TGC Temmuz 2015 Raporu yayınlandı

 Temmuz ayı gazeteciler için bir hayli ‘zor’ geçti. 7 Haziran’da gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi’nin ardından gazeteciler, hükümet kurmak için görüşen partileri takip ederken yine yasaklarla karşılaştı.Ankara’da parlamento muhabirleri toplantı ve etkinliklerde herhangi bir gizlilik kararı olmaması rağmen TBMM Başkanlığı seçimi öncesi kapalı grup toplantısı yapan HDP, gazetecilere 'koridor yasağı getirdi.  Seçim döneminde aynı zamanda televizyon kanallarına ceza yağdı.

Toplumsal olayları takip eden gazeteciler yine Türkiye’nin dört bir yanında fiziksel ve söz saldırılara maruz kaldılar. Şırnak’ta Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Mahmut Oral, Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi'ndeki Amara Kültür Merkezi önündeki basın açıklaması sırasında meydana gelen patlamanın ardından olayları takip ederken A Haber Muhabiri Sercan Bilgi ve Kameraman Orhan Şener, Gazi mahallesinde çıkan olaylarda DİHA muhabiri Cüneyt Yavuz yaralandı. Hakkari, Yüksekova, Şanlıurfa başta olmak üzere sınır illerinde çatışmalı ortamlarda yine gazeteciler çeşitli güçlüklerle karşılaştı.

Suruç’taki patlamanın ardından yazılı, görsel, işitsel medyaya yayın yasağı getirildi. Sosyal medyadaki bu konuyla ilgili paylaşımlar kaldırıldı. Yurt Gazetesi, 1 gün yayınlanmadı ve birkaç hafta sonra ise Ankara Bürosu’nu kapatıldığı duyurdu. Pek çok gazeteci işsiz kaldı. Attığı tweet nedeniyle işten çıkartılan bir isim de Milliyet yazarı Kadri Gürsel oldu. Yayın kuruluşları için de zor bir aydı. Star Medya Grubu'nun binasına bırakılan bomba, korku dolu dakikaların yaşanmasına neden oldu.

Temmuz ayında önemli raporlar da göze çarptı. Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu’nu Rapora göre 3,5 yılda Cumhuriyet, BirGün, Evrensel ve Yurt gazetelerine toplam 125 tazminat, 142 ceza davası ile 223 soruşturma açıldı. Aynı gazetelere 181 tekzip ile 83 erişim engelleme kararı verildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılına ilişkin yazılı medya istatistiklerine göre, 2014'te yayımlanan gazete ve dergilerin sayısı 2013'e göre yüzde 0,5 azalarak 7 bin 120 oldu.

Dünya’da da durum Türkiye’den farksızdı. Suriye'de görev yapan üç İspanyol gazeteci Antonio Pampliega, Jose Manuel Lopez ve Angel Sastre kayboldu.  Suriye’nin başkenti Şam’ın doğusundaki Cobar bölgesinde yaşanan çatışmaları izleyen Suriyeli gazeteci Thaer al-Aljani’nin, cihatçı örgütler tarafından öldürüldüğü açıklandı. Washington Post, İran’da tutuklu bulunan muhabiri Jason Rezaian’ın salıverilmesi için girişimlerini sürdürdü.

 

 

1 TEMMUZ
Gazetecilere koridor yasağı
TBMM Başkanlığı seçimi öncesi kapalı grup toplantısı yapan HDP'den gazetecilere 'koridor yasağı' geldi.. 1. ve 2. turları gerçekleşen TBMM Başkanı seçimleri öncesinde, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın başkanlığında yapılan HDP'nin kapalı grup toplantısı için 'özel güvenlik' önlemi alındı; HDP Meclis grubunun bulunduğu koridorun sonunda yer alan KİT Komisyonu toplantı salonunda gerçekleşen gerçekleşen toplantı esnasında gazetecilerin 'koridorda beklemesi'ne yasak getirildi. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, toplantıyı izleyecek parlamento muhabirleri de milletvekilleri ile sohbet etti ancak toplantı başlamak üzereyken HDP grubundan bazı yetkililer ya HDP danışmanlarının odalarına gitmelerini ya da koridorun dışına çıkmalarını istedi. Gazeteciler bu duruma itiraz ederek gerekçesini sordu ancak talep yenilenince koridorun dışına çıktılar. Bu sırada HDP grubundan TBMM polisine 'gazetecilerin koridor dışına çıkarılması için' talep gitti. Talebin 'milletvekillerinin gazetecilerden tedirgin olması' nedeniyle yapıldığı öğrenildi ancak gelen polis 'gazetecilerin nerede duracağına karışamayacaklarını' belirterek herhangi bir işlem yapmadı.TBMM'de görev yapan parlamento muhabirleri herhangi bir gizlilik kararı olmadığı sürece tüm toplantı ve etkinlikleri izleyebiliyor.

1 TEMMUZ
Yurt gazetesi yeniden raflarda
Yurt Gazetesi baskıya bir gün ara verdikten sonra yeniden raflardaki yerini aldı. Gazete başyazısında okuyucularına “mektup” kaleme aldı. “Yurt varsa umut da var” başlıklı yazıda gazete çalışanlarının 5 aydır maaşlarını tam olarak alamadıkları, kağıt ve matbaa borçlarının olduğu belirtilerek bu durumun sebebi olarak şunlar ifade edildi: “Bir dönem gazetenin yayın çizgisi ve kimyasıyla oynanması ve yanlış yönetimin bu krizdeki payı kuşkusuz çok büyük. Ancak asıl önemli durum şudur; Türkiye’nin özgürlükçü güçleri, toplumsal muhalefet örgütleri, aydınları, emekçileri böyle bir gazeteyi yaşatmak için elinden geleni yapmadı. “Yurt gibi ezilenlerin sesi olmaya, toplumsal muhalefet alanının sözcülüğünü yapmaya, gericiliğe ve faşizme karşı mücadele etmeye çalışan; Ortadoğu’da olası bir kanlı boğazlaşmaya ve savaşa bütün gücüyle karşı çıkan bir gazeteyi bu ülke yaşatamazsa yazık olacak.” Gazeteye gerekli desteğin verilmediği belirtilen yazıda Yurt’un basımına bir günlük ara verilmesinin “toplumsal duyarlılığı arttırdığı”, kendilerine çok sayıda yerden destek verildiği belirtildi.

7 TEMMUZ
Gazeteciler tutuksuz yargılanmalı
Samanyolu Haber TV Yayın Koordinatörü Metin Yıkar, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto’yu ziyaret etti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Olcayto, şunları söyledi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak; tek bir gazetecinin bile tutuklanmasından yana değiliz. Gazetecilerin yeri bellidir, yurdu bellidir. İstedikleri zaman ifadelerine başvurulabilir. Hidayet Bey’in özgürlüğünün bu kadar süre tutuklu olarak geciktirilmesi bizce büyük bir mağduriyettir. Bir anlamda hak ihlallidir. Ortada iddianame yok. Bir an önce yargı önüne çıkartılmalı. Gazetecilerin tutuklu olarak yargılanmasından acilen vazgeçilmesi gerektiğini her platformda söylüyoruz.” Samanyolu Haber TV Yayın Koordinatörü Metin Yıkar, ise şunları belirtti: “Yayın Grubumuzun Başkanı Hidayet Karaca; 195 gündür hapiste. 2009 yılında yayınladığımız bir dizinin bir sahnesinde geçen replik gerekçe olarak gösteriliyor. Sözde ‘talimat vermiş’ gibi kendilerince bir algı yaratarak tutukladılar. Uzun süredir cezaevinde tutuklu bulunuyor. 2,5 ay önce tahliyesi de mahkemeler tarafından verildi. Ancak Tahliye etmediler. Dolayısıyla biz kendisine ‘esir’ diyoruz. Normalde sokakta özgürce dolaşması gereken birisi hapishanede tutuluyor. Bu arada mesleki dayanışmalar oluyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne çok teşekkür ederiz. Bu süre içinde gazetecilere ve gazetecilik mesleğine sahip çıktıları için kendisine teşekküre gelmiş oldum.”

7 TEMMUZ
TGC, Mustafa Yücel için anma mesajı yayınladı
27 yıl boyunca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde (TGC) genel sekreterlik yapan Mustafa Yücel için TGC Yönetim Kurulu’nun yayınladığı mesajda “32. ölüm yıl dönümünde Mustafa Yücel Hoca’yı saygıyla, sevgiyle, özlemle ve mesleğimize yaptığı hizmetlerden ötürü şükranla anıyoruz” denildi.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun Mustafa Yücel’in ölüm yıl dönümünde yayınladığı mesajda şu görüşler yer aldı:
“Cemiyetimizin ilk profesyonel Genel Sekreteri olan Mustafa Yücel 27 yıl boyunca bu görevi üstlendi. Aynı zamanda bir eğitimci olan ve Hoca lakabıyla anılan Mustafa Yücel görevi süresince Cemiyetimizi bu güne ulaştıran prensiplerini yerleştirmiş, üyelerin saygı ve sevgisini kazanmıştır. Bir dönem Kurucu Meclis’te de görev yapan Mustafa Yücel, bilgisi, hoşgörülü davranışları ve gazetecilerin her sorununa çözüm arayan tavrıyla öne çıkmıştır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak 32. ölüm yıl dönümünde Mustafa Yücel Hoca’yı saygıyla, sevgiyle, özlemle ve mesleğimize yaptığı hizmetlerden ötürü şükranla anıyoruz.”
TURGAY OLCAYTO: GENÇ GAZETECİLERE HOŞGÖRÜLÜ BİR EĞİTİMCİYDİ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Mustafa Yücel’in ölüm yıl dönümünde şunları söyledi:
“Mustafa Yücel’i, gazeteciliğe ilk başladığım günlerde Selim Ragıp Emeç’in Son Posta Gazetesi’nde tanıdım. Gazetenin yalnız yazı işleri müdürü değil, en etkili karar verici insanıydı. Henüz gazetede spor muhabiri olarak çalışmaya başladığım günlerde odasına çağırdı ve beni polis muhabirliğine yönlendirdi. Son Posta’nın kapanmasından sonra da hocayla ilişkimiz hiç kopmadı. Ne zaman bir sorunumuz olsa Mustafa Yücel’e başvururduk. Bilgili, genç gazetecilere hoşgörülü bir eğitimciydi. Ondan çok şey öğrendiğimizi düşünüyoruz. 32. ölüm yıl dönümünde kendisini, sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz.”
ORHAN ERİNÇ: TGC’YE OLAĞANÜSTÜ KATKILARI OLDU
Mustafa Yücel ile birlikte çalışan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Önceki Başkanı Orhan Erinç, şöyle konuştu:
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin en uzun süreli başkanı Burhan Felek ile en uzun süreli genel sekreteri Mustafa Yücel; Cemiyet’in kurumsallaşmasında en önemli katkıları olan 2 meslek büyüğümüzdür. Öğretmenliği nedeniyle meslektaşlarımız arasında ‘hoca’ olarak anılan Mustafa Yücel’i, 32 yıl önce bugün kaybetmiştik.
Mustafa Yücel’in benim meslek yaşamımda 2 önemli süreci vardır. Birincisi, ben 14 Şubat 1957’de onun genel yayın yönetmeni olduğu Son Posta Gazetesi’nde gazeteciliğe başladım. Bugünlere ulaşmamda kendisinin katkılarına şükran borçlu olduğumu belirtmek isterim. İkincisi de, 1973’te onun yardımcılığına getirildim. Mustafa Yücel hocanın en önemli özelliklerinden biri de çok başarılı sorun çözücü olmasıdır. Basınımıza ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne olağanüstü katkıları nedeniyle unutulmazlarımızın başlarında yer alır. Kendisini bugün de saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.”

7 TEMMUZ
Cumhuriyet muhabiri darp edildi
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski), köyünde, yaşanan problemleri inceleme ve son bir haftadır yaşanan gerilimi yatıştırmak için bölgede bulunan, HDP Milletvekili Ferhat Encü, sabah saatlerinde sınır hattındaki durumu incelemek üzere bir grup gazeteci ile Şerit Yaylası mevkiine gitti. Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre, Askerler, Encü ile gazetecilerin bulunduğu araca doğru gaz bombası atıp, aracın üzerinden havaya doğru yüzlerce mermi sıktı. Bu sırada gazeteci olduğunu söyleyerek araçtan inmeye çalışan Cumhuriyet Gazetesi Diyarbakır muhabiri Mahmut Oral, askerler tarafından tartaklanarak, araca binmemesi halinde silahla vurulmakla tehdit edildi.

8 TEMMUZ
TGC Basın Özgürlüğü Ödülleri açıklandı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana her yıl verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni kazanan isimler belli oldu.2015 Basın Özgürlüğü Ödülü Büyük Seçici Kurulu, 6 Temmuz 2015 Pazartesi günü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Merkezi'nde toplandı. Basın Özgürlüğü Ödülleri Büyük Seçici Kurulu'nda bu yıl; Türkiye Barolar Birliği adına Başkan Metin Feyzioğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Genel Başkan Uğur Güç, İletişim Araştırmaları Derneği adına Genel Sekreter Füsun Özbilgen, İletişim Mezunları Derneği adına Başkan Hüseyin Irmak, Türkiye Yayıncılar Birliği adına Başkan Metin Celal, TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, Basın Özgürlüğü Ödülü alanlardan Altan Öymen, İletişim Fakültelerinden Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Sağnak, Yayın Yönetmenlerinden Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ yer aldı. Büyük Seçici Kurul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni Başkan Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş temsil etti. Büyük Seçici Kurul Başkanlığı’na Altan Öymen’in, raportörlüğüne Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş’in oybirliği ile seçilmelerinin ardından adayların değerlendirilmesine geçildi.2015 Basın Özgürlüğü Ödülü Kişi dalında Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verildi. Can Dündar, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı adına uğradığı her türlü baskıya rağmen kamuoyunun bilgilendirilmesine yaptığı katkılar nedeniyle ödüle değer görüldü. 2015 Basın Özgürlüğü Ödülü Kurum dalında Birgün Gazetesi ve Düşünce Suçuna Karşı Girişim adlı Sivil Toplum Kuruluşu’nun oldu. Ödül, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü konusundaki hak ihlallerini uğradığı baskılara rağmen düzenli olarak gündeme taşıdığı için Birgün Gazetesi’ne verildi. Büyük Seçici Kurul; basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü ile ilgili hak ihlallerinin takibi, raporlanması ve duyurulması için Türkiye ve uluslararası alanda yaptığı çalışmalar nedeniyle de Düşünce Suçuna Karşı Girişim adlı Sivil Toplum Kuruluşu’nu ödüle değer gördü.

8 TEMMUZ
Başbakan Davutoğlu: Basın üzerinde baskı doğru değil
Hükümeti kurma görevini alan Başbakan Davutoğlu gazetecilerin sorularını yanıtladı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Seçim döneminde televizyon kanallarına 330 ceza kesildi. Bu cezanın yüzde 88'i belirli kanallara. Bunların arasında A Haber televizyonu da var. Türkiye Cumhuriyet tarihinde en büyük cezalarından birini aldı. Cezalardan bir tanesi de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının katılmış olduğu özel bir röportajdı. Bununla ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?" sorusu üzerine, ilkesel olarak bütün bu yasaklara karşı olduğunu söyledi. Seçim dönemi ve seçim dönemi dışında olsun basın yayın faaliyetlerine herhangi bir sınırlama getirilmesinin doğru olmadığını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu: "Haber alma özgürlüğü açısından doğru değil. Hatta seçim döneminde bir de kamuoyunu bilgilendirmek anlamında da mümkün olan en geniş özgürlüklerin uygulanması lazım ki kendimizi anlatabilelim. Dolayısıyla prensipte bu uygulamayı yanlış görüyorum. İnşallah yeni dönemde bazı yasal düzenlemelerle bunu aşacak tedbirler alırız. Özellikle belli kanalların hedef alınmasını daha da yanlış buluyorum. Çünkü o zaman ilkesel bir tavırdan daha çok spesifik olarak beli kanallara yönelik bir tavır gündeme gelmiş olur. Bunu doğrusu kınıyorum. Bu çerçevede de RTÜK ile ilk fırsatta görüşmeyi de planlıyorum. Bunun gerekçelerini ortadan kaldırmalıyız. Yasal olarak oluşan çerçevelerde eğer sınırlayıcı, kısıtlayıcı hükümler varsa bunu hep birlikte değerlendirmeliyiz ama bu kadar ağır cezalarla basın üzerinde bir tür baskı oluşturmak doğru değil.”

9 TEMMUZ
YSK'dan En Çok Rapor TRT'ye, Ama En Çok Ceza TGRT'ye
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) seçim döneminde ihlal yaptığı gerekçesiyle gönderdiği 262 raporu değerlendiren YSK, raporlardan 164’ünü karara bağladı. Bu dönem kanalların haftalık yayınları için rapor hazırlandığından bazı kanallara tek bir rapor için birden fazla ceza verildi. Buna göre, TRT için 19 rapor hazırlandı, 5 uyarı, 2 program durdurma cezası verildi; Halk TV için 17 rapor hazırlandı, 4 uyarı, 22 program durdurma cezası verildi; Kanal 24 için 11 rapor hazırlandı, 13 uyarı, 55 program durdurma cezası verildi; TV Net için 10 rapor hazırlandı, 6 uyarı, 11 program durdurma cezası verildi; A Haber için 8 rapor hazırlandı, 10 uyarı, 27 program durdurma cezası verildi; TGRT için 10 rapor hazırlandı, 9 uyarı, 70 program durdurma cezası verildi; Samanyolu Haber için 7 rapor hazırlandı, 4 uyarı, 1 program durdurma cezası verildi; TV 5 için 5 rapor hazırlandı, 7 uyarı, 18 program durdurma cezası verildi; Ulusal 1 için 8 rapor hazırlandı, 11 uyarı, 7 program durdurma cezası verildi; Kanal D için 3 rapor hazırlandı, 1 uyarı, 2 program durdurma cezası verildi; ATV için 4 rapor hazırlandı, 2 uyarı cezası verildi; Show TV için 4 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi; CNN Türk için 3 rapor hazırlandı, 2 program durdurma cezası verildi; Ülke TV için 8 rapor hazırlandı, 4 uyarı, 4 program durdurma cezası verildi; Star TV için 3 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi; HaberTürk için 4 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi; Kanal 7 için 4 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi; Beyaz TV için 5 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi; NTV için 5 rapor hazırlandı, 1 uyarı cezası verildi. YSK, seçim sonuçlarını erken açıklayan 65 kanalın hepsine de iki şer kez program durdurma cezası verdi.

13 TEMMUZ
Kaç kişinin muhabir kartı iptal edildi?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 1970-2015 yılları arasında parlamento muhabirlerine verilen kartların kaçının iptal edildiğini sordu. Tanrıkulu, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına sunduğu soru önergesinde “Todays Zaman Parlamento Büro Şefi Ali Aslan Kılıç’ın Parlamento Muhabiri kartının iptal edilmesinin hukuki gerekçeleri nelerdir” diye sordu. Tanrıkulu şu soruların yanıtını istedi:
Todays Zaman Parlamento Büro Şefi Ali Aslan Kılıç’ın Parlamento Muhabiri kartının şikayet dilekçesi ile iptal edilmesi basın özgürlüğüne darbe değil midir?
Todays Zaman Parlamento Büro Şefi Ali Aslan Kılıç hakkındaki şikayet dilekçesi ile ilgili gerekli soruşturmanın yapılmadığı iddiası doğru mudur?
1970-2015 yılları arasında 10 Temmuz tarihi itibariyle Parlamento Muhabiri kartı iptal edilen kişi sayısı nedir?
2010-2015 yılları arasında 10 Temmuz tarihi itibariyle haklarında yasal işlem başlatılan Parlamento Muhabiri sayısı nedir ve bu yasal işlemler nelerdir?”

14 TEMMUZ
CHP, hükümet-medya ilişkilerinin araştırılmasını istedi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile arkadaşlarının imzasıyla hazırlanan Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önerge, TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Hükümet-medya ilişkilerinin düşünce, düşünceyi ifade ve haberleşme özgürlüğüne olumsuz etkilerinin araştırılması amacıyla hazırlanan önergenin gerekçesinde, iktidar ve medya kurumları arasındaki ilişkide olumsuzluklar yaşandığı kaydedildi. Muhalif yayın yapan medya organları ve çalışanlarının hükümet tacizi ve baskıları ile karşı karşıya kaldığı ileri sürülen gerekçede, şu ifadeler kullanıldı:
"Hükümetin medyada tekelleşme isteği düşünce, düşünceyi ifade ve haberleşme özgürlüğüne darbe vurmaktadır. Hükümetin medya erkini siyasi çıkarları doğrultusunda kullanma eğilimi, anayasadaki demokratik hukuk devleti ilkesi açısından risk teşkil etmektedir. TBMM anayasada demokratik, hukuk devleti ilkesinin gereği medya özgürlüğünü sağlamakla mükelleftir. Düşünce, düşünceyi ifade ve haberleşme özgürlüğünün sağlanmasının temel koşulu medyanın hükümetten bağımsız ve özgür olmasıdır. TBMM, hükümet-medya ilişkisinin demokratik hak ve özgürlüklere etkilerini araştırmak amacıyla komisyon kurması gerekmektedir."

14 TEMMUZ
Haber ve haberci risk altında
BİA Nisan-Mayıs-Haziran 2015 Medya Gözlem Raporu yayımlandı. Rapora göre, 23 gazeteci ve 9 dağıtımcı cezaevinde. 18 gazeteci, 1 yazar ve 1 medya aracı saldırıya uğradı. 30 gazeteci gözaltına alındı, 4’ü TMK uyarınca 127 yıl 1 ay hapis istemiyle yargılandı. RTÜK, toplam 3 milyon 137 bin 334 TL idari para cezası verdi.

15 TEMMUZ
Savcılık STV’nin kapatılmasını talep etti
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Samanyolu TV'nin "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla kapatılması talebinde bulundu. Odatv'nin haberine göre Ankara Cumhuriyet Savcılığı Samanyolu Tv'nin kapatılması için harekete geçti. Kanalın iddia olunan "Fethullah Gülen Terör Örgütü propagandası" yaptığı gerekçesiyle kapatılmasını talep eden Savcılık, RTÜK'e hitaben yazı yazdı. Samanyolu Tv, 1993 yılında yayın hayatına başlamıştı.

16 TEMMUZ
4 Gazeteye 125 Tazminat, 142 Ceza Davası, 223 Soruşturma
Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu’nu yayımladı. TYB’nin proje sahibi, İsveç Yayıncılar Birliği’nin proje ortağı, Edebiyat Haber, İPS İletişim Vakfı, TÜYAP ve Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin proje iştirakçisi olduğu raporu hukukçu Tora Pekin hazırladı. Rapora göre 3,5 yılda Cumhuriyet, BirGün, Evrensel ve Yurt gazetelerine toplam 125 tazminat, 142 ceza davası ile 223 soruşturma açıldı. Aynı gazetelere 181 tekzip ile 83 erişim engelleme kararı verildi.

19 TEMMUZ
Charlie Hebdo Artık Muhammed Peygamber'i Çizmeyecek
Charlie Hebdo dergisi, bundan sonra dergide Muhammed Peygamber’in çizimlerine yer vermeyecek. Charlie Hebdo dergisi, bundan sonra dergide Muhammed Peygamber’in çizimlerine yer vermeyeceğini duyurdu. Şirketin hisselerinin yüzde 40’ının sahibi olan Laurent Sourisseau, Stern dergisine verdiği röportajda “Biz işimizi yaptık. Karikatür hakkını savunduk” dedi. Derginin yazıişleri müdürü de bu bilgiyi doğruladı. “Her zaman tüm dinleri eleştirme hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz” diyen Sourisseau, 7 Ocak 2015’te dergiye düzenlenen saldırıda hayatta kalmıştı.

20 TEMMUZ
TGC: Halka ve gazetecilere yönelik saldırı insanlık suçudur
Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi'ndeki Amara Kültür Merkezi önündeki basın açıklaması sırasında meydana gelen patlamayla ilgili açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, “Karanlık güçler yine iş başındadır. Halkı ve gazetecileri hedef alan bu saldırıyı kınıyoruz. Faillerin en kısa sürede bulunmasını diliyoruz” denildi. TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: “Terörle mücadelede ve barışı sağlamada tüm siyasetçilere, sivil toplum örgütlerine, meslek örgütlerine büyük görev düşüyor. Suruç’taki saldırının basın açıklaması sırasında yapılması düşündürücüdür. Karanlık güçler yine iş başındadır. Halka ve gazetecilere yönelik bu saldırının insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz. Terörü lanetliyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine baş sağlığı diliyoruz, yaralanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Halkı ve gazetecileri hedef alan bu saldırıyı kınıyoruz. Faillerin en kısa sürede bulunmasını bekliyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak bu tür saldırıların her zaman karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

21 TEMMUZ
“A Haber muhabiri ve kameramanına yapılan saldırıyı kınıyoruz”
Şanlıurfa Suruç'taki terör olayı sonrasında gelişmeleri takip eden A Haber Muhabiri Sercan Bilgi ve Kameraman Orhan Şener'e yönelik saldırıyı kınayan TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada “Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin hedef gösterilmesi kabul edilemez. Meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Bu çirkin saldırıyı kınıyoruz” denildi. TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: “Şanlıurfa Suruç’ta insanlık dışı bir terör saldırısı yapılmıştır. Bu insanlık dışı saldırıyı yapan karanlık güçlerin ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Gazeteciler de bu bölgede halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapmaktadırlar. Ancak A Haber muhabiri Sercan Bilgi ve kameraman Orhan Şener’e yönelik fiziksel bir saldırı meydana gelmiştir. Meslektaşlarımız hedef gösterilmiş ve fiziksel saldırıyla görevlerini yapmaları engellenmiştir. Gazeteciler görevlerini yapamazlarsa gerçekler ortaya çıkmayacak ve karanlık odaklar amacına ulaşmış olacaktır. Bu çirkin saldırıyı kınıyoruz. Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların olağan hale gelmesinin basın özgürlüğü açısından vahim bir durum olduğunu hatırlatıyor, meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Olayın sorumlularının cezalandırılmasını istiyoruz."

21 TEMMUZ
TGC Suruç katliamına yönelik yayın yasağını eleştirdi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Suruç katliamına yönelik yazılı, görsel, işitsel olarak getirilen yayın yasağını eleştirdi. TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: “Suruç'ta genç yurttaşlarının hunharca katledilişini ulusal yas nedeni olarak değerlendirmeyen bir iktidarın halkın haber alma, gerçekleri öğrenme ve bilgilenme hakkına saygı göstermesi zaten beklenemezdi. Suruç katliamına ilişkin Suruç Başsavcılığı’nın yayın yasağı talebinin mahkeme kararına dönüşmesi de bu görüşümüzü doğruluyor. Toplumu sarsan her olayda yasaklamalarla ülkeyi yönetebileceğini zanneden anlayışın yazılı, görsel işitsel basından sonra sosyal medyaya da yasak getirmesini bir kez daha kınıyoruz. Türkiye’yi daha özgür bir geleceğe taşıyacağını umduğumuz koalisyon için görüşmeler sürerken geçici iktidarın halkların haber alma özgürlüklerini kısıtlayıcı tutumunu sürdürmesi görmezden gelinmemelidir. Meclis’te grubu bulunan bütün partileri halkın bilgi alma kanallarının açık tutulması için göreve çağırıyoruz.”

21 TEMMUZ
Lions Kulübü’nden TGC’ye ziyaret
Cağaloğlu İki Lions Kulübü Derneği, 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü’nü bu yıl da unutmadı. Lionslar, Şeyhül Muharririn Burhan Felek’in başkan olduğu dönemden beri, her yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ediyor. Ziyarette; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş hazır bulundu. TGC’yi ziyarete gelen heyette; Cağaloğlu İki Lions Kulübü Başkanı Nezahat Sever, Cağaloğlu İki Lions Kulübü Başkan Yardımcısı Esin Arda, 118 E Yönetim Çevresi Geçmiş Dönem Genel Yönetmeni Latife Baştuğ, 118 E Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni Yavuz Demirkan, Halkla İlişkilerden Aysen Kipen yer aldı. TGC Başkanı Olcayto, 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü hakkında bilgi verdi. TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ise bu yıl sansürün kaldırılışının 107. yılı olduğunu belirtti. TGC’nin 24 Temmuz’da Geleneksel Basın Özgürlüğü Ödülleri’nin verildiğini anlattı.

21 TEMMUZ
Urfa'da Yürüyüş ve Basın Açıklamaları Yasaklandı
Urfa Valiliği Suruç patlaması nedeniyle kent merkezi ve ilçelerde her türlü miting, yürüyüş ve basın açıklamasının iptal edildiğini duyurdu. Şanlıurfa Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada şöyle dendi:" Anayasamızda ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylemlerin gerçekleştirilmesi durumunda meydana gelebilecek istenmeyen olayların engellenebilmesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesine ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17'nci maddesine istinaden diğer illerden katılımlarla birlikte yapılması muhtemel her türlü yürüyüş, basın açıklaması, miting, çadır kurma vb. etkinliklerin ilimiz merkez ve ilçelerinde yapılması yasaklanmıştır. Kamuoyuna duyurulur." Yasak, 4,5 saat sonra kaldırıldı.

22 TEMMUZ
“Örsan Öymen örnek bir gazeteciydi
28 yıl önce Bodrum’da geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan araştırmacı gazeteciliğin önemli simgelerinden Örsan Öymen, Zincirlikuyu’daki mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Önceki Başkanı ve Cumhuriyet Vakfı Başkanı Orhan Erinç, ağabeyi Altan Öymen, kızı Yasemin Öymen, oğlu Örsan Kunter Öymen, yeğeni Aslı Öymen ve çok sayıda meslektaşı ve arkadaşları katıldı.TGC Başkanı Turgay Olcayto, “Örsan Öymen’in 28. ölüm yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Örsan’ın ölümü çok erken bir ölümdü. Daha mesleğe ve basın tarihine yapacağı pek çok hizmet vardı; ama çok erken yaşta aramızdan ayrıldı. Örsan Öymen, gazeteci olarak benim örnek gösterdiğim bir insandır. Çünkü gazetecilik heyecanını tepeden tırnağa yaşayan bir arkadaşımızdı. Çok iyi bir gazeteciydi. Kaynaklarına çok dürüst davrandığı için de geniş bir kaynak çevresi vardı. Onun için en atlatma haberler Örsan’dan çıkardı. O heyecanı yaşamadan gazeteci olunmuyor. O nedenle de Örsan’ı hep örnek veriyorum. Dün bir anda aklımda hemen canlandı. ‘Suruç’taki katliam ile ilgili Örsan olsaydı neler yapardı? O arkadaşların acısını biz içimizde yaşarken; o gazeteci olarak nasıl topluma yansıtırdı?’ diye düşündüm. Cemal Süreya’nın dediği gibi ‘Her ölüm erken ölümdür’ . Örsan’ın ölümü de çok erken bir ölümdü” dedi. “Örsan’ın kabri başında konuşan Altan Öymen kardeşinin kısaca biyografisine değinerek “Yaşasaydı 28 kitap daha yazmış olacaktı” dedi.

22 TEMMUZ
Suriye'deki üç İspanyol gazeteciden haber alınamıyor
Suriye'de görev yapan üç İspanyol gazetecinin bir haftayı aşkın bir süredir kayıp olduğu bildirildi. İspanyol Gazeteciler Dernekleri Federasyonu Başkanı Elsa Gonzalez, yaptığı açıklamada, Suriye'ye 10 Temmuz'da giriş yapan üç gazetecinin, Halep kenti yakınlarında kaybolduklarını ve onlardan en son 12 Temmuz'da haber aldıklarını belirtti.
Kayıp gazetecilerin isimleri, Antonio Pampliega, Jose Manuel Lopez ve Angel Sastre olarak açıklandı. İspanya Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, durumdan haberdar olduklarını ve konuyla ilgili çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

23 TEMMUZ
Washington Post muhabiri Jason Rezaian için harekete geçti
Washington Post, İran’da tutuklu bulunan muhabiri Jason Rezaian’ın salıverilmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ile İnsan Hakları Konseyi’ne başvurdu. İran’da bir yıl önce casusluk suçlamasıyla tutuklanan Rezaian’ın kardeşi Ali Rezaian ile Washington Post Genel Yayın Yönetmeni Martin Baron, Washington’daki Ulusal Basın Kulübü’nde düzenledikleri toplantıda yeni girişimlerini anlattı. Baron, “Bu duruşmanın her bir yönü, tutuklama, duruşması, tutukluluk koşulları, bunlar yüz kızartan insan hakları ihlalleridir” dedi.Hem İran hem de Amerikan vatandaşı olan Jason Rezaian, bundan tam bir yıl önce İran güvenlik kuvvetlerince evine düzenlenen baskında tutuklanmıştı.

22 TEMMUZ
Milliyet yazarı Kadri Gürsel tweet nedeniyle kovuldu
Milliyet gazetesi, kendi internet sitesinden yaptığı duyuru ile, Kadri Gürsel'i kovduklarını bildirdi. Kovulma nedenini Suruç Katliamı sonrası yaptığı yorumlar olduğunu belirten gazete, açıklamada şu ifadelere yer verdi. Suruç’ta meydana gelen saldırıyı hatırlatan gazete, yayınladığı açıklamada “Bu vahşetin yol açtığı can kayıpları karşısında, ülkemizin büyük acısını paylaşmak, terör eylemi ve örgütünü kınamak amacıyla yabancı devlet adamlarının Türkiye’deki mevkidaşlarını arayarak taziyelerini bildirmelerine ilişkin olarak, yazarımız Sn. Ahmet Kadri Gürsel’in yaptığı yorumlar, gazetecinin etik kurallarıyla bağdaşmadığı gibi grubumuzun yayıncılık anlayışı ve sorumluluğuyla da ters düşmektedir. Birlikte çalışma ortamımızı tahrip eden bu tutumu nedeniyle Sn. Ahmet Kadri Gürsel’le yollarımız 22.07.2015 tarihi itibarıyla ayrılmıştır.” ifadelerini kullandı. Kadri Gürsel, Twitter hesabından “Yabancı liderlerin Türkiye’deki IŞİD terörünün bir numaralı sebebini oluşturan kişiyi arayıp Suruç için başsağlığı dilemeleri utanç verici” diye yazmıştı.

23 TEMMUZ
Mahkemeden Suruç için “görüntü yasağı”
Suruç Sulh Ceza Hakimliği, Suruç'taki terör saldırısına ilişkin görüntülerin yazılı ve görsel basında kullanılmasına yayın yasağı getirdi. Mahkeme, patlama anının görüntülerine de internetten erişimin engellenmesine karar verdi. Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusu üzerine Suruç Sulh Ceza Hakimliği, terör saldırısı görüntülerinin yazılı, görsel ve sesli yayın organlarında yayınlanmasına yasak getirdi. Patlama anı görüntülerinin internet siteleri ve sosyal medya platformlarından da kaldırılmasına karar verildi. Görüntüleri kaldırmayan site ve platformlara erişimin engellenmesi kararlaştırıldı. Erişim Sağlayıcıları Birliğinin (ESB), söz konusu kararı ilgili basın kuruluşları, internet siteleri ve sosyal paylaşım platformlarına bildirdiği öğrenildi.

23 TEMMUZ
TGC 2015 Basın Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana her yıl verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde törenle sahiplerine takdim edildi. Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni Taksim’deki The Marmara Oteli’nde gerçekleştirildi. Törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, Başkan Vekili Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, Yönetim Kurulu Üyeleri Celal Toprak, Kamil Masaracı, TGC Balotaj Kurulu üyesi Şevket Uygun, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Sekreteri Mustafa Dolu, TGC Onur Kurulu Üyesi Atilla Özsever, TGC’nin en kıdemli üyesi Hıfzı Topuz, Hürrriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Radikal Gazetesi Köşe Yazarı Altan Öymen, TGS Genel Başkanı Uğur Güç, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı Kadri Gürsel, Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Doğan Hızlan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu’nun da aralarında bulunduğu 500 davetli katıldı. Sunuculuğunu Başak Şengül'ün üstlendiği tören, basın emekçileri ve basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
BAŞKAN OLCAYTO: ACILARIMIZ KATLANA KATLANA BÜYÜYOR
Başkan Olcayto, şunları söyledi:
“Türkiye’de sansürün ilk kez kaldırılışının 107. yıl dönümündeyiz. 24 Temmuz’ları Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak değerlendiriyoruz. 24 Temmuz 1908’de sansür memurlarını gazetelerine ve matbaalarına sokmayarak özgür bir basın için mücadele veren o dönemin gazetecilerini de saygıyla anıyoruz. 24 Temmuz’lar aynı zamanda Kurtuluş Savaşını tescilleyen Lozan’ın da yıl dönümleridir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında emeği geçen başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İsmet İnönü ve arkadaşlarını saygı ve şükranla anıyoruz. Bu tür açış konuşmalarını her yıl ülke adına olumlu sözler söylemek görevimiz olmalı diye düşünürüm. Ne yazık ki Türkiye’de birbiri peşi sıra gelen olaylar bu konuşma üslubunu kullanmamıza izin vermiyor. Bundan 4 gün önce yine yüreğimiz yandı. Barış amaçlı olarak Suruç’a giden 30’u aşkın gencimiz katledildi. Bir o kadar da gencimiz hastanede çocuklarımızın çoğu üniversiteli ve yüksek okullu. Onları korumayı beceremedik. Acılarımız katlana katlana büyüyor.
YAYIN YASAKLARI ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLERE YAKIŞMIYOR
Olayın hemen arkasından kamuoyunun devlet erki tarafından aydınlatılmasını beklerken tam tersi oldu. Yine mahkeme kararlarıyla yayın yasakları devreye girdi. Bu denli çok yayın yasağı takdir edersiniz ki çağdaş demokrasilere yakışan bir tutum değildir. 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkenin düşünceyi ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, halkların kardeşliği, temel hak ve özgürlüklerin genişlemesi açısından daha sağlıklı bir ortama geleceğini düşünüyorduk, umutlanmıştık ama koalisyon çalışmalarının başlamasıyla birlikte kafalardaki keskin görüş ayrılıkları bu umutlarımızı yok etmeye yetti. Provokasyonlar, linç kültürü yeniden hortladı. Asıl üzüntüm buna medyamızın bir bölümünün de alet olmasıydı. Dayanışmaya en çok gereksinim duyulduğu bir dönemde yazılı ve görsel medyamızın kamuoyuna güven vermeyen ve birbirini çirkin bir üslupla eleştiren tavırları son derece üzücüdür. Basının sorunları giderilmemiş bu kaos için de daha da kötüleşmiştir. Sahada çalışan arkadaşlarımızın özellikle çatışma bölgelerinde görev yapan arkadaşlarımızın kolluk güçleri tarafından sahiplenildiğini, korunduğunu söyleyebilmemiz mümkün değildir. Tersine kolluk güçleri ve polis ve jandarma her durumda gazeteci arkadaşlarımızı hırpalamaktadır. Yasaklamalarla olsun, editöryal manipülasyonlarla olsun halkın haber alma, doğruları gerçekleri öğrenebilme kanalları tıkanmıştır. Bu durum provokasyona açık yalan haberlerin yayılması endişesini doğurmaktadır.
ETİK KURALLAR DİKKATE ALINMALI
Medya patronajı ve medya editörleri etik kuralları da dikkate alarak dürüst haberciliğin toplumda yaygınlaşması için çaba harcamalıdırlar. Seçimlerden hemen sonra basın çalışanlarının özelde sahada çalışan gazetecilerin sorunlarını ele aldığımız bir rapor hazırladık. Sendikasızlığın işsiz gazeteci sayısındaki artışın da yer aldığı bu raporu Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup başkan vekillerine Ankara’ya giderek verdik. Sorunlarımızı aktardık. Hemen söylemeliyim ki Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Vekilleri’ne gitmedik. Sayın Başbakandan randevu istedik. Size haber veririz dediler ve bu görüşme yapılamadı. Neden Başkan vekilleri değil de Sayın Başbakan çünkü inanıyoruz ki medya üzerindeki baskılarda çözüm mercii Başbakanlıktır. Çünkü değiştirilen yasa ve yönetmeliklerin sadece Başbakanlığın direktifi yönünde ortaya konulduğunu biliyoruz. Biz raporumuzu bu açıdan kendilerine ilettik ve kendileri ile görüşme talebinde bulunduk Bu nedenle de vicdanımız rahat. Her zaman söylediğim gibi görüşleri ne olursa olsun bütün siyasi partilerle mesafemiz hep eşit uzaklıktadır.
24 TEMMUZ BAYRAM DEĞİL BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ
Halâ 24 Temmuz’un bayram olduğunu söyleyen, bir bayram olarak bizleri kutlayan kurum ve kuruluşlar var. Yineliyorum 1971’den bu yana 24 Temmuz’ları Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak anıyoruz. Basın emekçileri üzerinde onca baskı ve zulmün yaşandığı dönemlerde 24 Temmuz’ları bayram olarak kutlamak saçmalığına hiç girmedik. Günümüzde bile sansürün, oto sansürün açıkça işlediği bir dönemde amacımız yalnızca çağdaş demokrasiyle yönetilen ülkelerde basın sektöründe ne varsa, nasıl bir yapılanma varsa bizde de o olmalıdır.”
CAN DÜNDAR: BU ÖDÜL O TEHDİDE VERİLMİŞ EN GÜZEL CEVAPTIR
Açılış konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. 2015 Basın Özgürlüğü Ödülü Kişi dalında Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Can Dündar’a verildi. Can Dündar, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı adına uğradığı her türlü baskıya rağmen kamuoyunun bilgilendirilmesine yaptığı katkılar nedeniyle ödüle değer görüldü. Dündar, ödülünü TGC Başkanı Turgay Olcayto'nun elinden aldı. “Meslekte 35 yılım doldu. Ben darbe dönemlerinde de gazeteciydim. Gazetecilik bu kadar baskı altında olmadı. Bu ödülü ömrüm boyunca unutmayacağım” diyerek sözlerine başlayan Can Dündar, MİT TIR'ları ile alakalı yaptıkları haberleri hazırlarken bir an olsun bile akıllarından 'Bunu yayımlamayalım' fikrinin geçmediğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü devletin İstihbarat teşkilatı bir suç işliyorsa bunu halkın bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorduk. Buna yürekten inanıyorduk. Çünkü bize gazetecilik böyle öğretilmişti. Çünkü hiçbirimiz gazeteciliği hükümet memurluğu sayan havuzlardan yetişmemiştik. Akşam baskıya kısa süre kala hukuk servisinin ağır ağabeyleri devreye girdi. Bir toplantı yaptık. Bizim şansımız, hukuk servisi bizim davalarımıza yetişmek için hepimizden fazla çalışıyor. O toplantıda da çok cesur davrandılar. Haberin arkasında durdular. Dava açılır ama halledebiliriz dediler. Çünkü arkasında durabileceğimiz bir haberdi. Türkiye uzun süredir hukuk devleti olmadığı için sonuçtan hiçbirimiz emin değildik. Gazetelerin basıldığı, gazetecilerin talimatla işten atıldığı tehditle baskılandığı bir ülkede gazetecilik yapıldığını hepimiz biliyorduk. Hakimler ve savcılarda baskı altındaydı o yüzden ne olacağı belli olmazdı. Bütün bunları bilerek hiç tereddütsüz haberi bastık. Ertesi gün bir cumhurbaşkanının bir gazeteciyi dünyanın gözü önünde nasıl tehdit edebildiğini hep birlikte gördük. TGC’nin ödülü o tehdide verilmiş en güzel cevaptır bence. Tahminin o ki burada bir gazetecilik yeteneğinden çok bir cesaret ödüllendirilmiştir. Meslekte 35 yılımı geçtim. Askeri yönetimler döneminde de görev yaptım. İtiraf edeyim ki; hiç bu kadar üst düzey bu açık tehditle karşılaşmadım."
BARIŞ İNCE: BU ÜLKEDE ÖZGÜRLÜĞÜN BİR BEDELİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ
2015 Basın Özgürlüğü Ödülü Kurum dalında BirGün Gazetesi ve Düşünce Suçuna Karşı Girişim adlı Sivil Toplum Kuruluşu’nun oldu. Ödül, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü konusundaki hak ihlallerini uğradığı baskılara rağmen düzenli olarak gündeme taşıdığı için Birgün Gazetesi’ne verildi. BirGün Medya’nın Genel Yayın Sorumluluğu görevini yürüten Barış İnce, ödülünü TGC Başkanvekili Vahap Munyar’ın elinden aldı.
İnce, şunları söyledi:
“Bu ödülü kurumumuz adına alıyorum. Kurumumuzun her çalışanı çok fazla bu ödülü hak etti, pek çok tehlikeye göğüs gererek haberi sizlere sunmaya çalıştık. Bu ülkede özgürlüğün bedeli olduğunu biliyoruz. Biz işimizi yaptığımız için cesur, biz işimizi yaptığımız için şöhret, kahraman olmak istemiyoruz. Bizim ödediğimiz bedel, yıkılmış kente oyuncak götüren çocuklardan çok daha fazlası değil. Onların yanında hiçbir şey ve ortada bir destan varsa bu destanda yalnızca onların hikayeleri olmalıdır.”
YURDATAPAN: 80 BİNİ AŞKIN KİŞİYE TEŞEKKÜR EDERİM
Büyük Seçici Kurul ayrıca basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü ile ilgili hak ihlallerinin takibi, raporlanması ve duyurulması için Türkiye ve uluslararası alanda yaptığı çalışmalar nedeniyle de Düşünce Suçuna Karşı Girişim adlı Sivil Toplum Kuruluşu’nu ödüle değer gördü. Ödülü, Düşünce Suçuna Karşı Girişim Sözcüsü Şanar Yurdatapan, ödülünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in elinden aldı. Yurdatapan, ödülünü alırken 1995 yılından beri girişime katılan 80 bin kişiye ayrıca teşekkür etti.
SÜREKLİ BASIN KARTI ALAN TGC ÜYELERİNE ANI ARMAĞANLARININ VERİLDİ
Törende daha sonra son bir yıl içinde Sürekli Basın Kartı almaya hak kazanan 34 kişiye TGC üyesine anı plaketi verildi. 24 Temmuz gazeteciler için ayrı bir önem daha taşıyor. Son bir yıl içinde Sürekli Basın Kartı alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi gazetecilere anı plaketleri sunuldu.

24 TEMMUZ
TGC Yönetim Kurulu Star Medya Grubu'na yapılan saldırıyı kınadı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Star Medya Grubu'nun binasına bomba bırakılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı. TGC'den yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Türkiye basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından ağır bir süreçten geçmektedir. Medya kuruluşları ve gazeteciler düzenli olarak hedef gösterilmekte, sözlü ve fiziksel saldırıya uğramaktadır. Bu saldırıların faillerinin bugüne kadar ortaya çıkarılamaması ve cezasız kalması demokrasi açısından hazindir. Son olarak Star Medya Grubu'nun binasına bomba bırakılmıştır. Star Medya Grubu'nun binasına bırakılan bomba, halkın bilgi edinme hakkına yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırıyı kınıyoruz. Saldırganların ve onları azmettirenlerin bugüne kadar olduğu gibi cezasız kalmaması için Vali'nin ve emniyet güçlerinin görevini yapmasını bekliyoruz. Star Medya Grubu'na ve çalışanlarına geçmiş olsun diyoruz.

28 TEMMUZ
Evrensel ve Özgür Gündem, Arınç'a dava açtı
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Evrensel ve Özgür Gündem gazeteleri için kullandığı "Bunlar suç makinesi. Bunlara dava açsak cezalara boğulurlar" ifadeler yargıya taşındı. Aralarında Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat’ın da bulunduğu bir grup gazeteci, basın özgürlüğünü güvence altına alan maddelerini ihlal ettiğini gerekçesiyle Çağlayan Adliyesi’nde suç duyusunda bulundular.


28 TEMMUZ
TGC: Gazetecilik üzerindeki kuşatmayı kaldırın
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak son dönemde medya ve gazeteciler üzerindeki ağırlaşan baskıları eleştirdi. İktidarın gazetecileri düzenli olarak hedef gösterme alışkanlığının sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada TGC, TBMM’yi gazetecilik üzerindeki kuşatmanın kalkması için göreve çağırdı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı:
“Türkiye’de koalisyon görüşmeleri sürerken, terör faaliyetleri, provokasyonlar birbirini izlerken, sınırımızda savaş ihtimali artarken ne yazık ki halkın gerçekleri öğrenmesine yönelik yasaklarla gazetecilik mesleği kuşatılıyor.
1. İKTİDAR HALKIN GERÇEKLERİ ÖĞRENMESİNİ ENGELLEMEK İÇİN GAZETECİLERİ HEDEF GÖSTERİYOR
Halkın oyuyla göreve gelen iktidar sadece kendi gerçeğinin halka ulaşmasını istiyor. Bu nedenle gazeteciliği terör faaliyeti olarak göstermeye çalışıyor.
Demokratik ülkelerde iktidarlar halkın haber alma hakkı için gazetecilerin görevlerini güvenli koşullarda yapmasını sağlamakla yükümlüyken, Türkiye’de iktidar gazetecileri düzenli olarak tehdit ediyor.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Özgür Gündem ve Evrensel gazetelerini hedef göstererek bu alışkanlığı sürdürdü. Gazetecilerin can güvenliği hiçe sayıldı. İktidar gazetecileri hedef göstermekten vazgeçmelidir.

2. YAYIN YASAKLARIYLA HALKIN GERÇEKLERİ ÖĞRENMESİ ENGELLENİYOR,
Basının toplumsal barışı sağlamada denetim görevi vardır. Kamuoyuna yansıyan olay ne kadar vahim olursa olsun halkın haber alma hakkı zedelenmemelidir. Aksi halde basın, kamuoyunun gözü kulağı olma şeklindeki hayati rolünü oynayamaz. Gerçekleri öğrenmek, bilmek herkesin hakkıdır. Bu hak zedelendiğinde gerek yargı hakkında gerek olay hakkında gerçek olmayan, spekülasyona dayanan bilgiler ortalıkta dolaşmaya büyümeye başlayacaktır ki asıl tehlike de bu olacaktır. Son olarak Suruç’taki terör olayı ile ilgili yayın yasağı getirilmiştir. Medya IŞİD terör örgütünün yaptığı her eylemi, yaptığı her saldırıyı değerlendirmek, eleştirmek, ülkenin savaş karşısındaki tutumu hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve bu konuda yayın yapma hak ve özgürlüğüne sahiptir.

3. TİB’İN KARARIYLA İNTERNET SİTELERİNE ERİŞİM ENGELLENİYOR
İnternet, iletişim özgürlüğü kapsamında bilgi ve görüş yayma ve bunlara ulaşma hakkı çerçevesinde korunan bir araçtır. İnternete yapılacak her müdahale, basın özgürlüğünü de yakından ilgilendirmektedir. Son olarak TİB’in aldığı kararla başta Güneydoğu Bölgesi’nde görev yapan internet haber sitelerine olmak üzere 96 internet sitesine ve 23 twitter hesabına “terör örgütü propagandası” yaptıkları gerekçesiyle erişim engellenmiştir. TİB’in görevi halkın gerçekleri öğrenmesinin engellenmesi olmamalıdır. İktidar ve muhalefet partilerinin temsilcilerini, sansür düzenlemelerinin değil, basın ve ifade özgürlüğünü genişletecek uygulamaların yaşama geçirildiği bir ülke için göreve çağırıyoruz.

4. MEDYA KURULUŞLARIYLA GAZETECİLERE YÖNELİK SALDIRILAR CEZASIZ KALIYOR
Yerel ve yaygın medyada gazetecilere yönelik başta polis şiddeti olmak üzere tüm fiziksel saldırılar cezasız kalıyor.
Hakkari, Yüksekova, Şanlıurfa başta olmak üzere sınır illerinde çatışmalı ortamlarda gazetecilik mesleğini yapan gazetecilere yönelik fiziksel saldırıyı gerçekleştirenler de bulunamıyor ve meslektaşlarımızın ekipmanlarına zarar veriliyor.

5. GAZETECİNİN GÖREVİ BARIŞI SAVUNMAKTIR
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak ülkede gerilimin arttığı bugünlerde tüm medya kuruluşlarını ve gazetecileri barışı savunmaya davet ediyoruz.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin
“Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri” başlığını kamuoyunun dikkatine bir kez daha sunuyoruz:
“Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslararasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.”

28 TEMMUZ
Çatışmaları izleyen gazeteci öldürüldü
Suriye’nin başkenti Şam’ın doğusundaki Cobar bölgesinde yaşanan çatışmaları izleyen Suriyeli gazeteci Thaer al-Aljani’nin, cihatçı örgütler tarafından öldürüldüğü açıklandı. Suriye devlet televizyonunda, “Ulusal Savunma Güçleri gazetecisi Thaer al-Ajlani, Cobar bölgesindeki çatışmaları aktarırken hayatını kaybetti” ifadeleri kullanıldı. Al-Aljani’nin Sham FM ve El Vatan gazetesinde çalıştığı belirtildi.

29 TEMMUZ
Gazete ve dergilerin tirajı düştü
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılına ilişkin yazılı medya istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2014'te yayımlanan gazete ve dergilerin sayısı 2013'e göre yüzde 0,5 azalarak 7 bin 120 oldu. Bunların yüzde 58,7'sini dergiler oluşturdu. Türkiye'de geçen yıl yayımlanan gazetelerin yüzde 89'u yerel, yüzde 4,9'u bölgesel ve yüzde 6,2'si ise ulusal yayın yaparken, dergilerin yüzde 38,2'i yerel, yüzde 6,6'sı bölgesel, yüzde 55,2'si ulusal yayın gerçekleştirdi. Gazete ve dergilerin yüzde 59,2'si yerel, yüzde 5,9'u bölgesel ve yüzde 35'i ise ulusal yayın yaptı. Geçen yıl gazete ve dergilerin tirajı 2013'e göre yüzde 7,6 azalarak yıllık toplam 2 milyar 274 milyon 530 bin 479 olarak gerçekleşti. Bu tirajın yüzde 94,1'ini gazeteler oluştururken, geçen yıl toplam tirajın yüzde 14,1'ini yerel, yüzde 2'sini bölgesel, yüzde 83,9'unu ise ulusal gazete ve dergiler sağladı. Gazetelerin yıllık toplam tirajının yüzde 90,2'sini günlük gazeteler gerçekleştirdi. Dergilerin ise yıllık toplam tirajının yüzde 54,5'i aylık, yüzde 16,9'u ise haftalık oldu. Gazetelerin yüzde 17,7'si günlük, yüzde 30,1'i haftalık olarak yayımlandı. Yayınlanan gazetelerin yüzde 85,8'i siyasi/haber/güncel içerikli olurken, yüzde 13,9'u ek de verdi. Dergilerin ise yüzde 22,9'u aylık, yüzde 22,2'si üç aylık olarak yayımlandı. Yayınlanan dergilerin yüzde 17,5'i sektörel/mesleki içerikli olurken yüzde 9,2'si ek de verdi.

30 TEMMUZ
Al Jazeera gazetecilerinin davası ertelendi!
Mısır'da darbe sürecinde haber yaparken tutuklanan Al Jazeera gazetecileri Peter Greste, Baher Muhammed ve Muhammed Fehmi'nin duruşması bir kez daha ertelendi. Karar duruşması 2 Ağustos'ta görülecek. Gazetecilere özgürlük çağrıları altında tüm dünyada büyük tepki toplayan davada gazeteciler 'yalan haber yaymak' ve darbe yönetimi tarafından 'terör örgütü' ilan edilen Müslüman Kardeşler'e yardım etmekle suçlanıyor. Baher Muhammed ve Muhammed Fehmi Mısır'da 412 gün hapiste kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Hapisteki diğer gazeteci Peter Greste ise ülkeden sınırdışı edilmişti. Dava ile ilgili konuşan Amerikan başkanı Barack Obama, “Al Jazeera gazetecilerin durumu ile ilgili hem özelde hem kamuoyunda tavrımız net. Serbest bırakılmalılar” dedi. Bugün Mısır Mahkemesinden çıkacak karar ile ilgili Baher Mohammed ise “ Hiç bir beklentim yok. Sadece günü gününe yaşıyorum. Suçsuz bulunsam bile hala hapiste yardıma ihtiyacı olan gazeteciler ve basın özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğim” dedi.

30 TEMMUZ
RSF: Medyaya baskı yeni gerginliklere neden olur
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Doğu Avrupa ve Orta Asya Bürosu temsilcisi Johann Bihr, yazılı açıklama yaptı. Türkiye’de son günlerde yaşananlara paralel olarak medyanın baskı altına alınmasını, "Bu baskıcı sarmal, bırakın duruma sükûnet katmayı, ancak hayal kırıklıklarını artırır ve yeni gerginlikleri beraberinde getirir" sözleriyle eleştirdi. Açıklamada, “Öyle görünüyor ki, zorluklar karşısında yetkililer, eski reflekslerine teslim oluyorlar. Bu baskıcı sarmal, bırakın duruma sükûnet katmayı, ancak hayal kırıklıklarını artırır ve yeni gerginlikleri beraberinde getirir. Bölgesel güvenlik sorunları karşısında, barış sürecine geri dönüş ve demokratik reformlara bağlılık çözümün bir parçasıdır” denildi.

31 TEMMUZ
Alman gazetecilere vatana ihanet suçlaması
Almanya'da iç istihbarat örgütünün gizli belgelerini yayınladıkları gerekçesiyle 2 gazeteci hakkında vatana ihanet suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Markus Beckedahl Netzpolitik.org haber sitesi, iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Dairesi'nin (BfV) interneti gözetleme faaliyetlerini artırmayı planladığına dair bir haberi iki bölüm halinde yayınlamış, haberde gizli belgelerden alıntılar da yapmıştı. Andre Meister, İstihbarat dairesi BfV bunun üzerine Federal Savcılığa suç duyurusunda bulundu. Federal Savcılık haberi yazan André Meister ve sitenin sorumlu yazı işleri müdürü Markus Beckedahl hakkında vatana ihanet suçlamasıyla soruşturma başlattı. Netzpolitik.org haber sitesinin kurucusu Markus Beckedahl, soruşturmaya tepki gösterdi. Beckedahl, "Alman hükümeti suç duyurularıyla NSA skandalına ne kadar battığını gizlemek istiyor" dedi. Beckedahl, "yılmadan bu konudaki yayınlarına devam edeceklerini" söyledi.

31 TEMMUZ
Antalya'da bir gazeteci, 5-6 kişi tarafından darp edildi
Antalya'nın Aksu ilçesindeki "Güney Haberci" adlı haber portalının genel yayın yönetmeni Ergin Çevik'in yaptığı bir haber nedeniyle, Kepez ilçesinde katıldığı bir düğün çıkışında, bir grup tarafından darp edildiği iddia edildi. Ergin Çevik, Kepez ilçesinde, Aksu Belediyesi basın sorumlusu Osman İmşir'in oğlunun düğüne katıldığını, düğünden çıkışta aracının yanına gelen 5-6 kişinin, kendisine gazeteci olup olmadığını sorduğunu belirtti.
Bu kişilerin kendisini darp ettiğini öne süren Çevik, olayın ardından hastaneye giderek rapor aldığını kaydetti. Çevik, Kepez Emniyet Müdürlüğüne başvurarak, olayla ilgili şikayette bulunduğunu bildirdi.

31 TEMMUZ
Basın Kartı Komisyonu toplanıyor
2015 yılının ilk Basın Kartı Komisyonu Toplantısı 17Ağustos 2015 tarihinde, ikincisi ise 18 Ağustos 2015 tarihinde Ankara’da yapılacak. Toplantıya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş de katılacak. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Toplantılarda; ilk kez basın kartı alacak basın mensupları ile sürekli basın kartı alacak basın mensuplarının müracaatları Basın Kartı Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde görüşülerek karara bağlanacaktır. Basın Kartı Komisyonu toplantılarında 12 Ağustos 2015 tarihi mesai bitimine kadar Genel Müdürlüğümüze intikal ettirilen başvurular görüşülüp karara bağlanacaktır” denildi.