Üçüncü köprü Türkiye'nin iftihar projesidir

IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Çeçen, "Üçüncü köprü Türkiye'nin iftihar projesidir. Dünyada eşi ve benzeri olmayan, mühendislik ve mimarlık olarak çok zor projeydi. Ülkeye iyi bir eser kazandırdığımızı düşünüyoruz" dedi..

 

IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen, "Üçüncü köprü Türkiye'nin iftihar projesidir. Dünyada eşi ve benzeri olmayan, mühendislik ve mimarlık olarak çok zor projeydi. Ülkeye iyi bir eser kazandırdığımızı düşünüyoruz." dedi.

İbrahim Çeçen,  yap-işlet-devret modeliyle yaptıkları Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü zamanında bitirdiklerini ifade ederek, "Köprü şu an yüzde 50 - 55 kapasiteyle çalışıyor ama her geçen gün bu artacaktır. Eminim ki 3 - 4 yıl içinde yüzde yüz kapasiteye varacaktır." diye konuştu.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü 10 yıl işleteceklerini anlatan Çeçen, şöyle konuştu:

"Üçüncü köprü Türkiye'nin iftihar projesidir. Dünyada eşi ve benzeri olmayan, mühendislik ve mimarlık olarak çok zor projeydi. Ülkeye iyi bir eser kazandırdığımızı düşünüyoruz. Projeyi, zor şartlarda rüzgarlı havalarda fırtınalarda bir sürü riskleri göze alarak çok şükür süresinde bitirip 26 Ağustos 2016'da açılışını yaptık. Şu anda işlettiğimiz köprüyü 10 yıl daha işleteceğiz. Köprünün yapımı için üstlendiğimiz kredileri orada ödeme konusunda gayret gösteriyoruz. İnşallah işletmede de başarılı oluruz."

Bazı kesimlerin, "köprüye garanti verildi, bu garanti de milletin cebinden çıkıyor" şeklinde doğru olmayan eleştirilerde bulunduğunu dile getiren Çeçen, şöyle devam etti:

"Böyle bir algı halen muhalif taraflarca dillendiriliyor, bunun gerçeklikle alakası yok. Çünkü bu köprü yüzde 50 kapasite ile çalışıyor. Yani verilecek olan garantinin yüzde 50'sini biz geçişlerden alıyoruz, yüzde 50'sini ise devletten alacağız. Önümüzdeki yıl bu yüzde 55 - 60 olacaktır ve devletin hissesi azalacaktır. Bu, ilk 3 - 5 yılda sıfıra inecektir. Yani 5 yılda köprüden gelen gelir devletin verdiği garantiyi kapatacaktır, ondan sonra da köprü devletin olacaktır."

Çeçen, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün devlete bir maliyetinin olmadığına işaret ederek, "Devlet köprüye 5 kuruş vermedi. Köprü 3 milyar 200 milyon dolara mal oldu, 10 sene sonra devletin olacaktır. Devlet artık kiraya mı verir kendisi mi çalıştırır o artık devletin bileceği iştir, yap - işlet - devret modelinin mantığı budur. İstanbul Yeşilköy'deki havalimanı aynı şekilde yapıldı ve 3 yıl 8 ay sonra yapan firma devlete burayı devretti. Devlet o yıldan itibaren 3 milyar dolara 15 yıllığına kiraya verdi. Yani Yeşilköy Havalimanı 3 yıl 8 ay karşılığında yapılmış oldu. 3 yıl 8 aydan sonraki bütün gelirler devletin." dedi.

Yap - işlet - devret modelinin devletin yepyeni proje modeli olduğuna dikkati çeken Çeçen, "Bugün Avrupa da dünyanın diğer ülkeleri de yap-işlet-devret modelini kopya etmeye, iş yapmaya çalışıyor. Çünkü devletin maliyesi, hazinesi bu işlere yeteri miktarda ödenek ayıramıyor. Bu projeler kendi kendilerini kurtaran, ekonomiye dönüş hızı yüksek olan projelerdir. Ancak büyük yatırımlar ve projelerin, ülkenin kalkınması için bu modelle yapılması doğrudur, bunun da devam etmesi de gereklidir." diye konuştu:

"3 milyon 100 bin ağaç diktik"

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yapımı sırasında çevrecilerin itirazı olduğunu dile getiren Çeçen, şunları kaydetti: "Çevrecilerin haklı tarafları vardı. Ormanda otoyol geçiyor. 200 kilometre 4 şeritli otoyol yaptık. 200 kilometre otoyol geçen ormanda ağaç kesmek zorundasın. Başka türlü bunun izahı yok. Ama dünyanın her yerinde otoyol yapıldığı zaman ağaç kesilir. Önemli olan o kestiğiniz ağaçlar kadar yine çevreye ağaç dikebiliyor ve yetiştirebiliyorsanız o zaman mesele yok. Biz şimdiye kadar o bölgöye 3 milyon 100 bin ağaç diktik ve bunu 5 milyona tamamlayacağız. Bu sorunu da bu şekilde çözdük. Bunun dışında çok büyük bir engelle karşılaştığımızı da söyleyemem."