakmalıdır. Bu kişilerin yaptığı sadece gazetecilik faaliyetlerini yerine getirmek ve ifade özgürlüğü hakkını kullanmaktır. Bunlar da suç değildir.
 
4 ŞUBAT
Savcıyı rehin alma görüntülerine beraat
Taraf Gazetesi muhabiri Aysun Yazıcı ve dönemin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Tunca İlker Öğreten, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın odasında rehin alınmasıyla ilgili fotoğrafların yayımlanması nedeniyle, “terör örgütü propagandası” suçundan 7,5 yıl hapis istemiyle yargılandıkları davada beraat etti. Aynı suçtan 21 gazeteciye daha dava açılmış, 18’i beraat etmişti. Savcı Mehmet Selim Kiraz, terör örgütü DHKP-C tarafından 31 Mart 2015’te Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde bulunan odasında rehin alındıktan sonra öldürülmüştü
 
4 ŞUBAT
Yunanistan’da gazeteciler 24 saatlik greve çıktı
Yunanistan’da işçi ve emekçilerin haklarını gasbetmeye yönelik çıkarılan Sosyal sigortalar kanun tasarısına karşı çıkan gazeteciler yarınki genel grevle ilgili haberleri kapsayabilmek için kendi grevlerini bir gün öncesine aldılar. Böylece bugün sabah saat 6.00’dan yarın sabah 6.00’ya kadar devlet ya da özel radyo ve televizyon kanallarında çalışan gazeteciler haber programları sunmayacak. Gazete ve dergilere haber göndermeyecek.   Kısa bir süre içerisinde ikinci kez 24 saatlik greve giren gazeteciler, haber dünyasının bağımsız olması için gazetecilerin kendilerine ait sigorta sandığına sahip olmaları gerektiğini belirten açıklamayla sosyal sigortaları ilgilendiren kanun tasarısının kaldırılmasını talep ediyor.
 
5 ŞUBAT
TGC Başkanı Turgay Olcayto: Yayıncılık sektörüne katkısı büyüktür
Türkiye Yayıncılar Birliği önceki Başkanlarından ve Nurdan Yayınları kurucusu, yayıncılık sektörünün duayenlerinden Çetin Tüzüner vefat etti. Tüzüner’in cenazesi bugün öğle namazının ardından Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Camisi’nden alınarak Topkapı Merkez Mezarlığı’nda toprağa verildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Tüzüner’in vefatından duyduğu üzüntüyü şu sözlerle dile getirdi:  “Türkiye Yayıncılar Birliği’nde uzun bir dönem başkanlık yapan Çetin Tüzüner, çok değerli bir yayıncıydı. Yayıncılar Birliği’nin gelişmesinde, bugünkü konumuna ulaşmasında emeği çoktur. Hem basın sektörü hem yayıncılık sektörü için Çetin Tüzüner’in kaybı erken diye düşünüyorum. Hala bu sektörde onun fikirlerine gereksinim var. Çetin benim Beyazıt’taki mahallemden, İstanbul Erkek Lisesi’nden ve sonuçta Cağaloğlu’ndan yayıncılık dünyasından çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Ölümü benim için ayrıca büyük bir acı oluşturdu. Üzüntüm sonsuzdur. Işıklar içinde yatsın.” Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Çetin Tüzüner’in vefatının ardından başsağlığı mesajı yayınladı. Mesajda, “Çetin Tüzüner’i sevgi ve saygı ile anarken, ailesine, basın ve yayıncılık topluluğuna başsağlığı diliyoruz” denildi.
 
11 ŞUBAT
TGC Yeni Şafak ve Yeni Akit'e yapılan saldırıyı kınadı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerine yapılan saldırıların basın özgürlüğünü engellemeye yönelik saldırılar olduğunu belirterek faillerin en kısa sürede bulunmasını istedi. TGC'nin açıklamasında, “Basın özgürlüğünün olmadığı bir toplumda demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Gazetelerin ve gazetecilerin sürekli hedef gösterildiği bir ortamda toplumsal barış da sağlanamaz. Basına yönelik saldırılar direkt halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına yönelik saldırılardır. Demokrasi farklı görüşlere tahammül etme rejimidir. Tek tip insan, tek tip gazeteci ve tek tip haber rejimi değildir. Bugün sabah 05.00 ve 05.30 saatlerinde Bayrampaşa'daki Yeni Şafak Gazetesi ile Küçükçekmece'de bulunan Yeni Akit Gazetesi'ne molotoflu ve silahlı saldırı düzenlemiştir. Yeni Şafak ve Yeni Akit Gazetesi çalışanlarına 'geçmiş olsun' diyoruz. Saldırının faillerinin en kısa sürede bulunmasını bekliyoruz” denildi.
 
11 ŞUBAT
“Nezih Demirkent gazetecilerin dayanışması için büyük emek verdi”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Önceki Başkanlarından Nezih Demirkent için ölümünün 15. yılında Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabri başında anma töreni düzenlendi. Törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Nezih Demirkent’in kızı ve Dünya Gazetesi’nin sahibi Didem Demirkent, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, Ertuğ Karakullukçu, Dünya Gazetesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, törende yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
“Nezih Demirkent, usta bir gazeteciydi. Gazeteciliğin bütün değerlerini kendisinde toplayan, bunu genç kuşaklara aktaran önemli bir gazete patronuydu. Döneminde işsiz kalan pek çok gazeteciye sahip çıktı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bugünkü konumuna gelmesinde büyük katkısı bulunmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti en yaygın gazetecilik topluluğuysa bunda Nezih Demirkent’in rolü büyüktür. Nezih Demirkent ile ilgili gerçekten unutamayacağımız pek çok şey var. Gazetecilerin dayanışması, birlikteliği için emek vermiştir. Nezih Demirkent’in çizdiği yolda biz de ilerlemeye çalışıyoruz. Onun ‘Salı Yazıları’nı unutmamamız gerekiyor. Salı Yazıları’yla camiayı bir arada tutan, analiz eden bir kalemdi. Nezih Demirkent’i sevgiyle, özlemle ve saygıyla anıyoruz.”
 
12 ŞUBAT
'İfade Özgürlüğü Ödülleri'ne Türkiye'den iki aday
Dokuz8 haber ajansı ve ajans kurucusu Gökhan Biçici ve yerel Batman Yön Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ferit Tunç, İngiltere merkezli "Index on Censorship" tarafından verilen dünya çapındaki "İfade Özgürlüğü Ödülleri - 2016″da finale kaldı. Dokuz8'in haberine göre; İndex on Censorship, "Dijital Aktivizm", "Gazetecilik", "Kampanya", "Sanat" olmak üzere dört ayrı kategoride 5'er finalist açıkladı. Her dört kategoride ödülü kazananlar ise 13 Nisan'da Londra'da düzenlenecek olan gala töreninde açıklanacak. Dört ayrı kategoride ödülün sahip olan kişi ve organizasyon bir yıl boyunca ifade Özgürlüğü Ödülü taşıyıcısı olacak ve çalışmaları da desteklenecek.
 
13 ŞUBAT
Nusaybin'de biri Fransız 2 muhabir gözaltına alındı
Nusaybin'de Fransız foto muhabiri Gael Cloarec ve bir internet haber sitesi muhabiri Duygu Yıldız'ın gözaltına alındığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre sabah saatlerinde Mitanni Kültür Merkezi'ne gelen polisler, Fransız foto muhabiri Gael Cloarec ve bir internet haber sitesi muhabiri olan Duygu Yıldız'ı gözaltına alındı.  Gözaltına alınan gazeteciler, zırhlı araçlara bindirilerek Nusaybin Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.Söz konusu muhabirlerin hangi gerekçeyle gözaltına alındığı ile ilgi bilgi edinilemedi.
 
14 ŞUBAT
Gazeteci Nazım Daştan tutuklandı
Gaziantep’te gözaltına alınan DİHA Muhabiri Nazım Daştan, Facebook'ta paylaştığı haberleri gerekçe gösterilerek "örgüt propagandası" iddiasıyla tutuklandı. Evine giderken dün akşam gözaltına alınan DİHA Antep Muhabiri Nazım Daştan, emniyetteki işlemlerinden sonra adliyeye sevk edildi. Poliste susma hakkını kullandığı öğrenilen Daştan, Antep Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıkta ifadesi alınan Daştan, tutuklanma talebiyle Antep 1. Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Burada ifadesi alınan gazeteci Daştan, Facebook'ta paylaştığı haberleri gerekçe gösterilerek "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla tutuklanarak Antep H Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
 
15 ŞUBAT
Gazeteci Oktay Kurtböke örnek bir yöneticiydi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği Meslekte İz Bırakanlar toplantıları devam ediyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Önceki Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci Oktay Kurtböke, Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları’nın 17.’sinde anıldı. Çemberlitaş’ta bulunan TGC Basın Müzesi’nde gerçekleştirilen toplantıya; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç, Radikal Gazetesi yazarı Altan Öymen, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Suat Gezgin, Önceki YÖK Başkanlarından Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, gazeteciler Aydın Dörter, Namık Koçak, Oktay Kurtböke’nin kızı Pürlen Kurtböke’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.
TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:
“Oktay Kurtböke, herkesin hele hele bizim kuşağın çok sevdiği arkadaşlarımızdan biriydi. Oktay Kurtböke ile birlikte çalışmadım. Tanıdığım dönemde Cumhuriyet’te idi; ama Oktay ile hemen hemen bir yıl boyunca aynı vapurla Selimiye’ye gittik. Oktay sanık olarak gidiyordu, İlhan Selçuk ile birlikte yargılanıyordu. Biz de gazeteci olarak duruşmayı izlemek için gidiyorduk. Tutuksuz yargılanıyordu. Dostluğumuz o dönemde daha sıklaştı. Bab-ı Ali’nin önemli bir ismiydi. Ölümü basın topluluğumuz için büyük bir kayıptı. Oktay Kurtböke gibi isimlerin yeri kolay kolay dolmuyor. Oktay Kurtböke’nin iletişim fakültesine yaptığı katkıları da unutmamak gerekiyor. Hocalığı sırasında gözünün tuttuğu öğrencileri gazetelere yerleştirmeye çalışırdı. Genç gazetecilerin çalışmalarıyla yakından ilgilenirdi. Basın emekçisiydi” dedi.
 
16 ŞUBAT
Öldürülen gazeteci Nuh Köklü ölümünün birinci yılında anıldı
Türkiye’de öldürülen 65. Gazeteci olan Nuh Köklü ölümünün birinci yılında anıldı. 17 Şubat 2015’te Kadıköy’de öldürülen gazeteci Nuh Köklü için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde bir anma toplantısı düzenlendi. Toplantıya; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, Balotaj Kurulu Sekreteri Haşmet Yavuz, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, öldürülen gazeteci Nuh Köklü’nün eski eşi ve Yurt Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sibel Köklü ve Nuh Köklü cinayetinin davasının avukatı Mehmet Ümit Erdem ile gazeteci Namık Koçak’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.
NUH KÖKLÜ’NÜN ÖLDÜRÜLMESİ NEFREF SUÇU CİNAYETİDİR
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, yaptığı açılış konuşmasında şunları dile getirdi:
“Nuh Köklü’nün ismi Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Öldürülen Gazeteciler listesinde yer alıyor. Öldürülen 65. gazeteci. Basın Müzesi’nde bulunan Öldürülen Gazeteciler Galerisi’nde de fotoğrafı asılı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Nuh Köklü’yü ‘Öldürülen Gazeteciler” listesine almaya karar verdiği zaman, bir açıklama yaptı: Bu açıklamada Nuh Köklü’nün öldürülmesi halkı birbirine düşman etmeye yönelik ‘Benim esnafım aynı zamanda polistir’ söyleminin yarattığı en kötü sonuçlardan biridir. Nefret cinayetidir. Siyasetçileri halkı birbirine düşman etmeye yönelik açıklamalar yapmaktan vazgeçmeye, sorumlu davranmaya, demokrasiyi geliştirmeye barışı ve kardeşliği sağlayacak adımları atmaya davet ediyoruz’ denildi. Nuh Köklü’nün ölümünün birinci yılında yine barışın ve demokrasinin geliştirilmesi için siyasetçilere çağrı yapıyoruz. Toplum ayrıştırıldıkça insanlar bir hiç uğruna ölüyor.”
TURGAY OLCAYTO: NUH KÖKLÜ ARAMIZDAN ÇOK ERKEN AYRILDI
 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, şunları dile getirdi:
 “Nuh, gazeteciliği gerçekten çok seven arkadaşlarımızdan biriydi. Türkiye’de ne yazık ki basın sektöründe gazeteciliği bu kadar çok seven, gazetecilikle özdeşleşen insanlar basın sektörü dışında bırakılıyor. Nuh Köklü de bundan zaman zaman nasibini aldı. İşsizlikler yaşadı. Çok donanımlı, ‘deli fişek’ olarak tabir edilen arkadaşlarımızdan biriydi. Çok erken zamanda aramızdan ayrıldı.”
Öldürülen gazeteci Nuh Köklü’nün eski eşi Sibel Köklü, “Nuh Köklü, tam bir basın emekçisiydi. Ölümüyle tanındı. Gazeteciliğe nasıl başladı neler yaptı? Dergilerle başladı. Daha çok muhalif yayınlarda çalıştı. Özellikle gençlerin okuduğu dergilerde çalıştı. Tempo’da Bianet’te çalıştı. Birgün Gazetesi’nin kuruluşunda bulundu. Sabah gazetesindeki o meşhur Grev Nuh’u medya dünyasında tanıttı”
 
18ŞUBAT
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu askeri personele yönelik saldırıyı lanetledi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: "Ankara'da Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis araçlarına yönelik terör saldırısını lanetliyor, ölen askerlerin ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Terör saldırısında hayatını kaybedenlerin acısını tüm ulusumuzla birlikte yürekten paylaşıyoruz. Yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Bu vahşi terör saldırısının en kısa sürede aydınlatılmasını ve sorumlularının cezalandırılmasını bekliyoruz."
 
18ŞUBAT
“Gazeteciler tutuksuz yargılansın”
Gazetecilik meslek örgütleri, halkın haber alma hakkının önündeki giderek artan yayın yasakları, sansür, oto sansür, gazetecilerin tutuklanması gibi engellerin kaldırılması için bir araya geldi. Toplantıda, özgür basının özgür toplum için şart olduğuna vurgu yapıldı.  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası önümüzdeki günlerde uluslararası basın örgütleriyle Erdem Gül, Can Dündar ve tüm tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanmaları için bir imza kampanyası başlatacaklarını açıkladı.
Toplantının sunuculuğunu üstlenen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, konuşmasına Ankara’da askeri servis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifa dileyerek başladı.Genel Sekreter Güneş, şunları dile getirdi:
“Ağır bir süreçten geçiyoruz. Yine karanlık bir gündeyiz. Yayın yasakları, halkın haber alma hakkını elinden alıyor. 1 Aralık’ta Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) ile birlikte Can Dündar ve Erdem Gül'ün de aralarında bulunduğu tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmaları için imza kampanyası başlatmıştık. Bu konuda güncel çağrılarımız olmaya devam edecek. Gazeteciler yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek ‘terörist’ denilerek tutuklanıyor. Son 6 yılda 300 gazeteci cezaevine girdi, çıktı. Daha sonra terörle hiçbir ilişkileri olmadığı anlaşıldı. Şu anda cezaevinde olan 33 gazeteci serbest bırakıldığında da nasıl bir mazeret bulacaklar bilmiyoruz.”
BAŞKAN OLCAYTO: MESLEKTAŞLARIMIZIN TUTUKSUZ YARGILANMASINI İSTİYORUZ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:
“Gazetecilik mesleği, demokratik ülkelerde, çağdaş demokrasilerde nasıl işliyorsa öyle işlesin istiyoruz. Büyük bir talebimiz yok. Gazetecilik mesleği demokratik ülkelerde, çağdaş ülkelerde nasıl yapılıyorsa Türkiye’de de öyle yapılmasını istiyoruz. Türkiye’deki koşulları göz önüne aldığımız da bunu sağlamak çok zor. Gazeteciliğin sadece kendilerine bağlı kalarak işlemesini öngören bir iktidar yapısı var. Tek tip gazetecilik istiyorlar. Sadece devletle ilişkili kurumların haberlerinin yayınlanması isteniyor. Patlamalar oluyor.”
GÖKHAN KÜÇÜK: HUKUK DEVLETİNİN SONUNA DOĞRU GİDİYORUZ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti:
“Hukuk devletinin sonuna doğru gittiğimizi görüyorum. Ceza Hukuku günümüzde artık yeni bir anlam ifade ediyor. Ceza Hukuku devletlerin ve uluslararası sermayenin elinde bir araç. Hakime ait olması gereken yetkilerin polisler tarafından kullanıldığı, iddianamelerin polisler tarafından da hazırlandığı bir dönemden geçiyoruz. Polis devleti olma yolunda ilerliyoruz. Yürütmenin üstünlüğü her şey şu anda. Bu son 10 yıllık süreçte yargı makamı yürütmeyi onay makamı haline geldi. Yargı bağımsızlığı büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Türk Ceza Kanunu’nda 2013 yılından beri 34 maddede değişiklik yapıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti aslında tarihe not düştü. Görüşlerini ortaya koydu.”
 
18 ŞUBAT
Terör genç gazeteciyi hayattan kopardı
Ankara'daki terör saldırısı, genç gazeteci Gülşen Yıldız'ı hayattan kopardı.  İnönü Bulvarı'nı Dikmen Caddesi'ne bağlayan Merasim Sokak'ta, askeri servis araçlarının geçişi sırasında dün saat 18.31'de meydana gelen bombalı saldırı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda yaklaşık 4 yıldır gazeteci olarak çalışan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu Yıldız'ı iş çıkışında yakaladı. Patlamadan etkilenen, bakanlığa ait servis aracındaki Tarım TV muhabiri Yıldız, ambulansla Güven Hastanesine kaldırıldı. Tüm müdahalelere rağmen, terör genç gazeteciyi hayattan kopardı.
 
21 ŞUBAT
TGC AA’nın üç muhabirinin PKK tarafından kaçırılmasını kınadı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Anadolu Ajansının (AA) üç muhabirinin Mardin'in Nusaybin ilçesinde haber takibi yaptıkları sırada PKK'lılar tarafından kaçırılmasını ve 48 saat alıkonmalarını kınadı. TGC Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi “Mardin’in Nusaybin ilçesinde haber takibi için görevlendirilen Anadolu Ajansı muhabiri Rauf Maltaş, foto muhabiri Onur Çoban ve kameraman Kenan Yeşilyurt Yenişehir Mahallesi’nde kaçırılmıştır. İlçede PKK'dan izin almadan çekim yaptıkları gerekçesiyle fotoğraf makineleri ve kameralarına da el konulan gazeteciler 48 saat sonra serbest bırakılmışlardır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin özellikle çatışma bölgelerinde PKK tarafından hedef seçilmesini can güvenliklerinin tehlikeye atılmasını ve çalışma özgürlüklerinin engellenmesini kınıyoruz. Gazeteciler kamuoyunun şeffaf bir biçimde oluşmasını sağlayarak halkın haber alma hakkına aracılık eder. Gazeteci barıştan yana taraftır. Meslektaşlarımız Rauf Maltaş, Onur Çoban ve Kenan Yeşilyurt ile Anadolu Ajansı yönetimiyle çalışanlarına ‘geçmiş olsun’ diyoruz. Olayın sorumlularının en kısa sürede bulunmasını bekliyoruz.”
 
22 ŞUBAT
TGC Silopi’de 5 gazetecinin gözaltına alınmasını kınadı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada Dicle Haber Ajansı muhabiri beş gazetecinin Silopi’de gözaltına alınmasının “gazetecilere gözdağı” anlamına geldiğine dikkat çekti.  TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında, “Şırnak'ın Silopi ilçesinde dün akşam saatlerinde Dicle Haber Ajansı (DİHA)  muhabirleri Ahmet Kanbal ve Sabahattin Koyuncu, Pel Prodüksiyon çalışanları Eylem Baykuş ve Servet Yigen, JINHA muhabiri Handan Tufan gözaltına alınmışlardır. Meslektaşlarımız daha sonra serbest bırakılmışlardır. Meslektaşlarımızın gözaltına alınmasını kınıyoruz.   Gazetecilere gözaltı halkın haber alma hakkının engellenmesinin bir yöntemi ve gözdağıdır. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Gazeteciyi mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.  Bu olay nedeniyle bir kez daha valileri ve emniyet müdürlerini gazetecilik mesleğini sürekli terörle ilişkilendirme ve gazetecileri gözaltına alarak halkın haber alma hakkını engelleme alışkanlığından vazgeçmeye davet ediyoruz” denildi.
 
23 ŞUBAT
Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari hakkında 'terör' soruşturması başlatıldı
Sabah gazetesi, Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari hakkında soruşturma başlatıldığını yazdı.
Sabah gazetesi, kitapları “terör örgütü propagandası” içerdikleri iddiasıyla yasaklanan Hasan Cemal, Tuğçe Tatari ve kitapları basan matbaa yetkilileri hakkında "terör örgütü propagandası yapmak", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ile "suç ve suçluyu övme" suçları kapsamında soruşturma başlatıldığını yazdı. T24 yazarı ve P24 Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Cemal, “Delila / Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri” ve “Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri“, gazeteci Tuğçe Tatari de "Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır’da Değildim"  kitaplarının dağıtımının ve satışının yasaklanmasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Gazetenin internet sitesinde yer alan haberde,  "Cemal ve Tatari'nin ilerleyen günlerde Terör ve Örgütlü Suçlar Savcılığı'nca ifadeye davet edilmesi bekleniyor" dendi.
 
23 ŞUBAT
Gazeteci İdris Ermen beraat etti
Üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanan muhabir hakkında mahkeme beraat kararı verdi.
Hürriyet ve Radikal muhabiri İdris Emen, geçen yıl 6 Temmuz’da yayınlanan haberinde, Diyarbakır’da dört kişinin can verdiği HDP mitingine bomba koyan IŞİD üyesi Orhan Gönder’in saldırıdan önce “terör nitelikli kayıp şahıs” olarak arandığını duyurmuştu. Gönder’in aranmasına rağmen saldırıdan iki gün önce kaldığı otele gelen polislerce yakalandığı ve “yoklama kaçağı” olduğuna dair tutanak tutulup bırakıldığı anlaşılmıştı. Radikal'de yer alan habere göre, Emen’in savunmasını dikkate alan savcılık mütaalasında, “sanık tarafından yazılan metnin içeriği ve gazetenin bu husustaki görüntüsünün sanığın müsnet suçu işleme kastı hareket etmediğini gösterdiği, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yetecek delil elde edilemediği anlaşıldığından sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur’’ dedi. Savcılık mütaalasını dikkate alan mahkeme gerekli ‘kasıt’ unsuru oluşmadığı için Emen hakkında beraat kararı verdi.
 
23 ŞUBAT
DİHA muhabiri Mazlum Dolan tutuklandı
Sur’da bir evde mahsur kaldıktan sonra gözaltına alınan ve “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklamaya sevkedilen Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Mazlum Dolan ile dört kişi tutuklandı. Mazlum Dolan, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.
 
23 ŞUBAT
Sedat Ergin 25 Mart’ta hakim karşısına çıkacak
Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, gazetesinin internet sayfasında 6 Eylül 2015 tarihinde atılan “Erdoğan’dan Dağlıca açıklaması: 400 milletvekili alınsaydı bunlar olmazdı” başlığı nedeniyle 25 Mart'ta hâkim karşısına çıkacak.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ergin'e açtığı davayı köşesine taşıyan Hürriyet'in okur temsilcisi Faruk Bildirici, dava dosyasına konulan delillerle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Yazısında,"Bir savcının, bir televizyon programındaki söyleşiye dayanan haberle ilgili dava açarken o programı izlemesi, programın kaydını da "deliller" arasına koyması gerekmez mi?" diye soran Bildirici,"Ergin’e “cumhurbaşkanına hakaret” davası açan savcıya göre programı izlemeye gerek yok" dedi ve dava dosyasına delil olarak yalnızca şikâyet dilekçesi ve  şikâyet ekinde sunulan ilgili internet sitelerinden alınan çıktıların konulduğunu belirtti.
 
24 ŞUBAT
Uluslararası Af Örgütü: Türkiye’de basın özgürlüğü tehlikede
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) 2015'i kapsayan yıllık raporunu açıkladı. Raporda insan hakları ihlallerinin dünya çapında büyük tehdit altında olduğu uyarısında bulunuluyor. Örgütün Türkiye'ye ilişkin kısmında ise Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül tutuklamaları hatırlatılarak "Türkiye'de basın eşi benzeri görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya" ifadesi kullanıldı. BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, basının, hükümet tarafından "eşi benzeri görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya" kaldığı söyledi. İnsan hakları ihlallerinde cezasızlığın devam ettiği vurguladı.
 
25 ŞUBAT
Sur'da 1 gazeteci alıkonuldu, 1 gazeteci yaralandı
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde devam eden operasyon ve çatışmalara tepki göstermek amacıyla düzenlenen yürüyüşe polis müdahale etti. Müdahalenin ardından Ofis semtinde çıkan olaylarda arasında Dicle Haber Ajansı muhabiri Ayşe Sürme bacağına isabet eden gaz kapsülü nedeniyle yaralandı. Öte yandan Diyarbakır’a giden dördüncü Haber Nöbeti grubundan Nokta Dergisi fotomuhabiri Güliz Karaoğlan özel harekat polislerince dün alıkonuldu ve fotoğrafları silindi. bianet’e yaşadıklarını anlatan Karaoğlan, polisin dikenli teller ve kum torbalarından oluşturduğu dev barikatların fotoğraflarını çektiği sırada özel harekat polislerinin müdahalesiyle karşılaştığını belirtti ve yaşadıklarını şöyle aktardı: “Polislere gazeteci olarak sadece fotoğraf çektiğimi, başka bir niyetimin olmadığını söylesem de makinemdeki tüm fotoğrafları sildiler."
 
25 ŞUBAT
AYM, Can Dündar ve Erdem Gül için 'hak ihlali var' dedi
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, MİT TIR'ları haberi nedeniyle tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül'ün yaptığı bireysel başvuruyu karara bağladı.  Anayasa Genel Kurulu, MİT TIR’ları haberi nedeniyle tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün yaptığı bireysel başvuruları görüşüp karara bağladı.  Mahkeme, hak ihlali kararı verdi. Can Dündar ve Erdem Gül'ün avukatları şimdi 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuracak. Ve AYM'nin kararı doğrultusunda arkadaşlarımızın tahliyesi istenecek.
 
26 ŞUBAT
TGC: Anayasa Mahkemesi gazeteciler üzerindeki ağır baskıyı kaldırmaya dönük bir karar vermiştir
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliyelerini sağlayan Anayasa Mahkemesi kararının Türkiye'de demokrasinin güçlenmesine de katkı sağlayacağını belirtti. TGC Yönetim Kurulu'nun açıklamasında şu görüşler yer aldı: "Anayasa Mahkemesi meslektaşlarımız Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmalarına neden olan haberin casusluk değil gazetecilik faaliyeti olduğuna karar vermiştir. Haber bu tarafıyla tarihi bir karardır. Anayasa Mahkemesi Türkiye’de basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından kararını verirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kriterlerini uygulamıştır. Karar cezaevindeki tutuklu ve hükümlü 30 meslektaşımız açısından da bir umuttur. Türkiye'de basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü üzerinde son 10 yıldır ağır bir biçimde süren olağanüstü halin kaldırılmasına dönük bir adımdır. Yargının baskıyla iktidar aygıtı olarak kullanılmadan görevini yaptığı zaman toplumsal vicdanı da rahatlatacağının örneğidir. Anayasa Mahkemesi kararının siyasetçilere gazetecilik faaliyetinin halkın haber alma hakkı için yapılan bir meslek olduğunu, casusluk ya da terörizmle ilişkilendirilemeyeceğini kalıcı bir biçimde hatırlatmasını diliyoruz."
 
26 ŞUBAT
“İMC TV susturulamaz”
 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası,  Çağdaş Gazeteciler Derneği,  DİSK Basın İş,  İMC TV’nin kapatılması kararıyla ilgili açıklama yaptı.  Açıklamada, “Can Dündar ve Erdem Gül'ün serbest bırakıldığına sevinildiği gün, İMC TV’nin karartılması için girişimde bulunulduğu öğrenildi.  Cumhuriyet Savcısı 24 Şubat'ta Türksat Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği yazıda, 155 polis ihbar hattına yapılan bir şikayet üzerine İMC TV’nin hakkında soruşturma başlattığını belirtti.  İMC TV’nin terör örgütü propagandası yaptığı ileri sürülen yazıda Türksat' da örtülü biçimde tehdit edildi, hukuki ve ticari kuralları zorlayacak ifadelere yer verildi.  Yazıda Türksat’tan  İMC TV’YE frekans tahsisine ilişkin kararın yeniden değerlendirilmesi istendi.  Daha önceki deneyimlerden bu isteğin ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu yıl içinde uydudan çıkarılan yedi kanal fiilen karartıldı. Biz gazeteci meslek örgütleri olarak İMC TV’nin de aynı akıbete uğramasını istemiyoruz.  AYM’nin Dündar ve Gül kararı basın ve ifade özgürlüğü açısından ders verici niteliktedir. Bu karar, demokrasimiz açısından umut verirken aynı anda televizyon karartma, terör soruşturması adı altında gazetecilerin tehdit edilmesi basın özgürlüğü konusunda bir adım bile ilerleyemediğimizi gösteriyor. Bir kez daha yineliyoruz. Tutuklu tüm gazeteciler derhal serbest bırakılsın. Haber siteleri erişime açılsın, yayın yasakları ve akreditasyon uygulamaları kaldırılsın. İMC TV karartılmasın” denildi.
 
26 ŞUBAT
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden Cumhuriyet’e ziyaret
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş, özgürlüklerine kavuşan Can Dündar ile Erdem Gül’ü, Cumhuriyet Gazetesi’nde ziyaret etti. Ziyarette Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, cumhuriyet.com.tr yayın yönetmeni Oğuz Güven, Erdem Gül'ün eşi Aslı Gül de bulundu.  Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne özgürlüklerine kavuşmaları için başından beri verdikleri destek için teşekkür etti. Dündar ve Gül, “Bu süreçte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti hep yanımızda oldu. Biz özgürlüğümüze kavuştuk. Şimdi içerdeki 30 meslektaşımızın özgürlüğüne kavuşması için çalışacağız. Gazetecilik mesleğini yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
“Erdem Gül ve Can Dündar’a ziyarette bulunduk. Meslektaşlarımızın özgür kalmasından ve Anayasa Mahkemesi’nin kararından çok mutluyuz. Bu kararda basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne vurgu var. Türkiye’nin geleceği için aydınlık bir mesaj. İçeride olan diğer arkadaşlarımız da bu karardan yararlanacak. Bütün bunlar olurken bir ihbar üzerine Ankara Cumhuriyet Savcısı, IMC TV’yi TURKSAT’tan çıkarma girişiminde bulundu. Bu da halkın haber alma özgürlüğüne vurulmuş başka bir darbe. Umarım bu girişim sonuçsuz kalır.”
GENEL SEKRETER GÜNEŞ: 30 MESLEKTAŞIMIZIN DA EN KISA ZAMANDA SERBEST KALMASINI İSTİYORUZ”
 TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, şöyle dedi:
 “Şu an cezaevinde 30 meslektaşımız daha var. Can Dündar ve Erdem Gül’ün çıkmış olmasından çok mutlu olduk. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de bu ülkede uygulanabilirliğini gösterdi. Umarız, siyasetçiler gazeteciliğin artık casusluk ve terörizmle bağdaştırılmaması gerektiğini bu kararla hatırlarlar. Umarız 30 meslektaşımız da Can Dündar ve Erdem Gül gibi özgür kalır.”
 
26 ŞUBAT
Evrensel'in de aralarında olduğu 120 Twitter hesabına erişim engeli!
Diyarbakır 1'inci Sulh ve Ceza Hakimliği, Evrensel gazetesinin de aralarında bulunduğu 120 Twitter hesabına erişimin engellenmesine karar verdi.Twitter tarafından Evrensel'e gönderilen yazıda şöyle denildi:
"Sayın Twitter Kullanıcısı:@evrenselgzt Twitter hesabınızla ilgili Twitter'a Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nca gönderilen (ekteki) içerik kaldırma talebi hakkında sizi bilgilendirmek amacıyla bu e-posta mesajını gönderiyoruz. Bunu takiben Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kararını mahkemeye sunması ve 48 saat içerisinde mahkeme kararı alması gerekmektedir.
Twitter hesabınızla ilgili mahkeme kararı (ekli) tarafımıza iletilmiştir.  Twitter, hesabınızla ile ilgili şu an için herhangi bir işlem yapmamıştır. Kullanıcıların seslerini duyurabilme hakkına saygı göstermek ve bu hakkı savunmak değer verdiğimiz ana ilkelerimizden biridir. Bu nedenle karara karşı uygun hukuksal dayanaklarımızı değerlendirip itiraz edebiliriz. Mahkeme kararına Türk mahkemeleri nezdinde itiraz etmeyi düşünüyorsanız, lütfen mümkün olan en kısa sürede bize haber veriniz."
 
27 ŞUBAT
Gazeteci Karaca, Avcı ve Baransu'nun avukatlarından tahliye başvurusu
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Taraf yazarı Mehmet Baransu ve gazeteci-hukukçu Gültekin Avcı'nın avukatları, AYM kararının müvekkilleri açısından emsal niteliğinde olduğunu ifade ederken en yakın zamanda tahliye talebinde bulunacaklarını söyledi.  Karaca'nın avukatı Fikret Duran, kararı şöyle değerlendirdi:“AYM'nin özgürlükçü kararı, sulh ceza hakimliklerini tartışmalı hale getirmiştir. Karar, bizim açımızdan çok önemli bir emsaldir. Bu nedenle ihlal kararı, Karaca adına da uygulanmalı.” Baransu'nun avukatı Sercan Sakallı da şu ifadeleri kullandı: “Burada ciddi bir çifte standart var. Yaklaşık 10 ay önce tahliye talebinde bulunduk. Bizden 8 ay sonra Can Dündar'ın başvurusunu gündeme alıp çifte standart uygulamaları hukuk adına üzücü. Bunun yanında AYM'nin Dündar ve Gül hakkında hak ihlali kararı vermesi çok sevindirici.” Avcı'nın avukatı Bahadır Esat Temiz ise şunları kaydetti: “Gültekin Avcı, köşe yazıları nedeniyle tutuklandı. AYM'ye Dündar ve Gül'den önce başvuru yapmamıza rağmen gündemine almadı. Bu karar çerçevesinde sulh ceza hakimliğine tahliye talebi için başvuracağız.” 
 
28 ŞUBAT
Yaşar Kemal’i özlemle anıyoruz
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, TGC Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi yazar Yaşar Kemal, ölümünün birinci yılında anıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, “usta yazar gazeteci Yaşar Kemal’i 1. ölüm yıldönümünde özlemle, sevgiyle, dostlukla anıyoruz. Yaşar Kemal yalnız Türkiye’nin değil dünya yazınının da en önemli hikaye anlatıcılarından biriydi. Kanımca Gabriel García Márquez gibi uluslararası üne sahipti. Bütün yapıtlarında Türkiye halklarıyla kendisini örtüştürdü. Belki de bu nedenle kitapları çok sattı ve her kesim insan tarafından severek okundu. Yaşar Kemal, kayınpederimin yakın bir dostuydu. Dolayısıyla benim ve karımın da yakın dostu, çok sevdiğimiz bir yazardı. Özellikle Yaşar Kemal’in 12 Mart’ın sıkıyönetim dönemlerinde ve mahkemesi boyunca birlikteliğimiz, o döneme ilişkin anılarımızı anlatabilmemiz mümkün değil. Kendisini bir kez daha özlemle anıyorum. Işıklar içinde olsun.”
 
28 ŞUBAT
IMC TV yayını yeniden başladı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de içinde bulunduğu meslek örgütlerinin yaptığı açıklamalar ses getirdi. İMC TV yeniden yayına başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TÜRKSAT’a yazı göndererek, PKK/KCK propagandası yaptığı iddiasıyla İMC TV’nin frekansının iptalini istemesinin ardından TÜRKSAT, söz konusu televizyonun yayınını 26 Şubat Cuma saat 15.20′de kesmişti.  IMC TV, Hotbird uydusundan yeniden yayına başladığını duyurdu.  Fransız şirketi Eutelsat tarafından işletilen Hotbird uydu grubu, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yayın yapıyor. Bünyesinde çok sayıda şifreli ve şifresiz yayın barındıran Hotbird’de yer alan kanallar arasında SKY Italia, Al Jazeera Sports ve Orange France da var. Türkiye’den Samanyolu Yayın Grubu’na bağlı bazı televizyonlar da aynı uydudan yayınını sürdürüyor.
 
28 ŞUBAT
Uluslararası Gazetecileri Koruma Cemiyeti: Gazetecilere açılan davalar acilen düşürülsün
Uluslararası Gazetecileri Koruma Cemiyeti CPJ Avrupa ve Orta Asya Genel Koordinatörü Nina Ognianova, iki gazetecinin 92 gün hapiste tutuklandıktan sonra salıverildiğini hatırlatarak, haklarında açılan davaların da düşmesini istedi. Dündar ile Gül’ün MİT TIR'larına ilişkin belgeyi yayınlamaktan ömür boyu hapisle yargılandığını hatırlatan CPJ, Türk yetkililerin gazetecileri devlet sırrını ifşa etmek, ajanlık ile terörist gruplara yardım ve yataklıkla suçladığını kaydetti.  Gül ile Dündar’ın serbest kalmalarına rağmen haklarında açılan davanın ilk duruşmasının 25 Mart'ta yapılacağını hatırlatan CPJ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir televizyon programında ‘‘Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle rahat bırakmam onu’’ sözlerine yer verdi. Dündar ile Gül’ün bir gün dahi olsa hapiste tutulmamış olmaları gerektiğine işaret eden Ognianova, ‘‘Anayasa Yüksek Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı destekliyor ve Türk yetkililere diğer gazeteciler hakkında açılan davaları acilen düşürmele çağrısında bulunuyoruz’’ diye konuştu.